SURUÇ VE ARTIK VARILMASI GEREKEN SONUÇ

 

Ön söz yerine: “gerçekler devrimcidir”

 

1915 de 1.5 milyon Ermenin yok eden tarih bitti mi canlar? 1921 yılının 28 Ocağı’nı 29’a bağlayan gecesi Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı katleden tarih bitti mi canlar? 1938 Dersim katliamı bitti mi canlar? 68 kuşağını darağacına alan, kurşunlara dizen, işkence de katleden tarih bitti mi canlar? 12 Eylül, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi bitti mi canlar?

Affınıza sığınarak es geçmiş ve ya unutmuş olduğum tarihleri hatırlayın. Kanlarla yazılı bir tarih bitti mi canlar? Şimdi Gezi, Rojova, Roboski, Okmeydanı, Kürdistan da “çoluk çocuk demeden gerekeni” yapan tarih…

Bir fark gösterin canlar, öyle bir fark gösterin ki sorun sadece AKP’de ve İŞİD’de  diyeyim. Sorunu iktidara gelen ve iktidarın tetikçiliğini yapanlarda mı ariyacağız? Susurluk kazasında ölen kanlı gladyo’nun İŞİD den farkı neydi? Yukarda sayılan tarih içinde ki cellât ve hükümetler…

Kısacası Türkiye ve Kürdistan tarihi kanla yıkanmıştır ve bu kan bir devlet geleneği ile yapılmıştır. Sorunu iktidar hedefli ve onun kullandığı maşalar ile açıklayan her kalem, her perspektif ve strateji SAKATTIR! Bir devlet geleneği sistematik bir biçimde orta yerde iken, sadece onun kukla biçiminde “emir erliğini” yapanları vitrine sunmak, bir aldatmaca ya da bir kavrayışsızlıktır! İktidarlar geçicidir, “baki” olan devlettir. Aksi olsaydı yukarda saydığımız iktidarlar ve cellâtları tarihin belli kesitlerinde eriyip gitmezdi. Bu gün AKP de aynı sonu yaşayacak bu kaçınılmaz. Eriyor. Kitle desteği kırılacak, kırılıyor. Bunca zulüm orta yerdeyken ve bir o kadar yoksulluk diz boyu olurken, bir iktidar en fazla beş yıl ömür sayar kendine. Son seçimlerde yaşadıkları panik ve yaratmak istedikleri kargaşa bunun ÇIRPINIŞIDIR.

“Üç beş füze” atarak, 300 gencin gülüşünü kana bulayarak halka gözdağı verenler, tek bir gerekçe ile sistem tarafından henüz yıkılmamış durumda. ABD için Ortadoğu projesin de en uygun “VİTRİN” Müslüman GÖRÜNÜMLÜ iktidar oluşudur. Geniş bir kitleyi dini kullanarak avutan bir iktidar Ortadoğu içinde aynı görev içinde görülüyor. Demokrat, devrimci, liberal ve ulusal Halkın karşısında ise yıpranmış bir iktidar. Bu vitrinin İSLAMİ BİR BÖLGEDE İSLAM BAYRAĞI İLE TALAN ETME, BÖLME, PARÇALAMA VE YÖNETME nedeni olarak ele alınmakta. Bu sonsuz olamaz. Her iktidar gibi miadını doldurdu. Halkın direnişi, gezi ve en son yükselerek büyüyen ROJOVA pratiği, halkın birleşik mücadele duygularını büyütüyor. Bu VİTRİN camı çerçevesi ile indirilecek!!!

Sorun buna hazırlıklı bir kitle ve o kitleye yön verecek bir politik bilinç ile örülü örgütlenmede. Ulusal hareket büyük ölçüde bu soruna mehlem olup var olan “açığı” kapatırken, komünist ve devrimci görev yüklenen örgütlerin bu sürece daha fazla katılımı şart. Rojova da 68 geleneğinden gelen devrimci hareketlerin yer alması umut yüklüyor. Buna rağmen yetersizlikler orta yerde. SURUÇ olayında ülke büyük ölçüde kan ağlarken ve halk öfke boşalması içinde iken; tam anlamıyla “barış sürecinde” çıkamayan ulusal hareketin ve kitleler ile bağ kuramayan Türkiyeli devrimcilerin (“hala”) hazırlıksız olduğunu ortaya koyuyor. Affınıza sığınarak bir alıntı ile konuyu somutlamak istiyorum.

“devrim, çok iyi hazırlanmayı gerektiren, büyük özveriler isteyen ağır ve ciddi bir iştir. Eğer bir KOMÜNİST HAREKETİN TAŞIMASI GEREKEN NİTELİKLERE SAHİP OLUR ve bunları sürekli olarak korursak, hareketimizin hızla büyüyüp gelişeceğine, halk kitleleri arasında dal budak salıp kökleşeceğine derinden inanıyoruz. Çünkü halk tava gelmiş toprak gibidir, bizler de sağlam ve yeşermeye hazır tohumlar olmalıyız” (İbrahim Kaypakkaya -seçme eserler) İşte hayata geçirilmesi gereken sorunun özü. Taşınması gereken NİTELİK!

Ortadoğu daha çok kana doyacak. 3. Dünya savaşı örtülü bir biçimde başladı ve sürüyor. Buna hazırlıklı olmak için, Türkiye ve Kürdistan güçlerinin DEVRİMCİ BİRLİĞİ ve DEVRİMCİ TEMELDE KOLLEKTİF ÇALIŞMALARI şart. Bunun içinde yer alacak tüm demokratik ve devrimci yapıların, FİKİR VE ÖNERİLERİ İLE somut sonuçlar çıkararak, faşizme, ABD, AB VE Rusya gibi kana susamış güçlerin oyunlarına dur demelidir.

Bu, halk uğruna savaşanların zorunlu bir sorunudur.

Dünyanın gerçek özgürlüğüne yakılacak kıvılcımın tutuşturulma sorunudur. Ekonomik kriz bahanesi ile 1. ve 2. Dünya savaşı başlatanlar ayaklarına sosyalizm gibi ağır bir taş düşürdüler. Örtülü bir biçimde başlatılan 3. Dünya savaşı da devrim ve sosyalizm yolunu istemeden açmış olur. Buna hazırlıklı olacak ve bu niteliği taşıyacak olanlar elbette DEVRİMCİLERDİR!

Bozkırlar kuru, bundan daha fazla zulme, yoksulluğa ihtiyaç kalmadı, cehennem yeryüzünde yeterince yaşanıyor. Buna son verecek her güç, sorunu SADECE AKP ve İŞİD ile sınırlayıp bizleri yanıltacak her türlü söylemden kaçınmalı ve Ortadoğu halkının birleşik mücadelesini örmelidir. Alevi canlarında bu bilinç ile hazırlıklı olması ve Alevi kurum, kuruluşların bu çerçevede olayı ele alması zorunludur. DAB da (Devrimci Aleviler Birliği) bu konuda çalışmalarını böylesi bir güç için harcamalı ve harcıyor da. Unutmayalım ki İslamı kullanmak isteyen güçlerin hedefinde Aleviler de var. En çok örgütlülüğe birlikte mücadeleye ihtiyaç duyacak kesimdir. Aleviler her yerde kendi kimlikleri ile ve mücadelenin öznesi (kendisi) olarak var olmak zorunda.

Anlatamadım mı sevgili canlar? Sorun yok ya da SORUN SİZDE DEĞİL bende! Anlatamıyorsak, müdahil olup müdahale edemiyorsak sorunu başka yerde aramayalım.

 

Son söz yerine RADİKAL OLMAK ZORUNDAYIZ!

Devrimci Aleviler Birliği

Börklüce Mustafa 21.07.2015

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın