Mani’den Zerdüşt’e ALEVİLİK

11072608_10205464897675576_1833310169_n

Mani’den Zerdüşt’e ALEVİLİK

Alevilik ilk uygarligin besigi olarak anilan Mezopotamya’yi da içine alan ve yüzlerce uygarligin geçtigi Anadolu’da son seklini almistir. “Islam seriatina karsi” halklarin baskaldiri ve yasam ögretisine dönüsümünde serri egemenligi reddetmesi çabasi ile de ayrica bir önem kazanmistir. Ancak Aleviligin günümüzdeki sekliyle olusmasinda Mani’den, Zerdüst’e ve son süreçte Batiniligin kapsami içerisinde ele alinmasi dogruya giden yolu bulmamiza neden olacaktir. Alevilik tarihsel süreç içerisinde, farkli uluslardan milliyetten insanlarin, seçmis oldugu bir yasam biçimi olmasi nedeni ile,oldukça genis bir cografyanin ürünü olarak da degerlendirilmelidir. Ancak, olustugu çekirdek cografya; yukari Mezopotamya dir. Anadolu’da,Sivas, Tunceli, Amasya, Çorum, Maras, Erzincan, Mus, Bingöl, Erzurum,Yozgat,Tokat, Malatya basta olmak üzere Kaz daglarina kadar uzanan cografyada,her yerinde Alevi yerlesim alanlarini görebilirsiniz. Sehircilik hareketinin baslamasi nedeni ile de basta Istanbul, Ankara, Izmir, Mersin illeri de yogun bir Alevi nüfusu yasamaktadir. Alevi düsüncesinin her ulustan insanlarin seçtigi bir yasam biçimi olarak çekirdek yapi önemli bir genisleme göstermektedir. Merkezci anlayis gibi bir kaygi tasimayan Alevilik, kopuk farkli cografyalarda, tercih edilen felsefe yede dönüsmüstür. Çekirdek yapi,Bati Anadolu’ya sarkarak,en batida Balkanlara kadar destek gören Alevi yasam biçimi,doguda Iran ve bu ülkenin kuzeyinde Azerbaycan ve Orta Asya’ ya kadar uzanmaktadir. Güney de ise Irak,Suriye ve Lübnan ‘a kadar uzanmaktadir. Çekirdek cografya Anadolu’dan uzaklastikça farkliliklarin da ortaya çiktigi görülmektedir. Aleviler, Anadolu’dan sonra en yogun olarak yasadiklari cografya, Iran’in etkisi altinda olan Azerbaycan da yasamaktadir. Azerbeyca’nin,Tebriz-Çerandab bölgesi, Urmiye, Miyandab, Tekab, Maku, Ilhiçi, Ebher, Kazvin, Karadag’in sofular kentleri olarak bilinen köylerinin tamami kizilbaslarin yasadiklari alanlardir. Ayrica Maku-Hoy-Urmiye ekseni boyunca yasayan ve Kürt olan bu insanlarin tamami Kizilbastir. Azerbeycan’in (Iran egemenligi altinda olan)Kazvin kentinin bulundugu alanda, Alamut daglarinda, Eher kenti civarinda çok sayida Kizilbas köyleri mevcuttur. Tebriz kentinin etrafinda, Kizilbas köylerinin sayisinin çok oldugu bilinmektedir. Karadag olarak bilinen bölgede yine Kizilbas nüfusunun fazlaligindan bahsedilmektedir. Azerbeycan bölgesindeki Kizilbaslara diger guruplar tarafindan “Goran” adi verilmektedir. Goran Kürtçe “mera, otlak” ve Iran ve Irak ta yasayan Kürt Asiretinin adidir. Goran olarak isimlendirilen Alevilerde ZERDÜST dinini hala yasatan gelenekleri söz konusudur. Anadolu’da yasayan Kürt Alevilerde oldugu gibi ileri derecede Ali sevgisi vardir. Insanda Tanrisal gücü görme, sir talipligi, mevcut Kuran’a karsi güvensizlik, takiye de bulunma (korunma amaçli) nefsin yenilmesi v.b Diger bir husus da Azerice yazilmis kelamlarin varligidir. Kürtçe’nin o dönemde yazi dili olarak gelisememesi nedeni ile kelamlar Azerice kaleme alinmistir. Anadolu’da da durum böyle olmustur. Gelismis yaygin dil (pazar dili)tercih edilmistir. Ayrica, Aliallahi, Karakoyunlu, kirklar, adlari ile de isimlendirilmislerdir. Iran Azerbeycaninda yasayan Alevilerle yasam tarzlari, Anadolu’daki Kürt Alevilerinin aynidir.

BATINILIK: Islam karsiti yapilar, Kuran’in bir devlet felsefesi olarak yasami yönlendirmesi ile,açik olarak kuran da belirtilen hususlara karsi çikamamislardir. Çikamamanin nedeni tabii ki yasama iliskin korkularidir. Islam iktidar olmak için hiç bir engel tanimamaktadir. Talan ve katliamlar,bu devlet felsefesine karsi insanlari takiyeye zorlamaktadir. Kuran’a açikça karsi olamayanlar Kuran-i anlasilmaz kilmak yada güvensizlik yaratmak için,”iç anlam”i da olan bunun dogru yorumlarla anlasilabilecegi savini ortaya koymuslardir. Baska bir deyisle “Te’vil”yolu ile, yani; gerçek anlamindan saptirarak, baska bir anlama yorma olarak tanimlanabilecek anlayis Batinilere ait anlayis olarak tarihçiler tarafindan belirlenmistir.”Siyasal amaçli”olan bu anlayis;
1- Karmatiyye (Küfe’li 9.yy da Hamdan bin Al-Es’as tarafindan kurulmus ve onun kayin biraderi Abdan tarafindan yayilmistir. Özgürlükçü ve esitlikçi bir yasami esas almaktadir. Islam’in ilk yayilma alanlari Arap halklarinin yasadigi alan olmasi itibari ile Karmatiyye’nin etki alani da Araplarin yasadigi cografya idi. Ancak Her seyi madde de arayan Mazdekçiligin bu yapi üzerindeki etkisi maksimum noktadadir.
2-Sabbyye, ilk yedi imami dikkate alanlar, ya da evrenin yedi gezegen tarafindan yönetildigine inananlar
3-Ismaliyye, Imam Ali soyundan, Cafer-üs-Sadik’in bes oglundan en büyügü Ismail’i imam taniyanlardir. 8.yy da Abdullah bin Meymun tarafindan kurulmustur. Fatimi devletinin kuruculari olup, Müslüman olarak görülmezler. Islam öncesi yapisi ile Mani’den Zerdüst’e ve diger dinlerden insan yasamini düzenleyen, dogayi degistirme çabasinda olan tüm yapilardan olumlu kisimlari alan deyim yerinde ise bir “sera”çiçekligine dönüsen Aleviligin en az bes bin yillik bir tarihi süreçten geçtigi tartismasiz bir gerçekliktir. “Sadece Hiristiyanlik ve Musevilikle sinirli olmayip; hatta bu çerçeveyi de çoktan asarak Manilik, Zerdüstilik, Mecusilik, Brahmanilik, Budistlik gibi dinlerle eski dönem ilkel inançlara bagli halklarin Islam’a karsi çikarttiklari ortak veya ayri ama benzesik akimi ” olarak algilanabilecek olan Alevilik, Islam’in baslangiciyla birlikte Islami Arap isgal-hegomanya politikalari yerlesik halklari ciddi anlamda rahatsiz etmis onlarin yok edilmesi yönündeki Islami yükselis, Islam’a karsi baskaldirilari gündeme getirmistir.

Temel de korunma çabasi içerisindeki farkli inanç guruplari bazen “Islam’a temelden muhalefet eden Arap olmayan halklar, Müslümanmis ve Ali yandasiymis gibi görünerek; bu arada Ehl-i Beyt kavramini kullanarak Islam’a karsi Islam sloganiyla hareket etmislerdir.” Bazen de” Mezhepsel görünüm altinda Islam’a karsi yürütülen bu mücadele, gerçekte siyasi ve ideolojik olup Islam’i yikmayi hedeflemektedir.”Seklinde egemen olma kavgasinda farkli inanç topluluklari kendi yasam biçimlerini ve inançlarini Islam’a dikte ettiriyorlardi. Islam, dört halife devrindeki devletlesme sürecinde sinifsal ayrimi resmilestirince, artik o eski sade basit ve asude hayat tarzindan vazgeçmis, devlet olmanin kaçinilmaz soncunda baskici bir nitelik kazanarak, sömürünün daha agirlasmasina neden olmustur. Islam’a karsi halklarin gelistirdikleri korunma amaçli, süphe anlayisi Batiniligin temel felsefesini olusturmustur. Ancak bu süpheyi yaratmak isteyenler Anadolu’nun yerlesik halklari ile dogu halklarinin dininden olan Zerdüstler dir.
Anadolu Aleviligi’nin olusumunda ya da temelinde Zerdüst dinin büyük etkisinin varligi kanitlanmis durumdadir. Bu nedenle söz konusu Zerdüstçülügün ne oldugunu günümüz Alevilerinin halihazirda kullandigi degerlerin Zerdüstçülükle nasil örtüstügüne kisaca bakmak gerekirse; Zerdüst olarak bilinen “Zaratustra”Mazdeizm olarak anilan bir dinin kurucusudur. Tam olarak yasadigi yil bilinmemekle birlikte;” Med ülkesi olarak bilinen MEDYA’ nin batisinda ve Urmiye gölü yakinlarinda dogdugu”Bazi tarihçilere göre M.Ö 1000 Yillarinda, bazi tarihçilere göre; M.Ö. 1541 yilinda,bir kisim tarihçilere göre de M.Ö. 1400-1200 yillari arasinda, bir baska tarihçi gurubu ise M.Ö. 660-583 yillari arasinda yasadigi kabul edilmistir. Baslica amaci evreni degistirmek ve degisen evreni insanin hizmetine sunmak olan Zerdüst’ün ayni zamanda günümüz Kürtlerin atasi olan Med soyundan geldigi yapilan arastirmalar sonucu kabul edilmistir. Zerdüstlük ortaya çikis zamani,”insanlarin tas devrinden tunç çagina geçis dönemidir”.Bu nedenledir ki, su ve ates önemli ögelerin basinda gelmektedir. Çok akilli oldugu kabul edilen Zerdüst’ün “günümüze aykiri söyledigi hiç bir sey yoktur.” Zerdüst dinin kitabi “Avesta”olup, Zerdüst tarafindan yazilan kitabin “on iki bin öküz derisi üzerine yazildigi”ancak bunlarin “Büyük Iskender tarafindan yaktirildigina inanilir.”Kullanilamaz nitelikte olan bu dilin bilimsel arastirmalar için “doyurucu olmadigi” kabul görmüstür. Kurdugu dinin dogayi degistirme çabasi olarak algilayan Zerdüst insanlarin yasadiklari üretim biçimi ve iliskilerini çok iyi kavramis,o gün ki yiyecek azligina daha çok üretme ,yeni yiyecek, ya da barinma alanlarinin katilmasi gerektigini belirlemistir. Iyi ve kötünün yan yana durdugunu, tercihin, iyiden yana konulmasini, kutsal kitabinda ortaya koymustur. Bilgiye önem veren Zerdüst “bilen kisi, kötülük yapmaz”diyerek de bilginin belirleyici ve degistirici oldugu tespitini yapmistir. Zerdüst’ün yarattigi felsefe,tamami ile dogaya karsi savasta insanlari ortak paylasma ve ortak yasamaya götürür. Zerdüst’e göre, kutsal olan dogayi degistirendir. Felsefesi yüzünden yasadigi yerden ayrilmak zorunda kalir, fakirlere yemek vererek, onlara yardim eder. Zerdüst’ün bu gezginci yönü Alevi dervis gelenegi olarak yakin tarihimize tasinmistir. “Med ülkesinde yasayan asiretler göçebe durumunda yasarken, Zerdüst onlarin yerlesik hayata geçmelerinde önemli rol oynamistir.”Dogayi degistirmede zorluk çeken insanlarin oruç tutmalari Zerdüst tarafindan yasaklanmistir.”Bizim dinimizde yemeden bir gün geçirmek günahtir. Bizim için oruç, gözle, dille, kulakla, elle, ayakla islenen günahlardan uzak durmaktir.”diyerek günümüz Aleviliginin yasaminda esas aldigi ilkeleri belirlemistir. (Eline-Beline-Diline) Zerdüstçülüge göre kadin ile erkek esit yaratilmislardir. Alevi yasam felsefesini kendine rehber edinen insanlarda bu esit yaklasim söz konusudur. Kutsal tapinaklarda yakilan atesler,Alevi ceminde on iki hizmette yer almaktadir. “Zerdüstçülük hiç bir dini ya da tanriyi ret etmez.”Alevilere de disindaki yapilara karsi büyük bir kabul ve hos görü söz konusudur. Zerdüst dininde tek esli evlilikler esastir. Bu durum Alevilerde de aynidir. Alevi felsefesini, yasama bakisini özetleyen”eline, beline, diline sahip ol” ilkeler Zerdüstlükten geçmistir. Islamiyet’in Kürt ve Acem Ari halklarinin yasadigi