11. BÖLÜM: ERKÂNLARIN BOZULMASI (Mehmet Yapıcı ( Devrimi )

(Arifane Canların Bildirisi Üzerine Açıklamalı Yorumum)
(Yolun Manevi Temellerinde Sarsılma, Dış Baskının İçselleşmesi ve Hakikat Bilincinin Yeniden Kurulması)
11.1. Yolun Ruhuna Yönelik Sessiz Tehdit
Alevilik, binlerce yıl boyunca söz, kelam, nefes ve erkân ile taşınmış bir hakikat yoludur.
Bu erkânlar yalnızca birer ritüel değil, insanın kendi özünü eğitme biçimidir.
Ancak son dönemlerde bu kutsal yapının özü sarsılmış, biçim öne çıkmış, anlam geri itilmiş, içeriğindeki mana ve hakikat değiştirilmiştir.
Arifane Canlarının da vurguladığı gibi, bugün en büyük tehlike
devlet baskısından değil, devletin dilinin erkânlara sızmasından doğmaktadır.
Bazı sözde mürşitler, postnişinler ve hizmet yürütücüleri,
devletin ideolojik etkisine kapılarak yolun bağımsızlığını zedelemiştir.
Böylece erkânlar; hakikat, rızalık ve bilinçten uzaklaşarak,
İslami kalıplara ve şekilciliğe bürünmüştür.
Bu, yalnızca bir biçimsel bozulma değil, aynı zamanda ruhsal bir yabancılaşmadır.
11.2. Devlet Etkisi Altındaki Mürşitlik ve Post Makamı
Alevilikte mürşitlik ve post makamı,
en yüce sorumluluğu taşıyan, halka hizmeti kendine borç bilen görevlerdir.
Bir mürşit, ne kadar bilgi sahibi olursa olsun,
devletin diliyle konuşmaya başladığında yolun çerağı sönmeye başlar.
Son yıllarda bazı ”sözde post sahiplerinin” resmî kurumlarla kurduğu ilişkiler, devletin Aleviliği “yönlendirme” arzusunu güçlendirmiştir.
Bu kişiler, “birlik”, “kardeşlik” veya “devletle uyum” adı altında
yolun özgür ve eleştirel ruhunu törpülemişlerdir.
Oysa Hakikatçi Alevilik, hiçbir siyasi otoritenin gölgesinde yaşayamaz.
Bu yolun rehberleri, devletten değil, halktan rızalık alır.
Pirlik makamı, saraydan değil, meydandan doğar.
Devletin postuna oturan her can,
bilmeden veya bilerek, yolun dilini susturur.
Ve bu sessizlik, hakikatin yankısını boğar.
11.3. Hakk’a Uğurlama Erkânlarında Bozulma
Bugün en fazla bozulmanın yaşandığı alan,
Hakk’a Uğurlama (Hakk’a Yürüme) erkânlarıdır.
Birçok yerde bu erkân, İslami cenaze ritüellerine benzetilmekte;
bağlama yerine Kur’an ilavetleri, devriye yerine sure okumaları yapılmaktadır.
Oysa Alevilikte ölüm yoktur; devir vardır.
Can, ölmez; yalnızca biçim değiştirir.
Bağlama, bu yolculuğun rehberidir;
çünkü telli canın sesi, devriyenin bilgisini taşır.
Bağlamanın sustuğu yerde, canın yolculuğu eksik kalır.
Bazı hizmet yürütücüleri, toplumsal baskıdan çekinerek
İslami öğeleri erkânlara eklemekte;
bunu “saygı” veya “birlik” adına meşrulaştırmaktadır.
Ama bu bir saygı değil, teslimiyet hâlidir.
Hakk’a Uğurlama erkânında sure, ayet, dua değil;
devriye, nefes ve insanın Hakk’la birliği söylenmelidir.
Çünkü Alevilikte Hakk, gökte değil; canın özündedir.
Hakk’a yürüyen can için Kur’an okunması,
onu uğurlamak değil, yolu karartmaktır.
Bağlama susarsa, hakikat de susar.
11.4. Egemen Dini Etkisi: Sızan Yapay Sözcükler, Değişen Anlamlar
Egemen dinin baskısı, Aleviliğe sadece “yukarıdan” değil,
dil ve semboller üzerinden de sızmıştır.
Bugün birçok cem ve erkânda duyulan kelimeler
“amin”, “dua”, “rahmet”, “mekânı cennet” ve benzeri söylenceler
Alevi yol diline ait değildir.
Bu kelimeler, fark edilmeden hakikat dilini tahrip eder.
Çünkü her kelime, bir düşünceyi taşır;
dil değiştiğinde düşünce de değişir.
Yolun dili olan “aşk ile, Hızır aşkına, rızalıkla, dilerim” gibi ifadeler,
yerini dini kalıplara bıraktığında,
Alevilik artık başka bir inancın aynasında görünmeye başlar.
Bu sızmanın en tehlikeli yönü,
toplumu kendi kimliğini savunamaz hâle getirmesidir.
Bir zaman sonra, insanlar “bizim dilimiz de böyleydi” sanır.
Oysa dil, yolun hafızasıdır; dil giderse yol da gider.
Alevilikte egemen dinin sözcükleri değil,
Hakikat’in dili konuşulmalıdır.
Çünkü bu yolun kelimeleri, bilincin çiçekleridir.
11.5. Bağlamanın Susması: Sözün ve Bilincin Ölümü demektir
Bağlama (Telli Can), Alevilikte sadece bir müzik aleti değildir.
O, sözün vücut bulmuş hâlidir.
Pir Sultan’ın, Hünkar Veli’nin, Nesimî’nin, İbreti’nin sesi
tellerde yankılanır; her tını bir hakikat dersi verir.
Ancak bugün bazı erkânlarda bağlama susturulmuş,
yerine “ilahî” veya “mevlit” sesleri yükselmiştir.
Bu sessizlik, yalnız bir enstrümanın değil,
bilincin ve kimliğin susturulmasıdır.
Devriye söylenmediğinde,
canın dönüşü unutulur;
ölüm korkuya, yas karanlığa dönüşür.
Oysa Alevilikte ölüm yoktur, yalnız dönüş vardır.
Bağlamanın sesi, insanın içindeki evreni anlatır.
O sustu mu, evrenin sesi de susar.
Bu yüzden Hakikatçi Alevilik der ki:
“Bağlamayı susturan, Hakk’ı susturur.”
CANLAR Bağlama, cemlerin kalbidir.
O yoksa, cem yalnız bir tören;
yol ise yalnız bir hatıradan ibaret kalır.
11.6. Erenler Erkanı Onarmak, Hakikati Onarmaktır
Alevilikte erkân, biçim değil bilinçtir;
gösteri değil, öğretidir.
Bugün bu bilincin yeniden kurulması,
yolun geleceği için zorunludur.
Mürşitler, post sahipleri, hizmet yürütücüleri
devletin değil, yolun vicdanına bağlı kalmalıdır.
Hakk’a Uğurlama erkânı yeniden
devriyeyle, bağlamayla, rızalıkla yürütülmelidir.
Yolun diline, sembollerine, nefesine sahip çıkmak,
Aleviliği korumanın en sade ama en güçlü yoludur.
Çünkü Alevilik; sadece kitaplarda değil, canın sesiyle yaşar.
Erkânlar bozulduğunda, toplum bilinçsizleşir;
ama yeniden onarıldığında,
her telde, her sözde, her nefeste, her dilde ve renkte Hakikat yeniden doğar.
“Bağlamayı Susturmayın”
Posta oturmuşlar, söz devletten yana,
Yolun dili susar, çerağ yanmaz kanar.
Bağlama sustu mu, hakkın dili susar,
Aşkın sesi kalmaz, devriye biter can.
Hakk’a uğurlamak, yasla değil aşkla,
Devriye söylenir, yol olur devran olur.
Sureyle değil, deyişler ile meydan acılır,
Can hakka döner, devri daim sürer.
Kur’anla cem olmaz, sureyle yol olmaz,
Yol Hakk’ın özünde, kutsal kitapla dolmaz.
Bağlamayı susturmak, hakikati susturmaktır,
Ama yol susarsa, hak evren can susar.
Dilimizde “söz ile”, telimizde Aşk ile,
Egemenin ayeti yolumuza cıkamaz.
Yol dili ışık, düşünce de öz vardır,
Hakikatin tınısı, baglamanın sesidir.
Devrimî der; al telli canı, vur döşüne
Sözle can dirilt, cerağ ver ocağına.
Susturma bağlamayı, yolun Aşkına,
Hakikat bu seste, ışkla parlar canlar.
Aşk ile Mehmet Yapıcı ( Devrimi )
