KADINLIKLA – İNSANLIK.

KADINLIKLA – İNSANLIK.   (Şewl Mirow)kadinlikla insanlik sm

Dinler, kadını bir erkeğin kaburgasından yaratıp onu, erkeğe köle, cariye yapıp kimi zaman şeytan, kimi zamanda cenneti ayağına seren bir dayatma içinde olmuştur.

“Tek tanrılı dinlerde kadının yeri” tanrı “tekleştikçe erkekleşmiş, erkekleştikçe de kadın sarılıp sarmalanıp paketlenerek evin ücra köşelerine sokulmuştur. İslam’da kadının yeri, Yahudilikteki, Hristiyanlıktaki yerden farklı değildir. Tek tanrılı dinler, toplumların “bekası” adına üremeyi zorunlu kılmış, üremenin “aracı” olarak da kadını görmüştür. Bu nedenledir ki evlilik kutsanmış, evlilik dışı ilişki zina olarak lanetlenmiş, cinsellik sadece üreme amaçlı olması halinde kabul görmüş, bütün bunların sonunda da kadın, soyun devamlılığının aracı olarak görülerek, kendisine bu rolün dışında bir rol verilmemiştir.

İslam da kadının yeri; Erkeğin yaratılışta kadından üstün oluşu; kadının erkeğin eğe kemiğinden yaratılışı, Kadının, necis, uğursuz ve fitne kabul edilmesi, Kadının, kocasına köle gibi itaat etmesinin gerekliliği, onun her arzusunu yerine getirme zorunda oluşu. Kadının kocasının cinsel çağrısına her seferinde cevap vermesinin mecburi olması, Kocasına karşı gelen kadınların kocalarına dövdürülmesi, Kadının okutulmaması; sonrası kadın doktor istiyorum çelişkisi, Namaz kılan erkeğin önünden kadın geçerse, erkeğin namazının bozulması, Eğer insanın insana secde etmesi caiz olsaydı, kadının kocasına secde etmesini emredecek olması, ,Evliliğinin kocasının iki dudağı arasına bırakılması, boşanmada kadına inisiyatif verilmemesi. Buna rağmen kocasının “boş ol” demesiyle boş olması, Kadının yönetici, devlet başkanı yapılmaması, (mukadderatını bir kadının eline veren toplumun felah bulmayacağı),Kadına yöneticileri seçme hakkı tanınmaması, Kadının, köpek ve domuzla beraber namazı bozan unsurlardan olması. Şahitlikte, bir erkek eşittir iki kadın ilkesinin uygulanması, savaşta kadının bedeni bir ganimet, Kadının ailesinden izin almadan evlenmesinin yasaklanması, kadının mini etek giyerek tecavüze davetiye çıkarması, bakımlı, açık kadın teşhirci kadın, başlık parasına satılan, kuma edilen, namus cinayetinde öldürülen vs. vs. liste uzar gider.

Bunun sonucun da üstün gelme, ezme, yok etme, tecavüz, öldürme gibi ‘’gayriİnsani’’ düşünce ile süslediği erkeksi patriarkal kültür gelişmiştir. Kadınları araçsallaştıran ve erkeksi bir dünyada salt cinsel obje düzeyine indirgeyen patriarkal kültür ile tüm toplumu tek tipleştirmeye çalışan. Bununla birlikte, kadının sesini dahi haram sayan bir resmi ideolojinin ürünü olduğunu söyleyebiliriz.

Kadının fizyolojik yapısını ve yetişme sürecini göz önünde bulundurursak, kadının erkekten farklı bir kognitif yapıya, farklı bir algı sürecine, farklı bir kişilik yapısına sahip. Dolayısıyla farklı bir bilgi çerçevesine sahip olduğu için insanlığın kültürünü ve siyasetini bu değerler üzerine bina etmek gerekliliği, kadınlıktan kaynaklanan pozitif değerleri insanlığa kazandırmanın gereği üzerinde durulmalıdır. Kadınların henüz politik bir kimlik kazanmadığı, bir toplumda kadının kendini ifade etmesi elbette ki yeterli olmayacaktır. Kadının ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal yaşam alanlarında yer almasını sağlayıcı kadın hareketlerinin direk etkisi vardır.

1980 ve kadınlar… 12 Eylül’de tacize tecavüze uğrayan, bedenlerine elektrik verilen, saatlerce dövülen, türlü işkencelere maruz kalan kadınlar… Eğer kadınsanız ve bu hayatın içinde bir yerlerdeyseniz; yaşadığınız bu türlü olayları gözler önüne sermek pek de kolay olmuyor. Geleneklerin, toplumsal değerlerin kapıları bir bir yüzünüze kapatılıyor. Toplumsal cinsiyetçi bakışın kadına çizdiği rollerin dışına çıkmış, tabir yerindeyse boyunuzdan büyük işlere kalkışmış ve cezasını da çekmişsinizdir.(!) 1980 sonrası başlayan kadına ailenin devamını sağlama, topluma yararlı ve ‘’imanlı’’ bireyler yetiştirme ve ailenin huzurunu devamını sağlama görevlerini yüklemiştir muhafazakâr tutum günümüz AKP si ile yükselişe geçmiştir. Türkiye’de sistematik bir hal almış olan kadın katliamların AKP iktidarı 12 yıldır artan cinayetlere karşı önlem almazken politikaları ve söylemleriyle şiddetin artmasına destek veriyor..

3 çocuk doğurun dendi, işsizliğin nedeni kadınlar olarak açıklandı, çalışan kadınların emzirme yardımları azaltıldı, işyerlerindeki emzirme odaları kaldırıldı, kreşler kapatıldı, emeklilik yaşı yükseltildi, evlilik kıdem tazminatı ve çeyiz yardımları “erkek çalışanlarla eşitlik” sağlanmak adına budandı. Kürtaj suç, cibilliyete göre eğitim(ahilik bunun örneğidir, kimi tarikatlar bunun bir örneğidir) dendi. “Bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem. ”kadına şiddet abartılıyor, kürtaj cinayet, benim bedenim, benim kararım diyenler feminist. Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum, tecavüze uğrayan doğursun gerekirse devlet bakar, kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek, kızlar okuyunca erkekler evlenecek kız bulamıyor. Bir kadının sesli gülmesinden bile tahrik olan, ne yazık ki yıllarca bu şekilde tahrik olunanlarca zehirlenmiş insanların hastalıklı düşüncesi.

Bir kadının bir erkeğe, cinsellik dışında başka hiçbir şey çağrıştıramıyor olması, AKP’nin siyaseten yaptığı açıklamalar, kadının ötekileştirilip, şiddete maruz kalmasına zemin hazırladı. Ne iç hukuk kurallarında bir düzenlenmeye gidildi nede kadını koruyan yasala düzenlendi. Son olarak AKP’nin Özgecan cinayeti sonrası bulduğu çözüm şaşırtmadı! Davutoğlu’nun “şiddete karşı topyekûn mücadele çağrısının” ardından ilk etapta alınacak önlemler; Buna göre dolmuş, minibüs, otobüs, taksi ve servis aracı gibi toplu taşıma araçlarına siren sistemi zorunluluğu getirilecek. Tehlike anında, yolcu sirene basmak suretiyle tehlikede olduğunu ilgili birimlere haber verecek sirenin çalışmadığı, bozulduğu durumlarda ise yeni bir kadın cinayeti kaçınılmaz boyutlara ulaşacaktır.

Kadın özgürlüğü hukuksal bir bakış açısı bütün özgürlüklerin kurumsallaşmış demokrasisinin ana meselesidir. Aksi takdirde üç gün sonra Özgecan unutulacak. Kadın cinayetleri ne ilk neden son bulacaktır.

Şewl Mirow  /  19.2.2015

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın