ÖRGÜTLENME ÜZERİNE..

ÖRGÜTLENME ÜZERİNE.. 

(Mehmet Yapıcı &  Feramuz Acar – DAB  9.6.2017)

ÖRGÜT

Örgüt deyince, kimileri sanki “ÖCÜ” görüyor… Hele, Devrimci Alevi Örgütlenmesi deyince, kesin ‘’terÖRist’’ öcüsün. ÖRgüt; örmek ipler tuğlaları (canları) birbirine bağlanmak, bir bütünlük oluşturmak, vahdeti vücutta, koruyucu bir “zırh” savunma duvarı örmektir. ÖRGÜT, dernek, sendika, vakıf, STK kurumları, siyasi parti, kitlesel hareketler vs. Örgütlenmeler kimine göre yasal legal, kimine göre illegal, olarak görülür, bu kimin hangi pencereden baktığına bağlıdır.   Tüm örgütlenmeler belirli bir AMAÇ için, derlenip toplanıp bir araya gelinen, o amaç için mücadele verilen, bir zorunlu ihtiyaca cevap veren, toplumsal bir ARAÇTIR. Birey tek başına tek bir kibrit çöpü gibidir. İsteyen herkes; soyguncu vurguncu, patron, devlet düzen sitem, vs.  onu bir çırpıda kırabilir. Fakat yüzlerce kibrit çöpü birbirine, bağlanıp, yapışıp dik durursa, örgütlenirse, kolay kolay kimse ezemez kıramaz.  O nedenle ezilen canlar, insanlar halklar, ÖRGÜT-LENİN.

((Bu yazıda Alevilik ve örgütlenme konusuna genel bir giriş yapıp, bazı notlar düşeceğiz. İleride konuyu çeşitli başlılar altında işleyip, birlikte tartışıp geliştireceğiz.))

 

ÖRGÜTLENMEDE 3 olgu; AMAÇ, GÜÇ, YÖNTEM önemlidir.

AMAÇ: İnsan olarak genel amacımız; ezmeden ezilmeden dünyada eşit özgür insanca MUTLU birlikte yaşamaktır. İnsanlar bir piramit gibi; 1. temel fiziki (yemek ısınmak vs.) yaşam İHTİYAÇLARINI karşılanırsa, 2. Sevip sevildiği bir ortam ve, 3. kendini realize edebileceği (kendilerini farklılıklarını kanıtlayacakları bir ortam varsa) MUTLU olabilirler.

Dünya el EMEK üzerine kuruludur. Dünyada insanların % 90’i İşçi, ücretli, köylü küçük esnaf sanatçı emekçidir. (Kuranda Kurtaranda Dünyayı Emektir, Emekçi İnsanlardır).

Bugün dünyada 6 bin insan, 6 milyar insanın malvarlığına sahiptir. Bu düzen hak, adalet eşitlik özgürlük barış, insanlık rızalık düzeni değildir. Kökten değişmelidir, dünya çapında, köklü bir devrim zorunludur. Devrim değişim ancak ezilenlerin örgütlenmesi ile olur.

ALEVİLİK;

Hava ateş su toprak ve CANı kutsayan milyarlarca yıllık EVRİM ve kadim en az 14 bin yılık insani toplumsal yaşam tarihi olan, doğal bilim sevgi varoluş felsefesine dayalı bir inanç öğretisi: Ve Alevilik;

Semavi dinlerden İslam’dan ayrıdır. Tüm canlıları, insanı 73 milleti bir gören ırkçı milliyetçi (Kemalist değildir). Kadın erkek eşittir, kadınlar cemlerde, Alevi kurumlarında eş-pir-başkan olarak yerini almalıdır. Yârin yanağından gayrı her şeyi rızalıkla paylaşan Alevilik sosyalisttir. Dört Ana unsuru ve tüm Canlıyı kutsayan Alevilik Doğacı çevrecidir.  “Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlık” diyen, her şeyi sorgu görgüden geçiren Alevilik, DİNİ değil, bilimi yol eylemiştir. Alevilik tarih boyu zalimin zulmüne BAŞ kaldırmış, devrimci direniş sergilemiş, bilerek sevenlerin, ışık ehli, Rıza şehrinin çocuklarının yoludur.   Alev-i öğreti felsefesi yüzyıllardır, hâkim inanç sınıflarca katliamlara mazuruz kalmış ve bugün yoğun asimilasyon altındadır.

Sivas katliamından bu yana, son 25 yıldır Alevi toplumu kurumları, ileri sürdüğü 15 hak ve taleplerinden hiçbirini, elde edememiştir. Çünkü Alevi yol erkanı özünden, AMACINDAN, yolundan saptırılmıştır. Sistemden İslam’dan çok, Aleviler korkudan kendi kendini asimle etmemektedir.  Alevilerin kendi içinde, BİLİNÇLENİP, güçlenip, yol erkanında yapacağı köklü bir değişim devrim, Alevilerin kamili HAK insanlık yoluna, dünya devrimine yapacağı en büyük katkı olacaktır. Devrimci Aleviler Birliği DAB’ın AMACI bu ilkelerin Alevi toplumunda belirleyici yer edinmesini sağlamak. Gerisi kendiliğinden gelecektir.

 

Örnek DAB’ın 7 temel amacı ilkesi var. Bunlar aynı zamanda kurumun genel çalışma alanlarıdır.

  1. Semavi dinler (İslam dışı) Alevilik (Asimilasyonla mücadele)
  2. Alevilik ırkçı milliyetçi (Kemalist vs.) değil.
  3. Alevilik paylaşımcı sosyalist (siyasi devrimci)
  4. Kadım erkek eşit.
  5. Doğa inanç öğretisi çevreci.
  6. Bilimsel, sorgulayıcı araştırmacı.
  7. Alevilikte Yeni yol erkan, reformu.

Bunlar birbiri ile bağlı, hepsi de önemli, biri diğerinin önü, arkasında değil. Bilgi, becerisi, zamanı ilgi alanına göre, isteyen yoldaşlar istediği alana öncelik, ağırlık verebilir. Bu “benim ilgi duyduğum alan öbüründen daha önemli vs. diye dayatıcı olmamalıdır. Mümkün olduğunca kurum içinde üyeler arasında, bilgi beceri ilgi alanlarına göre, görev dağlımı yapılıp üyelere sorumluluk verilmelidir. Yönetimde olan arkadaşlar her alanda bilgi sahibi değildir ve işe koşturamaz.

 

GÜÇ;

Doğa kanunudur, güçlü zayıfı ‘’Büyük balık küçük balığı YUTAR’’. Tek kurtuluş yolu, bilinçli örgütlü, birlikte GÜÇ olmaktır.  Kişi ve kurumların güçlenmesi birçok etkenden oluşur. (Kişisel psikolojik ruhsal yetişim, bilinç, toplumsal sosyal hukuksal siyasi sistem, çevre, medya iletişim, teknik donanım, maddi olanaklar bina/lokal, savunma olanakları, gelir para iş, bilgi etiğim kültür, kadro, üye sayısı, biyoloji fiziksel sağlık vs.)  Kurumsal güçlenmede eğitim ve iletişim çok önemlidir.

 

YÖNTEM /EĞİTİM

Her türlü örgütlenmede 1.cil yöntem eğitimdir. Eğitimimizin %20 sini resmi okullarda alırız. Bu eğitim genellikle ABC-z harfleri ve sömürü sistemimin işine yarayacak (beyin yıkama şartlandırma) eğitimidir.  Eğitimin %80’ini sosyal kültürel çevremizden alırız. Hayat ve her can bir üniversitedir, sosyal kültürel hayatta hem öğretmen hem öğrenciyiz aslında. Alevilikte bu ‘’Muhabbet kamili insan olmanın okuludur’’ diye dile getirilir. Bol bol muhabbet cemleri yapılmalıdır. Kadın/Ana 1’cil öğretmendir, çünkü çocuklara ilk eğitimi veren anadır. Kadınlar eğitilmeli ve kadınlar her kurumda en az %50 yer almalıdır.

Sivil toplum kurumları, örgütlenmeleri GÖNÜLLÜLÜĞE dayanır. Ancak bilirsen, tanırsan seversin,

Sevdiğin uğruna, gönüllü eline silah alıp Dağa bile çıkarsın. Kişi ne için mücadele ettiğini iyi bilmeli, yoksa “gönüllü” olmaz. En güzel işte gönüllü yapılan iştir. “Gönül kalsın yol kalmasın” deyip ufak tefe şeylerden “gönül” kırmamak gerek. Eldeki insan kanyağı, var olan kadroya ve becerilerine göre; öncelikli hemen sonuç alınabilecek çalışma alanı işler seçilmelidir.  Deneyim birikim sağlanmadan altından kalkılamayacak, büyük projelere girişilmemelidir.

Örgütlenmede toplumsal eğitimde dil üslup önemlidir.  Alevilik sorgu, görgü yolu.  “Soğulamayan cahil, Sorgulatmayan canidir”.  Öğrenim soru “?” işareti sorgulama ile başlar. ‘’Ben bilirim, bu böyledir, senin bildiğin yanlış vs.’’, yargılayıcı kırıcı dili yerine. İnsanlara soru sorarak, sordurarak düşünmeye, arayıp bulmaya teşvik eden, ikna edici bir dil kullanmalıyız. Somut kaynak, belge, yol göstermeliyiz. Kurum içinde MOTİVE edici ve espri dili kullanmalıyız. Eleştirirken kişiyi değil, yanlış görülen zihniyeti konuyu eleştirmek gerekir.

 

HEDEF KİTLE/GRUP

Örgütlenmede hedef kitleleri A-B-C- D grup olarak belirlemeliyiz. Örnek “A” grup bilinçli duyarlı örgütlenmeye hemen katılabilecek çevre. “D” grubu “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” diyen duyarsız bir çevre. Örgütlenmeye A grubu ile başlamak gerek. Ve diğer gruplardan insanları UYARIP bilinçlendirip, A grubuna doğru çekmek gerek. Hedef kitlenin belirlenmesi olara yönelik yapılacak çalışma kullanılıcak dil ve argümanlar açısından önemlidir.  Uyuyanı uyartabilirsin, fakat uyanmak istemeyeni uyartamasın.. Bazen kalbi durmuş hastalara elektro “şok” verildiği gibi, “diğer” gruplara uyarıcı “şok vermek” gerekebilir.

Sosyal siyasi kültürel kitle örgütlenmelerinde, belirli aralıklarla “SWOT Analizi” denilen, Güçlü yanlarımız, Zayıf yanlarımız, Tehdit unsurları, Fırsatlar veya destek alabileceğimiz (ittifak) yapabileceğimiz unsurlar nelerdir bir analiz yapmak gerekir. Bu analize göre, hareket etmek gerek.

 

(DEM) ÖRGÜTLENME DODELİ:

Örgütlü yapı işleyişi ile; kişi grup ve toplumun, öğrenmesine, gelişmesine olanak sağlamalıdır.

DAB Tüzüğü 2§-j maddesi; “”DAB ve bağlı kurumlar Demokratik, eğitici ve merkeziyetçi (DEM) örgütlenme modelini kabul eder. Buna göre ÖNERİ aşamasında her kişi ve kurum özgürce, sınırsız, kendi düşüncesini açıklama, tartışma ve öneri sunma hakkına sahiptir.  Kararlar mümkün olduğunca en geniş katılımla, 5N 1K sorusu ile ve demokratik bir şekilde alınır.  Uygulamada azınlığa saygı duyulur. Fakat eylemde birlik esastır, herkes çoğunluğun aldığı karara saygı duyar. Her önemli eylem, karardan sonra değerlendirme yapılıp ders çıkarılır. Yeni kararlarda bu ders dikkate alınır.  Kurum içerisinde hızlı açık ve net iletişim, (haberleşme) DEM modelinin eğitici örgütlenmenin motorudur.””

  1. ÖNERİ: Ne kadar uçuk olursa olsun, kişi özgürce her türlü düşüncesini açıklayabilir. Soru sorabilir, öneride bulunabilir, bundan dolayı kimse suçlanmaz, YAPICI bir şekilde, içerikte hem fikir olmadığı yanı zihniyet dile getirilebilir, sonuçta bir düşünce öneridir. Yoksa kurum içinde yaratıcılık, inisiyatif girişimcilik motivasyon ölür. Ummadığın taş baş yarar derler, özgür düşüncenin önü kapatılmamalıdır. Kişi / üye belirli bir konuda somut öneri sunup, karar alınmasını isteyebilir. Öneri önceden ilgili kurumda herkese iletilmelidir ki, herkes bu konuda, karar alınabilecek bir fikir oluşturabilsin.

 

  1. KARAR: Öneri fikir konu; herkesin haberi olduğu bir toplantıda, demokratik bir şekilde tartışıştır. Öneri kurumun tüzük amacına uygunsa ve özelikle topluma bir çıkarı faydası varsa, bir DEĞİŞİM ilerleme sağlayabilecekse, (gerekirse oylama yapılır) ve öneri karara bağlanır. (Farklı düşünce varsa, saygı gösterilir, tutanağa kısa gerekçeli “şerh notu” düşülür.)

DEGİŞİM için 5N-1K

Karar alırken 5N-1K sorusu sorulup cevaplandırılır. 1.  Ne niçin/neden, nerede, ne zaman nasıl yapılacak, alınan karar sonucu nereye varılacak ne elde edilecek. Ve bu işi KİM/ler yapacak somut “sorumlu kişi” isim konulmalıdır. Yoksa o iş, o karar, havada kalır.  Ve alınan karar ilgili kuruma, birime, üyelere (topluma) iletilir duyurulur. (Yoksa alınan kararın hayata geçme şansı çok azdır.)

  1. EYLEM: Eylemde birlik esastır, herkes çoğunluğun aldığı karara saygı duyar ve elinden geldiği kadar alınan kararı uygulamaya çalışır. (Fakat azınlık farklı bir görüş olduğu da hafızada tutulur.) Muhalefet olan alınan karara pasif kalabilir, fakat karşı faaliyette bulunmaz. Eylemin başarılı olmasında da motivasyon, kısa öz söylemlerle coşku yaratılmalıdır ve PR (propaganda reklam) eylemin yapılacağı gün yer saat vs. önceden iletilmesi duyurulması önemlidir. (Çok doğru bir amaç niyetle mükemmel bir hazırlık vs. eyleme çıkarsın, aslında herkesin katılıp destek vermek istediği bir yelemdir, fakat eylemi ilgisi olabilecek herkese iletip duyurmamışsan, tek başına eylem yaparsın. )

 

  1. DEGERLENDİRME: Her alınan karar doğrultusunda yapılan eylemden sonra bir değerlendirme yapılıp ders çıkarılmalıdır. Ne eksik yanlış yapıldı, hata bizde mi, dış etkenlerde mi, bir dahaki sefere daha iyi nasıl yapılır, nelere dikkat etmeliyiz vs. Belki alınan karar baştan yanlış eksikti, muhalefet eden yoldaşlar haklı çıktı.? Samimiyetle eksik hata kabul edilmeli, HAK haklıya geri verilmelidir. Yeni kararlarda bu dersin dikkate alındığı da kuruma, üyelere iletilmelidir.

HANGİ KURUM ÖRGÜT OLURSA OLSUN; Kurum içerisinde hızlı açık ve net İLETİŞİM, (bilgilendirme / haberleşme) DEM modelinin eğitici değişimci devrimci örgütlenmenin motorudur.

ÜYELERİN ŞAHSİ YAZI YORUMLARI KURUMU direk BAĞLAMAZ.

BİR yazı bildiri (paylaşım) altında, kurum DAB-gyk, Eş-başkanı xx, Sekreteri xx, kasadarı xx, Veya kurum adına oluşturulmuş bir alt kurul varsa örnek “Basın yayın kurulu”, vs., yazıyorsa. O yazı kurumu bağlar. (Bu tür yazılar bildiriler vs. yayınlanmadan önce, mutlaka bir denetimden onaydan geçmeli. Bu tür paylaşımlar kurumun tüzük ilkelerine alınan kararlara ters düşmemelidir.)

Kurum yöneticileri ve resmi üyesiler; özel yazı makalelerinde, isimlerinin yanına isterse (kurum adını) yazabilir kullanabilir. (Bu o kişini O kuruma bağlı; üyesi olduğunu gösterir belirtir (bu bir tür PR, kurum propagandası, reklamıdır). Fakat kişinin yazdığı veya söyledikleri, kurumu olarak DİREK bağlamaz.) (((Tabi ki üyeler yaptığı paylaşımların kurum tüzük çizgisi içinde olmaya dikkat etmelidir.)) Doğru yanlış, bir üyemizin belirli bir konuda yaptığı bir düşünce görüş açıklamasıdır, (evrensel insan hakkıdır) herkes düşüncesini açıklamakta hürdür.)

Var olan birçok örgütte dernekte kurumda, BİREYİN özgür düşünce açıklama özgürlüğü olmadığı sınırlandığı ve engellendiği için sorunlar yaşanmıştır. Yeni örgütlenmeler (örneğin DAB) bu tür kısıtlamalara isyan ettiği için ortaya çıkmıştır. Bir düğünce önerinin kurumu bağlaması isteyen varsa, somut gerekçeli öneri sunar, kurum konuyu görüşür bu konuda karar alır, ancak alınan o karar üyeleri ve kurumu bağlar..

DİSİPLİN:

Örgütlü bir yapıda disiplin denilince akla ilk gelen örgütsel ilkeler ve tüzüktür. İlkelere, kurallara, mücadelenin gereklerine, titizlikle uyulması gerekir.

Bireysel alanda yapıcı olmak; örgütün iç yapısına uygun olarak sorumluluklarımızı en iyi şekilde yerine getirmek demektir. Örgüt içi disiplin ve hiyerarşide amaç, bilinçli bir örgütlenmeyle ilişkileri kolektif bir mücadeleyle genişletme sorumluluğudur.

İnsanları dar kalıplara sıkıştırarak tüzüğe uymasını beklemek disiplin değildir. Oysa disiplin, alan çalışmaları içinde, alınan kararlar doğrultusunda tüzük kurallarına uyulması olayıdır. Bireyin alan çalışması, kollektif iradenin bireyin özerkliğiyle uyuşması demektir. Örneğin birey çevresinde örgütlenmeyi tabana yaymakla sorumludur. Bunu örgütün disiplin ve ilkelerini kollektif sorumluluk ve çalışma anlayışıyla hayata geçirir. Kollektif çalışma kollektif kitleselleşmeyle sonuçlanmalıdır.

Örgütsel yapının çıkarı, en alt organdan en üst organa kadar bireyin çıkarlarının önünde olmalıdır.

Örgütsel yapıda azınlık çoğunluğa, alt organlar üst organlara tabidir. Örgüt kadroları halkın çıkarlarını, halkın davasını, bireysel çıkarlarının önünde görmelidir. Davaya ve örgüte bağlılık, kollektif örgütsel yapının çıkarları gözetilerek sahip çıkılmalıdır. Birey ve azınlıklar, tek başına kalsalar da örgütün görüş ve ilkelerini disiplin ve kararlılıkla mücadele içinde yaşatmak zorundadırlar. Eleştiri ve özeleştiri: Örgütsel yapıda disiplin sadece tüzük kurallarıyla sınırlandırılamaz.

Eleştiri ve özeleştiri de disiplin gereğidir. Örgüt içi disiplin; devrimci ahlak ve toplumsal ahlakı beraberinde getirir ki, örgütsel gerçekliğin özü de budur zaten. Halkın çıkarı, bu uğurda belirlenmiş hedefler, pratik mücadele içinde kişinin benliğinin üstüne çıkar. Kişide aradığımız öz budur.

Atalarımızın yıllarca geliştirip koruduğu öz. O sıradanın üstüne çıkmış kültürel bir farklılıktır artık. Yaratıcı, geliştirici ve gelişmeye açık… Bu da şunu gösteriyor ki, disiplin ve hiyerarşi belli kurallarla sınırlandırılamaz. Hele ki kalıplaşmış kurallar zinciri hiç değildir. Kurallar günlük yasamın içinde zaman ve mekânın işleyişine göre değişmelidir. Örneğin okullarda uyulacak kurallarla, fabrikalarda uyulacak kurallar aynı değildir. Hastanelerle konferans salonlarındaki kurallar da aynı değildir. Usta sanatını önce çırağına öğretir. Çırak öğrendiklerini geliştirir daha da güzelleştirir. Gelişim değişim ve dönüşüme açık olmak, farklılıklara saygılı olmak demektir. Bir örgüt yer altına geçtiğinde, yani legal alandan illegal alana geçtiğinde disiplin kuralları da değişir. Uygulaması da… Örneğin açık faaliyetlerle gizli faaliyetler, aynı disiplin ruhu ve metoduyla ilerlese de, gizlilik gerektiren koşullarda daha ağır disiplin kuralları geçerli olabilir. Her iki durumda da göz önünde bulundurulması gereken somut koşullardır.

Disiplin, çalışma alanımızdaki somut koşullara ve ihtiyaca uygun olmalıdır. Örgüt içi disiplin ve hiyerarşi, koşullara ve mücadele alanındaki ihtiyaçlara göre yeniden yaratılmalıdır. Değişken ve esnek olmalıdır. Değişmeyen tek şey halkın çıkarıdır. Eleştiri ve özeleştiri halkın ve dolaysıyla örgütün çıkarına hizmet ediyorsa kıymetlidir. Disiplin halkın çıkarına hizmet ediyorsa uygulanır. Bazen halkın çıkarıyla örgütün çıkarı iç içe geçiyor olabilir. Öyle ki, bazen ikisini birbirinden ayırmak zordur.

Örneğin bugün DAB’ın güçlendirilmesi, verimli, üretken kadrolarının korunması hayati derecede önemlidir. Halkımızın çıkarı da bunu gerektirir. Ama sırf disiplin sağlayacağım diye örgütü zayıflatacak, kaos ve kargaşaya sürükleyecek kararları disiplin diye dayatmak birliğe değil dağılmaya hizmet eder. Tüzük kurallarına sıkışıp kalmak tam da bu durumu ifade eder. O halde önce ağaca sonra dala bakacağız… Yani ağacı korumak için dala kıyabilmeliyiz. Çünkü dalda, çürüklük oluşmuşsa, budanmalı, kesilmelidir. Dal ağacı geliştiriyor, kollektifin çıkarına hizmet ediyorsa korunmalı ve geliştirilmelidir. Budanıp eleştirilse de özenle korunmalıdır. Yani her iki durumda da ölçü, halkın çıkarıdır. Somut koşulların somut tahlilidir. Eleştiri özeleştiri, halkın çıkarı ve örgütün amacı doğrultusunda yapıldığında anlam kazanır.

Eleştiri ve özeleştiri, kişileri ve birimleri, bulundukları alanda halkın çıkarlarını savunmada daha cesur, daha atak hale getiriyorsa kıymetlidir. Ama kişi ve birimleri korku, telaş ve ürkek olmaya zorluyorsa mutlaka bazı grup, zümre ve bireylerin çıkarına hizmet ediyor demektir. Kişiyi korkutmak, tıkamak, işlemez hale getirmek asla devrimci bir eleştiri tarzı olamaz. Devrimci eleştiri, kişiyi özgürleştirmeye, önünü açamaya, kollektifin içine almaya, fırsat sunmaya hizmet eder.

Önümüzdeki süreç, eleştiri-özeleştiri ve disiplin diye alınan her karara bu açıdan bakacağız.

  • Amaç, ilke ve halkın çıkarına uygun mu?
  • Örgütü güçlendiriyor mu?
  • Bireyi ve söz konusu birimi geliştiriyor mu?

Demokratik merkeziyetçiliğin örgütlü çalışmada disiplini öne çıkarmasındaki amaç, eleştiri özeleştiriyi işler hale getirmek, kollektif yapıya bilinçli, sorumlu kadrolar kazandırmaktır. Denebilir ki iyi bir kadro, örgüt içi disiplini benimsemiş, üretici olmayı başarmış, bu kazanımlarını örgütsel yapıya uyarlamış kişidir.

İyi bir kadro; düzenli, tertipli, sade ve temizdir. İyi bir kadro; konuşması, davranışı, giyim kuşamı, sorumlu mütevaziliği ve çalışkanlığıyla düzene tepki duyan, ezilen, horlanan, arayış içinde olanların sempatisini kazanandır. Kadrolarda özgüven, beceri, üretkenlik, disipline edilmiş davranış, halka ve örgüte bağlılık, bulunduğu alanda kitleleri örgütlü mücadeleye ve eylemliliğe sürüklüyor, umut aşılıyor, öz savunma ve direniş yönünde cesaretlendiriyorsa kıymetlidir.

Aracı amaca uydurmak, örgütsel ilkeleri hayata geçirmek, demokratik kazanımları geliştirmek, örgüt içi disiplini ve güveni çelikten bir güç haline getirir. Örgütlü kolektif yapı ezilenlerin haklarını savunan en güçlü direniş aracıdır. Örgütsel yapı aynı zamanda kitlelerin eğitim ve özgürleşme aracıdır.

Örgütsüz yapı, geri, ilkel, sömürülmeye, baskılanmaya, teslim alınmaya uygun yapıdır. Bu nedenle örgütlenmek, kolektif bilincin özgür yaşam alanları oluşturmasıyla mümkündür. Bireyler, örgütsel yapılar içinde sınıfsal tercihlerine uygun olarak gönüllü, özverili, kararlı duruşlar sergilerler.

Her birey devrimci, örgütlü bir yaşamı bilinçlice tercih eder. Kişi bir kere kollektif bir yapıyı tercih etmişse sosyal yaşamını da o yapıya uyarlamak zorundadır. Günlük hayat içindeki her davranışını örgütlü yapıya uydurmak, mücadeleyi geliştirmekle sorumludur. Örgütlü, militan kişiliğini, egosunun, bireysel beklentilerinin önüne almalıdır. Amaç kolektif disiplini günlük alışkanlığa dönüştürmek, davranışlarını bu yönde geliştirmek, disipline etmektir.

Özlediğimiz o kâmil insan tipi, hayata boş vermiş derviş tipi değildir. Özlediğimiz insan tipi, mücadelenin ihtiyaçlarına göre kendini geliştiren kişidir.  Öğretimiz gereği insanı öne almak zorundayız. Bu da özgür, eşit bir toplumun oluşmasında, hak ve taleplerimizin karşılanmasında, planlı, programlı eğitici örgütlü bir yapıyı içselleştirerek olur.  Evde, mahallede, okulda, iş yerinde, kısacası her alanda, paylaşımcı, üretken olmamızı gerektirir. Fikirler, hedefler, beklentiler, tavırlar, alışkanlıklar bu bağlamda ortakçı olmak zorundadır. Ortakçı bir yapı, ortak karar almayı, kolektif disiplini azami merkeziyetçi bir yapı üzerinde götürür.

Disiplin kararları; yönetim kurulunun en geniş çoğunluğu, örgüt içi organların görüş ve önerileri, kişi ve birimlerin savunması alınmadan yapılmadan yapılmamalıdır. Mutlak eşitlik, adalet ve doğruluk uğruna yola çıkanlar kılı kırka yararak karar vermek zorundadırlar.

Örgütü örgüt yapan, hukuki, ahlaki bilgilerle donatılmış, eğitilmiş, fedai ruhlu insanların toplamıdır. Halkın çıkarlarını esas alamayan, kişinin vicdanında kuşku uyandıran kararlar uygulama alanı bulmaz. Halkta ve örgüt içi çekişmelere neden olur. Kalite düşer, kollektif yapı bozulur, verim azalır, menzil alınmaz. Kirlilik ve çürüme başlar.

Aşk ile…

(Mehmet Yapıcı &  Feramuz Acar – DAB  9.6.2017)

 

 

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın