12. BÖLÜM: YANLIŞ UYGULAMALAR VE KURUMSAL SORUNLAR (Mehmet Yapıcı ( Devrimi )

(Arifane Canların Bildirisi Üzerine Açıklamalı Yorumum)
(Yolun Değerlerinden Uzaklaşma, Kurumların Kimlik Kaybı ve Bilimsel Eğitim İhtiyacı)
12.1. Yolun Görkemle Değil, Bilinçle Yaşatılması
Hakikatçi Alevilik, gösterişten arınmış, sade ama derin bir yaşam öğretisidir.
Bu yolun özü, rıza, sevgi, paylaşım ve bilinç üzerine kuruludur.
Ancak günümüzde bazı uygulamalar, bu derinliği biçimsel gösterilere dönüştürmüştür.
Alevilik adına yapılan bayram cemleri, kanlı kurban törenleri, sahneleştirilmiş cemler, yolun özündeki sadelik ve maneviyata aykırıdır.
Bu tür uygulamalar, Aleviliği halkın inancından koparıp bir “kültürel gösteri”ye çevirmektedir.
Toplumsal yozlaşma yalnızca dış baskıdan değil,
yol içi bilinç eksikliğinden de kaynaklanmaktadır.
Bu nedenle Arifane Canları’nın uyarısı nettir:
“Yolu kirleten, dış değil; içteki gaflettir.”
12.2. Bayram Cemleri: İslamî Taklit ve Yolun Anlam Kaybı
Alevilikte “bayram” kavramı, İslam’da olduğu gibi belirli bir tarihsel olaya veya ritüele dayanmaz.
Gerçek bayram, rızalıkla bütünleşen gönül aydınlığıdır.
Ancak bazı kurumlar, İslami kültürün etkisiyle “Kurban Bayramı” veya “Ramazan Bayramı” gibi bayram cemleri düzenlemeye başlamıştır.
Bu cemlerde, Alevilikle ilgisi olmayan “dua, sure, tekbir” gibi unsurlar yer almakta;
pirlerin kelamları yerine hutbe tarzı konuşmalar yapılmaktadır.
Oysa Alevi cemleri, tapınma değil, kendini bilme ve toplumla rızalaşma mekânıdır.
Bu tür etkinlikler, Aleviliği “resmî dinin uzantısı” gibi göstererek
yolun bağımsız kimliğini zedelemektedir.
Hakikatçi Alevilikte “bayram”, doğayla uyum, toplumsal dayanışma ve emeğin bereketidir gösteri değil, paylaşım ve bilgeliktir.
12.3. Kanlı Kurbanlar: Yolun Ahlakına Aykırı
Alevilik, cana kıymamayı en yüce ahlaki değer sayar.
“Eline, diline, beline sahip ol” ilkesi,
yalnız insana değil, bütün canlılara saygıyı içerir.
Ancak bazı kurum ve dergâhlarda hâlâ kanlı kurban uygulamaları sürmektedir.
Bu, Alevi felsefesine bütünüyle aykırıdır.
Çünkü bu yol, bir canı öldürerek değil, nefsini öldürerek yaşar.
Gerçek kurban; nefsi kesmek, kibri yenmek,
kendini başkasının yerine koyabilmektir.
Yani Alevilikte kurban, felsefi bir arınma simgesidir;
boğazlanan bir canın değil, pişen bilincin sembolüdür.
Kanlı kurbanlar, hem doğaya hem vicdana ihanettir.
Alevi toplumu, bu tür uygulamaları terk etmeli;
lokmasını yaşama, bilgiyi paylaşmaya, yoksula uzanmaya dönüştürmelidir.
12.4. Gösterişli Törenler ve Maneviyatın Boşaltılması
Son yıllarda Alevi kurumlarının düzenlediği birçok etkinlik,
tören, konser, panel veya festival adı altında yapılmakta;
ancak bu etkinliklerde bilinçten çok görünürlük ön plana çıkarılmaktadır.
Bazı cemler sahneye taşınmış, semahlar koreografi hâline getirilmiş,
deyişler içi boş “folklorik unsurlar”a dönüştürülmüştür.
Oysa semah, bir dans değil; evrenle birlik hâlidir.
Deyiş, bir şarkı değil; hakikatin sesidir.
Bu gösteriler, yolun bilgelik yönünü zayıflatır;
cem meydanını bir gösteri alanına, pirleri ise sunucuya dönüştürür.
Hakikatçi Alevilikte esas olan şekil değil, özdür.
Meydan, gönül aynasıdır; sahne değil.
Alevilik ne gösteriyle yaşar, ne de alkışla büyür.
O, sessiz bir çerağ gibi yanar; ışığını gönüllere saçar.
12.5. Kurumlarda Çıkar, Siyaset ve Güç Mücadelesi
Alevi kurumları, tarih boyunca baskılara rağmen
birlik, dayanışma ve hakikat bilincini korumayı başarmış yapılardı.
Ancak günümüzde birçok kurum, bireysel çıkar, siyasal yönelim ve makam hırsı nedeniyle amacından uzaklaşmıştır.
Bazı yöneticiler, kurumları halkın değil, kişisel çıkarlarının aracı hâline getirmiştir.
Kimi siyasetçiler, bu kurumları parti uzantısına dönüştürmüş,
yolun bağımsız çizgisine gölge düşürmüştür.
Alevilikte rızasızlık, en büyük kusurdur.
Rızasız görev alan, halkın değil; nefsinin hizmetkârıdır.
Bu nedenle Arifane Canları’nın çağrısı açıktır:
“Kurum yöneticileri, yola hizmet etmek için vardır; yol, onların makamı için değil.”
Alevi kurumlarında göreve gelecek her can,
önce yol eğitimi almalı; rızalıkla seçilmeli;
siyaset değil, hizmet yürütmelidir.
12.6. Bilimsel Eğitim ve Kurumsal Yeniden İnşa
Alevi kurumlarında görev alacak canlar, bilimsel temelli, disiplinler arası bir eğitim sürecinden geçmelidir.
Bu eğitimlerde; tarih, halk bilimi, müzik, sosyoloji, antropoloji,
iletişim ve felsefe gibi alanlarda yetkin uzmanlardan yararlanılmalıdır.
Çünkü Alevilik, yalnız bir inanç değil;
bilim, sanat ve toplumsal yaşam felsefesidir.
Bu yönüyle eğitim, yolun yeniden örgütlenmesinin temelidir.
Ayrıca düzenlenecek etkinliklerde yer alacak sanatçılar,
Aleviliği “mistik folklor”a dönüştürmeden, özünün bilinciyle temsil etmelidir. Çünkü her sanatçı, sözün taşıyıcısıdır; yanlış yorum, halkın belleğini zehirler.
Kurumlar, bilimin ışığında yeniden yapılandırılmadıkça;
Alevilik, şekilsel bir gelenek olarak kalır. Gerçek diriliş, bilgiyle ve rızalıkla örgütlenmiş bilinçli kurumlar sayesinde olacaktır.
12.7. Yolun Onarımı, Bilincin Yeniden Doğuşudur
Bugün Aleviliği yozlaştıran asıl tehlike, devlet değil, bilinçsizliktir.
Gösterişli törenlerle değil; sade, bilge, rızalık dolu erkanlarla
yolun özü korunabilir.
Her kurum, yeniden irfan ocağı hâline getirilmelidir.
Görev alan her can, eğitimli, vicdanlı, paylaşımcı olmalıdır.
Yol, bireylerin değil, toplumun hakikatine hizmet eder.
Hakikatçi Alevilik bize öğretir ki:
“Eğer kurumlar bilinçle yürümezse, yol yürüyemez.”
“Gösteriyle Yol Olmaz Kör Cahil”
Bayram dedin, cem ettin sözde,
Kan akıttın, cana kıydın gafil.
Yol gösteriş değil, aşkın ahengidir,
Gösteriyle dar olmaz kör cahil.
Kurban kesen el, el degildir,
Cana kıyan yürek, gönül degildir.
Lokma demek, kurban degildir
Cana değil, nefsine kıy cahil.
Cemi sahne yaptın, piri sanatcı,
Semah dönen canları danscı.
Aşık sahnede oldu sarkıcı,
Tiyatro gibi yol olmaz cahil.
Kurum olmuş mescit meydanı,
Rızasız dillerde döner devranı.
İtikat yok olmuş, çıkar makamı,
Bumudur hakka halka hizmet cahil.
Devrimî der; herkes çıkar peşinde,
Unvar, rutbe, makam seçince .
İmamlar Pir postuna gecince,
Erler kör, sagır, dilsiz, olmuş cahil.
Aşk ile Mehmet Yapıcı ( Devrimi )