cografyalara kadar dayanmasina kadar etkinligi süren Zerdüstlük, uzun süren savaslar sonucunda bölge halklarinin kirilmasi yada göç ettirilmesi sonucu etkinligini yitirmeye baslamistir. Islam’in acimasiz ordulari karsisinda ezilmekten kurtulamayan halklardan çogu bozuk topografyasi olan alanlari kendilerine yurt seçmislerdir.”Bir kismi ise Hindistan’a göç eder.”Halklarin korunma amaci ile ilk takiye süreci burada baslar. Bugün Hindistan da yasayan Zerdüst dinin mensuplari, Dersim Kürt Alevilerinin yasamlarina çok benzeyen bir yasami sürdürmektedirler. Arap-Islam yayilmaciligina karsi savasan ya da direnen halklar, Islam’in devlet olma sürecinde devlete egemen olma çabalarinin yaninda saf tutmak zorunda kalmislardir. Islam karsiti tüm yapilari kendilerine yakin gören Aleviler Islam devletine karsi olan yapilarin saffinda yer almislardir. Hz. Muhammed den baslayan yok etmeye dönük politikalar ile Alevilere bakisi da Hadisler ortaya koymaktadir. Muhammed; “Bir toplumun lakabinin oldugunu ve lakabinin da Rafizi oldugunu anlarsan, onlar Müslümanliktan el çekmislerdir.Onlari taniyinca öldürmelisin”denmektedir. Yine bir hadiste “Ahirzaman da Rafizi denilen bir toplum ortaya çikacak, onlari gördügünüz yerde öldürünüz.” (AGE) Yine peygamber Zerdüst dininden olan insanlar için; “Kaderiler ümmetinmin Mecusileridirler, Hastalandiklari zaman sormayiniz, öldükleri zaman cenazelerine gitmeyiniz,bütün kaderiler Rafizi mezhebindedirler.” (AGE) Hadis:”Mutattab, Ümmi Seleme’nin Reslüllah dan söyle rivayet ettigini söyledi.” Bir gün Resulülah benim yanimda idi. Hz Fatima ile Hz Ali yanina bir sey sormak için geldiler. Resulllah basini kaldirip,Ya Ali sana müjdeler olsun sen ve ehlin cennette olacaksiniz. Fakat senden sonra Rafizi denilen bir cemaat çikacak. Eger onlara yetisirsen kafir olduklari için onlari öldür. Ali ya Resullüllah onlarin alameti ne olacak?” Dedi. “Cuma namazina kilmazlar, selefe bugz ederler.”(A.G.E) Muhammed haklidir. Çünkü Alevilerin mevcut durumlari itibari ile de Islam’a ne kadar yakin olduklari bellidir. Günümüz Alevilerinin temsilcileri konumunda olan Rafiziler Islam baskomutani Ali tarafindan “kuyulara atilarak yaktirilmistir”(2)

ZERDÜST ÖGRETISININ ALEVILIGE OLAN KATKISI:
Zerdüst dinin günümüz Aleviligine katkilarini daha iyi bir sekilde anlamak için, bu dinin son versiyonu durumunda olan Yezidilige bakmak gerekiyor. Yezidiligin Zerdüst dinin bir versiyonu oldugu konusunda karsit bir düsünce bulunmamaktadir .Önemli bir tarihi süreçten geçtigi bilinen Yezidiligin, çok eski dinler arasinda yer aldigi, Yezidilerce okunan; “En ince nakislari ben aksederim Derin deryalarin dalgiciyim Kuran,Tevrat ve zeburdan önceyim Yakinlara uzakta bulunuyorum Uzak olanlara da yakinim Ayari en agir ve en saf olanim.” (1) Siirden de anlasilmaktadir. Yezidiligin kökenine iliskin olarak “Müslümanlar tarafindan ortaya atilan gerçek disi savlar yüzünden sürekli olarak dislanan bir toplum haline gelmeleri”, onlarin Müslümanlastirma çabalarinin bir sonucudur. M.Emin Zeki bu konuda;”Yezid sözcügünün bazi yazarlarin öne sürdügü gibi, Muaviye’nin oglu Yezid ya da Yezidi Esselemi ile hiç bir ilgisi yoktur. Bu sözcük Yezidilerin Yezid ya da Yezdan adindaki bir Tanrinin varligina inanmalari sonucu ortaya çikmistir.” (3) Yezidilerin günümüzdeki lideri konumunda olan, Muaviye bin Ismail el-Yezidi;”Yezid Emeviler’in ikinci halifesiydi ve Osmanli imparatorlugunun Sünni padisahlari tarafindan saygiyla anilan tarihi bir kisilikti. Bizim halife Yezidin soyundan geldigimizi anlatan efsaneler çikartildi. Nasil ve neden yezidin soyundan geldigimizi açiklamaya çaba gösteren yoktu. Osmanlilar bu varsayimdan çift kazanç sagliyorlardi. Önce eger onlar yapmasa bile, eninde sonunda bizim camilere sokulacagimizi söylüyorlardi. Ikinci olarak Sii Müslümanlari bize karsi kiskirtiyorlardi.”(AGE) Yezidilerin Islam ordularinin karsisinda,tutunamayan ve bir derece de Islam motiflerini kabul eden “Kürtler”den baskasi degildir. Islam’a karsi direnen topluluklardan olan Yezidilerin yazili olan ve Kürtçe kaleme alinan “Meshaf-i Res ve Kitabi ül cilve”dir. Bu kutsal kitaplarin kim tarafindan yazildigi bilinmemekle birlikte bir komisyon tarafindan kaleme alindigi tahmin edilmektedir. Mushaf-i Res adli kutsal kitap “Yezidilerin uymasi gereken kurallar ile yezidi mitolojisine yer verilmistir”. Kitab el cilve de ise “Yezidilerin tanrisi olan Seytan agzindan yazildigi”anlasilan kitap; “Tüm dinlerin kitabinin geçersiz oldugunu,Tanrinin isine karisamayacagini,Dünyanin baskani oldugunu” belirtilmektedir. Yezidi dinin kurucusu sayilan ve”1070’li yillarin basinda dogan Seyh Adi, Hallac El-Mansur gibi dogrudan dogruya Ene-l Hak,ben tanriyim demiyor,ama kendinin tanriyi ve insanlari yarattigini söylüyor. Bir kaç dize sonra, Yeryüzünün yargici ve yöneteniyim. Benim yüceligime tapinir insanlar Bana gelirler, öperler ayaklarimi. Diyerek tanrisalligini, tanriligini vurguluyor.” Alevi insanlarinin da Tanriyi kendinde görmelerine denk düsmektedir. Hilmi Dede benzer tekilde ; “Tuttum aynayi yüzüme Ali göründü gözüme Nazar eyledim özüme Ali göründü gözüme” Görmekteyiz. Ayrica Yezidilere ait ibadet yerinin olmamasi da yine Aleviler gibi korunma amacina yöneliktir. “Kana susanmis sultanlarin öfkesinden kurtulabilmek için üstümüze giydigimiz benin altinda,çogumuz Arap ve Türk göreneklerini kabul ettik ve adlarini aldik.”(AGE)) Osmanlilarin sultanlari kendilerini “Islam’in halifesi”olarak görmeleri nedeni ile Tanri adina hareket serbestileri Islam disi yapilara karsi korkunç katliamlar gerçeklesiyordu. Özellikle “I.Selim, I.Süleyman, IV.Murat ve V.Mehmet de bulundugu bir çok Osmanli padisahi” basta yezidiler ve Aleviler hakkinda fermanlar çikartilmistir. Yezidilerde Alevilerin toplusal yasaminda da görülen,ve farkli görevleri olan afrkli yapilanma gözükmektedir. Bunlar en üstte “Ölümlerine kadar,hiç kimseye hesap verme zorunlulugu olmayan Mir,Bastan asagiya beyaz elbise giyen ve saç ve sakalini kesmeyen, Baba Seyh(Bave Seyx), Bir tür Alevi dedelerini andiran ve sürekli olarak gezen, insanlar arasindaki sorunlari çözen ve büyük saygi gören Fakir(Faqir), Melek-i Tavus heykeli ile yezidi yerlesim alanlarini gezip Seyh Adi’nin mezarini ziyaret etmelerini söyleyen ve gittikleri köylerde Çiroklar anlatan sayginligi büyük olan Kavvallar, Ölülerin gömülmesini organize eden uzun saçli ve sakalli, beyaz elbiseleri üzerine kirmizi kusak baglayan çokça okuyan yazan Sehler, Seyhlerin yardimcisi konumunda olan ve seyh Adi Bin Misafirin Türbesini ziyarete gelenlerin barinma sorunlarina yardimci ola Pirler, Seyh Adi’nin mezarinin bekçilerinin amiri ve ruh alemi ile ilgili olan Koçeklerle, Köy VE MEZRALARDA YASAYAN halk kesimi olan Müridlerdir.

ALEVILERIN TAKIYE SÜRECI: Yukari Mezopotomya olarak adlandirilan ve bir baska deyisle “medya ülkesi”on binlerce yilin birikimi olarak insanlarin kültür emeginin toplandigi uygarligin baslangici ve merkezi olmustur. Halklarin birlikte dogayi degistirme çabasi, farkli etnik yapidan insanlarin farkli cografyalardan getirdikleri birikimlerle saglam bir isbirligine ,üretimden dogan emegin ve kültürün adil dagilimini da öngörüyordu. Islam disi yapi olarak ifade edilebilecek, kültür ya da inanç guruplari, Islam’in ani olarak gelisimi ve daha ileri bir asamada “koloni”kentleri vasitasi ile zorla Islamlastirma politikalari karsisinda, korunma iç güdüsü ile “bizde Islamiz” demeye baslamislardir. Bu durum Alevilerde dahil olmak üzere halklarinin bir anlamda korunma çabasi da dikkate alinarak takiye sürecinin de baslangici olacaktir. Zorunlu pazar iliskileri,”koloni kent”politikalari, zora dayanan tercihler nedeni ile, Islam olmayan inanç gurubu ya da kültüründeki topluluklar iktidar olma, egemen olma yarislarinda taraf olmaya baslamislardir. Yeni süreç olarak tanimlanabilecek bu durum “Islam disi” yapilari, yandas olarak tarihi görevine soyunacaktir. Günümüz Alevilerinin, Islam’in ilk yillarinda Islam’a karsi duruslarinda Rafizi, Mecusi, Batini olarak yorumlamalari ya da isimlendirmeleri, Anadolu Alevi’sinin korunma çabasi ile gelistirdikleri takikiyenin sonucudur. Alevi’lerin Ali yandasi olarak anilmasi, zorunlu olarak bir sürecin ürünüdür. Yasadiklari cografyadaki devlet yapilarina göre tavir alan Aleviler, korunma amaçli olarak takiyelerine sekil vermislerdir. Verirken her cografyada farkli isimle anilmalarina neden olduklari gibi egemen olma çabasi nedeni ile de farkli motifleri ruhi sekillenme süreçlerinde özümsemislerdir. Örnegin Iran da yasayan Aleviler kendilerin Imami Siilerden korumak için kendilerinin de Caferi olduklarini söylemektedirler. Iranli Alevilerin bu takiyeleri günümüzde Siiligin egemenligine varacak motiflerin tasinmasina neden olmustur. Bu süreçte aydinlanma hareketi konumundaki toplumsal çekirdek, Islam devletinin feodal savasçi ve aristokrat yapisi altinda kendini kurtarma çabasi içerisinde sehirlerden hizla uzaklasmak zorunda kalmistir. Kent merkezinde olan ve önemli bir kültür birikimine sahip olan insanlar, kirsal mekana dogru çekilmistir. Korunma amaci ile “takiye” yapan topluluklar, baskilarin artabilecegi kuskusu ile, kendileri için özgür alanlari yaratmis oluyordu. Zerdüst dinin günümüz versiyonu konumundaki Kürt Yezidilerinde benzer cografi özellikteki alanlari seçmesi de korunma çabasinin bir ürünüdür. Islam dininin politik merkezleri konumundaki sehirlerde günümüz Alevi ögretisini yasam biçimi olarak kendisine baz alan insanlar yasayamaz hale gelmislerdir. Önemli Islam kentlerinde Alevi nüfusunun yok denecek düzeyde olmasi oldukça önemli bir göstergesidir. Böylece de topografik olarak bozuk alanlar korunma ve kendini gelistirme alani olarak seçilmistir. Ancak Alevi ögretisini kendilerine bir yasam biçimi olarak alan ve o sekilde yasayan insanlar seçtikleri cografyalarda topografik olarak bozuk alanlardaki iskanlari onlarin devletlerle olan iliskileri bakimindan, pazar iliskileri anlaminda ya da yönetimde egemen-etkin olma çabasini olumsuz yönde etkilemistir.
KENDAL DOGAN Devamını Gör

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın