Uyduruk Yılbaşı ve Yılbaşı ve Gerçeği

Uyduruk Yılbaşı ve Yılbaşı ve Gerçeği  

(DAB – Bekir Özgür – 30/12/2015.) Yeni yil newroz noel hizir Alevi kizilbas pir sultan DAB cevrimci Aleviler Birligi

Bir yılın bitişi, yeni bir yılın başlangıcı kabul edilen Aralık Ayı’nın son gece yarısı ile Ocak Ayı’nın ilk gece yarısının eklemlendiği veya ayrıştığı anın, Yıl dönümü (başı) sayılabilecek doğa bilimlerine dair bir kanıta tanık olmadım, bu konuda bilimsel veri sunan bir belge olduğunu da sanmıyorum.

Doğa bilimlerinin hiçbir dalında bilimsel yeri, dayanağı, açıklaması yoktur. Yılbaşı denilen bu masal, Hıristiyanlığın Peygamberi İsa’nın ne zaman nerede doğduğu kesin bilinmezken fakat Onun doğum günü kabul edilen kurguya dayalı uyduruk, bilim dışı söylentiye dayandığı bilinmektedir.

Bu yılbaşı olayına “Uyduruk masal” iddiasında bulunabilmek için masalın uydurulduğu dönemin olgu ve olaylarını mantıklı ve gerçekçi temele dayandırmak, iddiaya kanıt olabilecek verilerle açıklamak gerekir. Mantıklı veri dayanağı yoksa milyarlarca insanın “Yılbaşı” kabul edip kutsayarak coşkuyla kutladığı bu olaya “Masal” deyip geçmek, gülünç duruma düşmek olur. Dikkat edilirse yılbaşı kutlaması kış mevsiminin yaklaşık tam ortasına denk gelişi, insan yaşamıyla doğrudan ilişkili kadim bir geleneğin anlam değişmesi ve zaman olarak bir nebze de yer değiştirmesidir.

Roma İmparatorluğunun doğu uzantısı Bizans’ın MS 325 de Hıristiyanlığı devlet dini olarak Anadolu halklarına dayatması Bâtıni (Alevi) inançlı toplumda yoğun ve sert tepkilere neden oldu. Tepkileri şiddet yöntemiyle bastıramayacağını anlayan Bizans yönetimi ve kiliseye hâkim din adamları, halkın kutsadığı figür ve motiflerin anlamını, Hıristiyanlığın kutsal ikonlarına dönüştürerek “Sizin kutsalınız, bizim de kutsalımız” sahtekârlığıyla halkın tepkisini yatıştırma bastırma yöntemi geliştirdiler. Yılbaşı geleneği, Hıristiyanlığın toplum yaşamına girdiği, daha doğrusu sokulduğu çağda Anadolu halkının, günümüzde ise Alevilerin Ocak Ayı’nın son günleri ile Şubat Ayı’nın ilk günlerine denk gelen zaman içinde yedi gün tutulan “Hızır orucu” sonrası düzenlenen “Lokma Cemi” kutlaması, bir ay öne çekilerek İsa’nın doğduğu gün ilan edildi.

“Hızır” kültü de, çocuklara hediye dağıtan kırmızı (kızıl) giysili ve aksakallı “Noel Baba” kültüne dönüştürüldü. Hızır Kültünün ve Hızır orucunun nesnel dayanağı, toplumun yazdan kış geçimliği olarak hazırladığı besin nesnelerinin azaldığı, açlıktan kitlesel ölümlere karşı var olanı birleştirip az yiyecekle yetinerek ‘Lokma’ yapılmasına ‘Oruç’ denildi.

Baharın yaklaştığı, doğanın kısa zamanda yeniden uyanıp bolluğun gelmesi için de, Hızır kültüne yakarıldığı, toplumların sıkıntılı günlerde yarattığı dayanışmanın zaman içinde töreye dönüşmüş tarihin sosyal gerçekleridir. Bizans uyduruk Hıristiyanlığı Anadolu kadim halkına şirin göstermek ve kolay kabullenilmesini sağlamak için halk algısında zor günlerin yardımcısı Hızır kültünü Noel Baba’ya dönüştürüp yılbaşı töresi uydurmuştur.

Anadolu halkının kadım kutsalı Ana Tanrıça (Ma) bakire Meryem örtüsü altına alındı, Divan-ı Dar da uyandırılan çırağ kilisede mum yakma, doğanın 4 yönünü, yaşam kaynağı 4 elementi, Erkânın 4 kapı ilkesi vb, derin ve bilimsel anlam içeren dörtlü simgeyi İsa’nın gerildiği Haç işareti, temel besin kaynağı ekmeği, muhabbet aracı keyif veren Dem almayı kilisede papanın verdiği kutsal ekmek ve şarap kültü, Divan-ı Dar da görgü-sorgu prensibini kilise hükmüne göre suç işleyenin aforoz edilmesi, perde arkasındaki papaz önünde günah çıkarma ritüeli, günümüzde Alevi toplumunun Divan-ı Dar töreninde uyguladığı ritüellerdir. Şunu özellikle belirtmeliyim; bu ritüeller, Aleviliğe Hıristiyanlıktan geçmiş değil, tersine Hıristiyanlık Alevilikten aşırmıştır. Zira Alevilik, Hıristiyanlıktan binlerce yıl önce Anadolu da kadim bir kültür ve sosyal bir gerçekliktir.

Aslında “Yılbaşı”, doğanın kendi yasalarıyla işlediği ve gün dönümü denilen, gece ile gündüzün saat zamanı olarak eşitlendiği, 21 Eylül veya 21 Mart olması gerekir. Bu bağlamda Aralık’ın son ve Ocak’ın ilk gecesinin Yılbaşı kabul edilmesinin ne doğa yasalarıyla ne insansal yaşamla açıklanır tutarlı bir yanı yok.

Gerçek Yılbaşı, 21 Mart “Nevruz” günü kabul edilmesi, saat zamanı olarak bir yandan, gece ile gündüzün eşit olmasıyla doğa yasalarına uygun oluşu, diğer yandan doğanın yeniden uyandığının gözle görünür hal alması, sıkıntılı kış günlerinin bittiği, hayvanların kurudan yeşil otlağa çıktığı, bolluğun fışkırdığı ve yaşamsal zorlukların geride kaldığı 21 Mart, gerçek anlamda kutlanmaya ve bayram etmeye değer bir gündür..

Herkesin 21 Mart Nevruz Bayramı Yılbaşı şimdiden kutlu olsun!

DAB – Bekir Özgür – 30/12/2015.

2 yorum

  1. Sayın Han, bu web sayfasında ki yazıları incelerseniz Aleviliği Şii-İslam figür ve söylemlerden arındırılması çalışmalarını görürsünüz. Bu çalışmalar Aleviliği tarihsel özüne kavuşturarak güncelleme çabasıdır. Sizin de bu faaliyete katkı sunmanızı saygıyla öneriyorum.

  2. Yilin en uzun gecesi 22 Araliktir 23 araliktan sonra günler uzayip geceler kisalmaktadir.
    Doga kis uykusundan yeniden uyanmaya baslimaktadir.
    Aslinda Bilimsel acida bakilirrsa bu günde yilbasi olabilirdi.
    Ama bunlar Günümüzde benligini kayip etmis özünü zorla Islama dayatmaya calisan Alevilerin en son sorunu diye düsünüyorum.
    Aleviler 1200 li yilardan beri siistematik islamlastirmadan nasil arindirilir diye düsünmemiz bu yolda yazip cizmemeiz gerekir diye düsünüyorum.
    21 Mart Aleviler icin yeniyil Kürtler icin Nevroz Bayrami olarak daha bilincli bir sekilde kutlanilmasi gerekiyor.

Bir Cevap Yazın