HERKES İÇİN ADALET

HERKES İÇİN ADALET (DAB)  

Kuruluşundan bu yana Türk-İslam faşizmi ile yönetilen TC’de hiçbir zaman adalet, eşitlik, laiklik ve demokrasi olmadı. Koçgiri, Ağrı, Dersim, Malatya, Maraş, Çorum, 12 Eylül, Sivas, Gazi, Gezi, Roboski, Cizre, Nusaybin, Sur’da, bana dokunmayan bin yıl yaşasın zihniyetiyle, 90 yıldır faşizmin adaletsizliklerine, siyasi katliamlarına, idamlarına oy verenler, ortak olanlar, göz yumanlar, susanlar, sıra kendilerine geldiğinde, imdatlarına koşacak kimseyi bulamaz hale geldi. Faşizme karşı birleşemeyenler, sonuçta faşizmin zindanlarında birleşti.

T.C. Devleti Anadolu’da Türk ve İslam olmayan unsurları; Ermenileri, Hıristiyanları, Süryanileri, Rumları, Kürtleri, Zazaları Alevileri yok etmek, üzere kuruldu ve 2000’li yıllara kadar Türk-İslam faşizmi adaletsizliği ile yönetildi. 12 Eylül askeri faşist darbesi; toplumsal sosyalist emek hareketinin yeniden uyanmasını engellemek için, devlet diyanet kurumuyla, 40 bin yeni cami ve zorunlu din dersleri ile halka, dini esrarı verip uyuşturdu uyuttu. Müminler asker, Camiler kışlamız, kubbeler miğfer, minareler süngümüz, kuran anayasamız, türban sancağımız diyen FETÖ’cü – RETÖ’yü, CHP oyları ile AKlayıp Anadolu halklarının başına bela etti. Bu esrarın sonucu Allah Kuran Peygamber partisi (AKP) 2002’de, tek başına iktidar oldu.

AKP, 15 yılda Türk-İslam faşizmini, İslam-Türk faşizmine çevirdi. Basını, medyayı ya kendine bağladı, bağlayamadığını kapattı. Devletin TÜM kurumlarını tek tek ele geçirdi ve İslamlaştırdı.  Her türlü muhalefeti, gezi parkı gibi doğal talepleri bile kanla bastırdı. Büyük Osmanlı İslam cihan imparatorluğu hayalleri ile, Ortadoğu petrollerine el koymak, Kürt özgürlük hareketini bastırmak için, Irak’ta Suriye’de aşırı İslami grupları IŞİD’i destekledi, eğitti, silah verdi bölgeyi ve dünya başkentlerini kan gölüne çevirdi. Kürt özgürlük hareketini oyalayıp, istediği potaya çekemeyince, saldırıp Kürd halkını katliamlardan geçirdi. Bu şekilde Türk milliyetçileri de yanına çekti, kendi açısından dini-milli birliği sağladı. Güvenlik koridoru adı altında Türkiye’yi Suriye’de Ortadoğu/da savaş batağına soktu.

Kumpas Darbe danışıklı dövüş oyunları ile kendini mağdur gösterip, kendinden olmayan herkesi terörist ilan edip yüzbinlerce insanı gazetecileri, aydınları akademisyenleri, vekilleri mahpuslara doldurdu. Devlet malı deniz yemeyen domuz misali, çalıp çırpıp soyup savurup ülkeyi soğana çevirdi. Devlet malını olanaklarını halkın vergilerini, ganimet olarak yandaşlarına dağıttı. %45’e yakın kemikleşmiş bir oy kitlesini kendine bağladı. İnsanları ötekileştirip kutuplaştırıp birbirine düşman etti. Yol yapıyoruz diye Yolsuzlukların üstünü asfalta örttü. Anayasa referandumunu başkanlığı kaybetmesine rağmen AKP her türlü hile hurda adaletsizlikle, halkın iradesini ‘’Hayırını’’ çaldı. Yasama, yargı, yönetmeyi Tek-eline geçirdi. RTE AK-Sarayını, camisini dikip, Saltanat ve Halifeliğini ilan etti.

Her ne yapsa arkasında padişahım çok yaşa diyen ve her an sokağa çıkıp, kendini patlatacak canlı bomba imam ordusu da hazır. OHAL uygulamaları ile artık atığı astık, kestiği yanına kar.  Ülke tam anlamı ile yılardır adı konulmadan süren, kanlı iç/dış savaşın atık direk içindedir. İktidarı bırakmamak için AKP her şeyi daha büyük katliamları savaş ve Osmanlı oyunlarını ortaya sürecektir Başta Kürtlere ve Alevilere yönelik daha büyük katliamlar yolda.

Hiçbir diktatör iç/savaş çıkarmadan kan dökmeden iktidarı terk etmez. Uluslararası destek ve dayanışma olmadan hiçbir ülke faşizmden kutulamaz. Uluslararası kamuoyu, AKP’nin gezi direnişindeki tavrından, IŞİDE el altından sunduğu destekten, Kürt halkına ve Alevilere yönelik yaptığı haksızlıklardan, Toplumu İslamlaştırılmasından, yolsuzluklardan, seçim hilelerinden vs. dolayı bugün AKP faşist diktatörlüğüne karşı Türkiye’de ki demokrasi güçlerini desteklemeye hazırdır. Aslında 16. Nisan 2017 anayasa/başkanlı referandum oylamasında AKP %45 e %55 oyla iktidarı kaybetmiştir. Fakat iktidarı AKPden devir alacak bir muhalefet, yani %55 HAYIR’ı, hayra çevirecek demokratik birlik ittifak hükümet oluşturabilecek bir alternatif yoktu. Bu oluşturulmalıdır.

Bozuk düzende sağlam çark olmaz, Türkiye’de herkes İslam’la, Kemalizm’le Kapitalist sömürü sistemi ile yüzleşmeden, Türkiye’de faşist düzenin kökten değişmesi gerekliğine kanat getirmeden Türkiye adalet gelmez. Faşizme karşı ortak cephe oluşturmak için başta CHP’nin, tek dil, tek din, tek bayrak, vatan millet Sakarya naraları atmayı bırakıp kendi geçmişi ile acil yüzleşmesi gerek.

CHP ve Kılıçdaroğlu Türkiye’de faşist sistemi düzeni kökten değiştirmek için mi yürüyoruz? Zorunlu vergiden beslenen diyanet ve din dersleri kalksın diye mi yürüyoruz? İşçi emekçileri köleleştiren kapitalist sömürü düzenini değiştirmek için mi yürüyoruz?. Dili kimliği varlığı yok sayılan Kürd halkına, HDP’li vekillere de adalet özgürlük için mi yürüyoruz? Diye kendilerine sormaları lazım. Madem 15 Temmuz kontrollü darbe idi, darbeci ile 5 tepeye çıkıp ne için şükür duası okuduk? Başçalan, adaletsiz padişah, KaçakSarayda oturuyor diye bağır bangır bağırdık, peki tıpış, tıpış kaçak saraya niye gittik? Sınır ötesi Tezkerelere savaşa, Kürt halkına yönelik katliamlara, HDP’li velilerin tutuklanmasına niye oy verdik? Ancak sıra bize gelince aklımız başımıza geldi Demeliler. Bayram namazı kılıp, bozkurt işareti yapıp kurt izinden giderek mi iktidar olup, adalet getireceksin? Onu kendilerinden daha iyi yapanlar zaten iktidarda, görmeliler.
CHP ve Kılıçdaroğlu ve CHP’ler bunları kendilerine sormak öz eleştirip verip ders çıkarmak zorundadır. Yoksa tek partili dönemden buyana 65 yıldır iktidara gelemdi, gelemez, AKP’ye karşıda hiçbir alternatif oluşturamaz.

CHP bugünden itibaren bu yürüyüşte attığı her adımda ırkçı milliyetçi İslamcı faşist düşüncelerden uzaklaşmalıdır. Edirne’den Vana, İzmir’den Hakkari’ye daha uzun bir yolculuğa hazırlanmalıdır.

HDP yerel bölge Kürt partisi olmaktan çıkıp, tüm ülkeyi kapsayan birlikte ortak yaşam projesi sundu. AKP, CHP, MHP birlik olup bunu engelleyerek, büyük bir hata yaptı. Barış süreci aslında silahların susabildiğini gösterdi. Yeniden silaha sarılan terörist faşist devlettir. Kürtlerinde daha büyük katliamlara uğramadan, barışçıl yoldan istedikleri haklara kavuşması, Türkiye’nin faşizmden kurtulup demokratik bir ortamın oluşmasına bağlıdır.

Yıllardır parça bölük birbirini yiyen sol sosyalist komünist partiler bir an önce, sosyalist halk partisi vs. bir çatı partisi altında birleşip faşizme karşı oluşturulacak cephede yerlerini almalıdır.
Alevilerde acil İslam’la ve milliyetçilikle yüzleşip, Alevi kurumları arasındaki boş çelişki ve başı-boşluğa son verip, ne devletin, nede her hangi bir siyasi partinin arka bahçesi, kınalı kekliği olmadan, Alevilerin 25 yıldır dile getirdikleri 15 hak talepleri etrafında birleşip, ittifaka katılıp, Rıza şehrinin çocukları sokağa çıkıp faşizme karşı ‘’gelin canlar bir olalım, bir yürüyüş eyleyelim diye’’, mazlumun yanında olan haksızlığa baş kaldıran tarihi duruşlarını sergilemelidir.

Dünyanın bütün ülkelerinde, işçiler memurlar ücretiler gençler emekliler emekçiler artık ağlamak istemeyen analar, toplumun %90’ını oluşturmaktadır. Burada en büyük, birleştirici ve belirleyici iş ve güç, toplumun %90’’ını temsil eden İş emek meslek örgütlerine sendikalara düşmektedir. Sendikalar STK kuruluşları üye tabanlarını, daha sosyal adaletli paylaşımcı bir düzen için, iktidara ortak talip olmak için motive edip yürüyüşe geçmelidir.

Türkiye kanlı bir iç/dış savaşın içindedir. Bu savaştan en çok işçi emekçiler, Kürtler, Aleviler sıradan örgütsüz ve masum insanlar zarar görecektir. Bu ortamdan en hızlı ve kansız bir şekilde kurtulmanın yolu, İş emek meslek kuruluşları, Kürt halkı, Aleviler, devrimci demokrat aydınlar, tüm ezilen horlana dışlanan kesimler, gayri Müslümler, laik çevreler, çevreciler, duyarlı Müslümanlar, Faşizme karşı azami ortak bir program etrafında birleşip iktidara, Anadolu’da inançların hakların birbirini ezmeden, ezilmeden eşit özgür barış adalet demokrasi içinde birlikte mutlu yaşamaya talip olmasından geçmektedir.

Devrimci Aleviler Birliği olarak; Herkes için adalet diyor, FAŞİZME karşı atılan her adımı, destekliyoruz.
Mesele Kılıçdaroğlu ve CHP’nin inisiyatifine bırakılmayacak kadar can alıcıdır. Susma sustukça sıra, sana da gelecek.
Gün bir gruba dahil olmak değil, faşizme karşı bir duruşa sahip olma, safları sıklaştırıp, yürüyüşe devrimci bir yön verme günüdür.

Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
Safları sıklaştırın çocuklar,
bu kavga faşizme karşı ekmek,

bu kavga faşizme karşı hürriyet kavgasıdır.

Günler ağır.
Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin, zalim, ve kurnaz.
Ölüyor çarpışarak insanlarımız
— halbuki nasıl hakketmişlerdi yaşamayı —
ölüyor insanlarımız.

Varılacak yere, kan ‘’ter’’ içinde varılacaktır.
Ve zafer, artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar
tırnakla sökülüp
koparılacaktır…

DAB genel yönetim kurulu.

30 Haziran 2017

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın