HAKKIMIZDA

İnsani Kamil Olma Yoluna, Alevi Kamuoyuna, DAB’ın ÇAĞRISI.

Bu çağrı altında imzası olan bizler ve çağrıyı okuyup benimseyenler olarak, Aleviliğin kendine öz ve özgü değerlerine sahip çıkan yeni bir değişim hareketi başlatıyoruz. Bu anlamda alttaki görüşleri tüm dünya kamuoyu (ve özelikle Alevi toplum ve kurumları) ile paylaşıyoruz.

Alevilik Anadolu, Mezopotamya kaynaklı aydınlanmayı, ışkı, aşkı, bilimi, sevgiyi, doğayı, tüm canlı varlığı ve insanı kutsayan, kâmili bilge olgun insan, hakla hak olmayı amaçlayan, tarihte birçok inancı etkilemiş ve etkilenmiş, fakat tanrı anlayışı, etik kural ve ritüelleriyle kendine özgü doğal felsefi bir inanç öğretisi, evrensel insanlık YOL’dur.

Yüzyıllardır hâkim güçler, TÜRK-İSLAM faşist düşünce ve zihniyetlerini, zoraki asimilasyon, baskı, sömürü, katliam yöntemleri kullanarak, Anadolu’da, yaşayan Emekçi, Alev-i Kızılbaş, Kürt, Ermeni, Hıristiyan ve diğer azınlık guruplar üzerinde uygulaya gelmişlerdir. T.C. sistem partileri, Türk–İslam’a tabi olmak, tek ırk, tek dil, tek din, tek kültür, tek tipleştirme dışında başka hiç bir seçenek, hiç bir renge, inanca, düşünceye, tahammül etmeyen despot uygulamalarla halen kanlı iktidarlarını sürdürmektedir. Ortadoğu’daki gelişmeler ve son 12 yıllık AKP iktidarı Alevilere yönelik yeni katliamların yolda olduğu endişemizi artırıyor.

Bilimi Yol, sevgiyi din eyleyip, doğayı emeği insanı kutsayan, insanlık tarihinin derinliklerimden gelen, Mezopotamya / Anadolu’da ortaya çıkan kendine özgür ve bağımsız Alev-i Yol inanç/öğretisi, yüzyıllardır hâkim din ve sömürücü güçlerin, yoğun baskı ve asimilasyonu altında ve bazı ”Alevi düşkünlerin” de, çanak tutmasıyla büyük bir erozyona uğramıştır. Yolumuz öz değerlerinden uzaklaştırılıp, donmuş cahil yobaz İslami ve milliyetçi şoven, ırkçı faşist düşüncelerle bulatılmıştır. Alev-i’lere yönelik asimilasyon bugün, dünden daha yoğun bir şekilde sürmektedir.
Alevi-Bektaşi-Kızılbaş inanç/öğretisi insanlık tarihin derinliklerinden gelir. Birçok inanç kültürü etkilemiş ve birçok kültürden etkilenmiştir. Fakat hiç bir DİN inancın İÇİNE sığmaz, kendine özgü ve değişime açık bir öğretidir. Belirli bir tarih ve topluma da tabi değildir
Bizler, Alev-i Beştaş-i Kızılbaş-i YOLumuzu, var olan demokratik kurumlarımızla birlikte, cesur ve çağdaş bir şekilde, güncel bilgi, bilim ışığında yeniden yorumlayıp reform etmenin zamanı geldiği düşüncesindeyiz. Alevi yol öğretisini kendi öz değerleri etrafında, bağımsız ve özerk bir şekilde örgütleyip, binlerce yıl daha ileri taşıyacak tüm dünyadaki Alevileri kapsayacak evrensel ortak bir Alevilik anlayışı örgütlenmesi sağlamalıyız. Aleviliğin tarihsel paylaşımcı ve haksızlığa karşı duruş, direniş ruhuna uygun olarak, hâkim güçlerin devletin sistem partilerinin, İslam’ın arka bahçesi olmayan bağımsız bir ”Alevi Devrimci Direniş Hareketi” başlatmanın, diğer ezilen grup, sınıf, haklarla birlikte, Emperyalist işbirlikçi Türk-İslam Faşist, baskı sömürü düzenine karşı, birlikte mücadele vermemiz gerektiğine inanıyoruz.
• Yapmamız gereken, İNSANLIK Yolumuzun öz değer, ilke ve ölçülerine sahip çıkmak ve bunu, birlikte olabileceğimiz tüm demokratik güçlerle paylaşmak, birlikte mücadele etmektir…

Bilim, Sevgi, İnsanlık Yolunun; Alev-i Beştaş-i KIZILBAŞIYIZ. “İslam Müslüman değiliz”
Alev-i Beştaş-i Kızılbaş-i yolu; Vahdeti mevcut (varlığın birliği) 4 kapıda can (hava ateş su toprak ve canlıları) 5’unsuru İNSANI kutsayan, İnsanlık tarihinin derinliklerinden gelen. Benim kabem insan. Okunacak en büyük kitap insandır. Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Her ne ararsan kendinde ara diyen. Kendine reva görmediğini, başkasına görmeyen. 73 Millete bir bakmayan bizden değildir diyen. Bilimi, sevgiyi, insanı, ışığı aşkı, doğumu, doğayı kutsayan. Haksızlıklara boyun eğmeyen, Enel Hak, Vahtedi vücut, Pir, Mürşit, Rehber v.s. inancını benimseyen bir yoldur. Alevilik, İslam ve diğer semavi dinlerdeki gibi huriler dağıtan ilahi bir Allahı, ilahi bir kitabı (kuranı), Peygamberi (AKP’si), cennet cehennem ahiret, vahi, kader anlayışı olan bir din değildir. Alevilik bunları red eder. Alevilik sosyal siyasal kültürel yapısı ile kadın erkekli, sazlı sözlü, semahlı, lokmalı demli, 12 hizmetli, sorgu görgü ile özünü DARA çeken CEM erkânı olan, kendine özgü, bağımsız, doğal felsefi bir inanç öğretisi, bir aydınlanma, kâmili insanı olma YOLudur. Ve biz bu YOLu böyle gördük, böyle biliyoruz..

Özelikle 1500’lü yıllardan sonra, Sünni ve Şii İslami unsurlar bu yolun içine girmiştir. Her ne kadar yol erenleri, Pir Talipleri ”’Allah-Muhammed-Ali, Kuran, Ehlibeyt, evladı resul, 12 imam, Sünnet, Kurban vs.”’ gibi bazı İslami veya semavi terimleri kendilerini korumak için veya biz bunları çok ayrı, kendimize özgü yorumluyor, algılıyoruz, deseler de. Bunlar canların kafasını karıştırmaktan, yolumuzu bulatmaktan başka bir işe yaramıyor. Alevi yol ve erkânına sonradan giren bu terimler, deyimler köklüce bir gözden geçirilip, yol erkândan temizlenmedir. Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlık diyen bir yolun dergâhı derneği cemevi, kuru tapınma yeri değil, öğrenim yeri, okul olmalıdır. Ayrıca köy koşullarında oluşup gelişen Alev-i yol erkânını, şehir yaşam koşullarına göre çağdaş bir şekilde yeniden düzenlenmelidir..
Örneğin, Ehlibeyt ve 12 imam hiçbir zaman, kadın erkekli, sazlı sözlü semahlı, lokmalı demli, 12 hizmetli bir Alevi ceminde bulunmamıştır. Bugün bile yaptığımız cemlerde, Muhammet’in Kırklar Cemine Peygamber olarak alınmadığı, hadümül-fukara hizmetçi olarak alındığı sergilenir. Allah Kuran Peygamber (AKP) adına ortaya sürülen İslam’ın devletleşip bölgede hâkim güç olmasıyla birlikte, İslami baskılara ve sömürüye, karşı bir dizi gruplar, akımlar ortaya çıkmıştır. Mezopotamya, İran ve Anadolu bölgesinde yaşayan ‘Işık Aşk’ ehli hak erenleri, doğal olarak bu İslam karşıtı akınlara, gruplara sahip çıkmıştır. Fakat bu YOL erenleri, hiç bir zaman İslam, her hangi bir kuralı, Kuranı ile kendilerine yön vermemiş, İslam’ın getirdiği şartları kabul etmemiştir. Hiç bir zaman İslam’ın içi veya özü (neyse de) olmamıştır.
İslam’ın Müslümanlığı özünü Arabistan, Afganistan, İran, Irak, Mısır, Suriye’de gördük. İslam’ın Müslümanlığın ”en laik, demokratik” uygulamasını, özünü yüzünü, Türkiye’de Dersim, Maraş, Çorum, Sivas’ta cumadan, camiden çıkıp Allahu ekber diye insan yaktıklarında gördük.

Ve Alev-İ’lik hiç bir zaman, Cennette huri pazarlayan, çok eşliliği savunan, kadını kapatıp 2ci sınıf insan yerine koyan, köleliği savunan, cihatı ve dini zorla dayatan, ganimet soygun üzerine kurlu bir dini, akıl mantık bilim sevgi dışı, çelişkili Kuran’ı vs. İslam dinini hiç bir zaman kabul etmemiştir. Etmesi de mümkün değildir. Alevi toplumu kurumlarının artık kendi YOL’una gelmesi, İslam’la ipleri kökten koparıp ”Biz İslam, Müslüman değiliz” Kızılbaşız demesinin zamanı gelmiştir.
Alevilikte ki İslamcı asimilasyoncu etkenleri ayırtmak için somut önerilerimizi ayrıca sunacağız. Başlattığımız bu ‘Alevilikte reform’ süreci, bazı özelikle yaşlı kuşaklar için acı ve sancılı olacaktır. Hiç bir şey yapmadıysak 1400 yıldır bu halkı camiye (islam’ın içine) sokmadık diyip bu yolu bugünlere getiren Pirlerimizin kendilerini de yenileyip, bu kadimden gelen insanlık yolunu, çağdaş bir şekilde reform edip, cesaretle daha da ileri götüreceklerine inanıyoruz.

Kendini bize topluma zorla dayamadığı sürece bizim İslam’la Müslümanlarla veya başka hiç bir inanç veya inanmayanlarla sorunumuz yoktur. Yeter ki kimse kendi inanç, görüşünü zorla başkasına dayatmasın, İslam’ı Alev-iliğin içine veya Alev-i cemevini, Cami bahçesine sokmaya çalışmasın. Hararet nardadır, sacda değildir. Keramet baştadır, taçta değildir. Her ne ararsan kendinde ara. Kudüs’te Mekke’de Hac’da değildir. Alevilik sır değil, ayan beyan aydınlanmadır.

Alevi toplum ve kurumlarının dile getirdiği azami talepleri bellidir.

1- Alevilik kendine özgü müstakil bir inanç olarak resmen tanınıp Anayasal güvence altına alınsın.
2- Devlet DinAyet Kurumu kaldırılıp, her inanç kendini yönetip finans edecek şekilde özelleştirilsin.
3- Devlet ve din işleri tamamen bir birinden ayrılıp, kamu alanı laikleştirilsin.
4- 90 yıldır zorunlu vergiden Diyanete aktarılan Alevilerin vergi payını Alevi kurumlarına geri ödensin.
5- Zorunlu din dersleri kaldırılsın. Her inanç dini eğitimini kendi kurumunda kendi versin.
6- Cemevleri Alevi inanç merkezi olarak tanınıp yasal statü ve hakları tanınsın.
7- Alevi köy ve mahallelerine, CAMİ yapımı durdurulup, yapılanlar kaldırılsın.
8- Hacebektaş dergâhı başta olmak üzere dergâhlarımıza yapılan camiler ve müze statüsü kaldırılıp, dergâhlarımız ve el konulan arazileri Alevi kurumlarımız devir edilsin.
9- 13-15 Şubat Hızır günleri, 21 Mart Newroz, 6 Mayıs Hıdrellez, 10 Ekim Aşure günü, ücretli resmi tatil ilan edilsin.
10- Nüfuz cüzdanlarından (vb. resmi belgelerden) din hanesi tamamen kaldırılsın.
11- TC yasalarından, okul kitaplarından vs. Alevileri (ve başka inançları) rencide eden hakaret, ayrımcılık kaldırılsın.
12- Dersim, Maraş, Çorum, Sivas ve diğer katliamların sorumluları, 12 Eylül darbecileri yargılanıp cezalandırılsın.
13- 33 canımızın yakıldığı Sivas Madımak Oteli UTANÇ müzesi yapılsın.
14- Toplumun %85’nin oluşturan, İşçi emekçiler den yana, sosyal adalet, temel insan hak ve özgürlüklerine dayalı yeni bir anayasa yapılsın.
15- Kürt halkının özerklik hakları Anayasayla güvence altına alınıp, Kürt sorunu barışçıl demokratik bir şekilde çözülsün.
16- Din ve Milliyet konusu, toplumsal sorun olmaktan çıkarılıp, siyasetin gündeminde düşürülsün.
• Kendine özgü bağımsız, Alev-i Beştaş-i KIZILBAŞ Yol erkânımız; bilim ve sevgi İnsan üzerine kuruludur. Bizler öncelikle yolumuzdaki, bilime sevgiye insanlığa uymayan, her türlü unsur ve Semavi-İslami asimilasyoncu etkenlerde temizliyoruz, azami taleplerimiz için YOLa baş koyuyoruz..

Dünya Halklarımızın özlemi, sosyal adalet, emekten yana paylaşımcı bir düzendir.
Alev-i Beştaş-i Kızılbaş-i yolumuzun; en önemli özeliklerinden biri ve günlük ‘ibadeti’; Kendine reva görmediğini başkasına uygulamamak. Ezmeden ezilmeden dünyada insanca mutlu yaşamak için, acı tatlı yarın dudağından garı her şeyi, bir üzüm tanesini 40’lar ile paylaşmaktır. İnsanı, eli, emeği kutsamak, hak yememek, hak yedirmemek, halksızlığa boyun eğmemektir. Birlikte üretip ihtiyaca göre (yardıma muhtaç olanla) paylaşmaktır. Dayanışmadır. Alevi öğretisinin toplumsal amacı, özlemi: ‘Rıza şehrine’ dayalı paylaşımcı ‘KOMÜNAL’ bir düzendir. Yol erenleri günlük yaşamında edep erkânlarında bu, imce, paylaşımcı ve rızalık ilkesini yüzyıllardır yaşatarak, soymadan sömürmeden üretip, alıp satma bölüşme geleneğini yerleştirerek. Sömürüye haksızlığa karşı tarihte Babailerden, Bedreddin’lere ve günümüzde sendikal sosyalist devrimci mücadele içinde aktif yer alarak, sosyal adaletli, sömürüsüz bir düzen için köklü bir direniş sergilemişlerdir. Aleviler sosyalist, sosyal adaletli, sosyalist bir düzeni savundukları için yüzyıllardır saldırıya uğrayıp ezilmişlerdir. Selçuklu, Osmanlı, T.C. devleti sistemi ve sistem partileri, tarih boyunca ülkemizdeki siyasi iktidarlar, geniş emekçi kitleler yerine, her türlü dalavere, darbe katliamlarla, anti demokratik uygulamalarla, dar bir soyguncu, sömürü grubun çıkarlarını çarkını, uluslararası global Emperyalist şirketlerin ve işbirlikçi Türk-İslam Faşist düzenini koruyup kollamıştır. Aleviler olarak yolumuzun temel taşlarından biri olan bu, sosyal adalet dayanışmacı paylaşımcı, emek sömürüsüne ve haksızlığa karşı direnişçi özüne sahip çıkıyoruz.. İnançlarda aynı zamanda siyasidir ve politika güç olma sanatıdır. Bir inancın ileri veya gericiliği iktidarla olan ilişkisine bağlıdır. Aleviler bu güne kadar devletin, iktidarların Alevisi olmadı olmaya da niyeti yoktur. Başka inançlara siyaset serbest Alevilere yasak böyle bir anlayışta kabul edilemez. Aleviler öncelikle, kurtuluşumuz kendi elimizde deyip, kendi kurumlarında birleşip bağımsız bir GÜÇ olmalıdır. Mazlumlar ayağa kalkmadıkça, zalimler diz çökmez.

Her türlü Kapitalist, emperyalist sömürüye, savaşa, baskıya, haksızlığa karşı, mazlum ve emekçi hakların yanında durup, kurtuluş yok tek başına, hak verilmez alınır, deyip birlikte iktidara talip olmalıyız. Mücadelemiz bir tek Türkiye ile sınırlı değildir. Bugün dünya haklarının %85 ücretli işçi, memur, köylü, küçük esnaf, emekçiler oluşturmaktadır. Buna karşılık, geriye kalan %15, halkın %85’den yüzlerce kat daha fazla gelir ve malvarlığına sahiptir. Bu hak eşitlik adalet değildir. Sosyal adalet dayanışmacı paylaşımcı, emek sömürüsüne ve haksızlığa karşı direnişçi özümüzle dünyada ezilen halklar ve eşit hak mücadelesi yürütenlerle her zaman her an dayanışma içerisinde olmalıyız. Dünyada ezilen haklar birleşin. Gelin canlar bir olalım, Zoru kolay kılalım.
• Alev-i Beştaş-i KIZILBAŞ Yol erkânımız, toplumsal amaç ve özlemimiz, ezmeden ezilmeden dünyada insanca yaşamak, paylaşımcı sosyal adaletli bir düzendir. Emperyalist Kapitalist Faşist sitem karşıtı tüm güçlerle güçlerimizi birleştiriyoruz. Bu anlamda, mevcut sistemi ayakta tutan ve destekleyen partilere olan güvencimizi yetirdiğimizden onlara OY vermiyoruz. Alevilerin bu metindeki taleplerini programına ve gündemine alan ve somut girişimde bulunan sistem karşıtı, tüm siyasi partileri, girişimleri önemsiyoruz ve destekliyoruz. Birlikte mevcut Türk-İslam faşist sistem ve partilerine karşı 3 bir Alternatif oluşturmalıyız. Alevilerin yukarıdaki taleplerinde somut adımlar atılmadığı takdirde, Alevi kurumları gerekirse kendi bağımsız siyasi partisini kurarak yukarıdaki talepleri için mücadele etmelidir.

73 millete aynı gözle bakmayan bizden değildir. KÜRD ve dünyada diğer ezilen hakların davası bizim davamızdır.
Alev-i Beştaş-i Kızılbaş-i yolumuzun bir diğer ana desturu da; 73 millete aynı nazarla bakmak, canı candan ayırmamak, kendine reva görmediğini başkasına görmemek, her türlü ırkçı şoven milliyetçi faşist düşüncelere karşı çıkmaktır. Alevilik, insanların dillerini kültürlerini eşit özgür bir şekilde barış içinde, ezmeden ezilmeden yaşayıp yaşatmasını, hakların kardeşliğini yüceltmek ve istedikleri zaman KENDİ KADERİNİ TAYIN, haklarını savunmaktır.

”Kasabın bıçağını yalayan kuzu” olmayı bırakıp, yıllardır önümüze sürülen, yol erkânımıza aykırı, ırkçık, şoven, faşist, Kemalist her türlü milliyetçi düşünce unsurlardan yolumuzu temizlemeliyiz. Alevi inancını yasaklamış dergâhlarını kapatmış, Koçgiri, Dersim’de Alevileri, Kürtleri, Ermenileri, emekçi sosyalistleri vs. katletmiş, Atatürk’ün posterlerinin, Alevi dernek/cemevlerine asılması kadar daha büyük bir çelişki olamaz. Bu tür yolumuzla çelişen resim ve söylemler vs. yolumuzdan arındırılmalıdır. En büyük zalim zorba güç, insanların temel hak ve özgürlüklerini ana dillerini, inançlarını ve kimliklerini tanımayan, Türk-İslam faşist düşüncesidir.. Dağdan gelip bağdakini kovarcasına, ‘ya sev ya terk et’ diye, Kürt-Alevisi yok vs. diye Anadolu’nun yerli kadim Kürt halkını dışlayan bir anlayışın insanlık yolumuzda yeri yoktur. Yüzyıllardır bizlere ‘Türk-İslam sentezi’ diye yutturulmaya çalışılan, Türk-İslam faşizmi, Kemalist ve İslamist ideolojiyi yolumuzdan kökten soyutlamamız gerekir.. Yüzyıllardır haksızlıklara katliamlara uğrayan KÜRD ve diğer ezilmiş halkının haklı talepleri ve mücadelesi yanında yer almak her Alevinin insanlık görevidir, yolumuzun ön koşuludur. Alev-i’ler olarak, Kürt halkının haklı taleplerini, barış istemini, özerklik haklarını destekleyip, KÜRD ve tüm diğer mazlumun, ezilen halklarla omuz omuza birlikte mücadele etmeliyiz.
• Alev-i Beştaş-i Kızılbaş Yol erkânımıza, bulaşan her türlü ırkçı, milliyetçi, Kemalist, faşist, düşünceleri yolumuzdan arındırıyoruz. KÜRT ve tüm diğer mazlumun, ezilen halkların haklı, taleplerini destekliyor demokratik, barışçıl bir çözüm için birlikte omuz omuza mücadele ediyoruz.

Bizim nazarımızda, KADIN erkek farkı yok. Noksanlık da, eksiklik de; senin görüşlerinde.
Alev-i Beştaş-i Kızılbaş-i yolumuzun, bir olmazsa olmazı da, kadın erkek eğişliğidir. Ulu pirlerimiz kadınları okutunuz ve ”Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde. Hakk’ın yarattığı her şey, yerli yerinde”. Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok. Noksanlık da, eksiklik de; senin görüşlerinde” diyerek eşitlik ilkesini yol erkânımıza koymuştur. Alev-ilikte kadın erkek eşitliği %100 olması gerekirken, bunun böyle olmadığını biliyoruz. Diğer bazı kesimlere göre Alevi kadınlar biraz daha özgürdür. Fakat dünya, kadınları ne ailede, ne derneklerde, ne iş hayatlarında, ne eğitimde, eşit veya özgür değildir. Hepsinden önemlisi, kadının ana sütü ve çocuk eğitiminde rolü, kadınların ”PİR-Analık ” postu/makamını her makamdan üstün kılar. Bugün İslam dünyası başta olmak üzere, tüm Dünyada, en gelişmiş ülkelerde dahi, kadınlara yönelik ayrımcılık, sömürü, eşitsizlik, şiddet, taciz, tecavüz vs. halen var olan bir gerçekliktir. Her eylemde direnişte ve en son Taksim/Gezi parkı direnişinde gördük ki, kadınlar gençler her zaman toplumun en insani barışçıl, devrimci, en direnişçi dinamiğidirler. Her alanda, her makamda, kadınlar eşit, EŞ başkanımızdır.
• Toplumda kadını 2. sınıf köle yerine koyan, kara-çarşaf içine sokmaya çalışan erkek hegomanyası yıkılmalıdır. KADINCIK Analar toplumun her alanında tüm dünyada eşit özgür ve hak ettikleri yeri almalıdır. Kadınlarımız da Alevi YOL’un eşitçilik ilkesi doğrultusunda “Pir”, “Mürşid” gibi makamlarda yer alabilmeli ve Cem erkân YOL yürütmelidir ki, bu şekilde çocuklarımıza ve gençlerimize “eşitçiliğin” önemli örneğini teşkil etsin.

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, Ve bir orman gibi KARDEŞÇESİNE bu hasret bizim..
”Sevgi muhabbet kaynar yanan ocağımızda, Bülbüller şevke gelir gül açar bağımızda, Hırslar kinler yok olur aşkla meydanımızda, Aslanlarla ceylanlar dosttur kucağımızda”. Ağacın dalından (telli kuran) saz yapıp, bülbül dilinde, Allaha çatmışız, havaya, suya, aya güneşe, dağa taşa kara toprağa sadık yar olup, güle gönül katmışız. Turnalarla kanatlanıp evrende semah dönüp, yanmış yakılmışız, can canan börtü böcek için asılmış kesilip koç kurban olmuşuz. Zalimin zulmüne Aslan gibi kükremiş, boyun eğmemişiz, mezarlardan bir demet karanfil olup, güvercin donunda yine, yine gelmişiz. Bir üzüm tanesini bile rızalıkla paylaşmışız. Damda birlikte yatmışız, Öküzü hoşça tutmuşuz, Koyun değil şu dağlarda, San kendimizi gütmüşüz, Hor baktık mı karıncaya, Kırdık mı kanadını serçenin, Vurduk mu karacanın yavrulusunu, Ya nasıl kıyarız insana, Ekmeği bol eyledik, Acıyı bal eyledik, Sıratı yol eyledik, Geldik bugüne. Halımızı hal yolumuzu yol her çiçekten bal eylemişiz arıya saydılar bizi. Cemi cümle canlar hava ateş su topraktan 4 unsurdan olduk CAN, HAK. HAK bizde sorumlulukta bizde, HAK emaneti canımızı, ”KIZAN’larımıza çocuk, gençlerimize devir daim edip gideceğiz. Kurban bayramı vs. ile hayvan katliamı yapılmasına, şehirlerde yeşil alanların betonlaştırılmasına, altın, taş ocakları, HES projeleri doğa ve kültürel değerlerin (Alevi kutsal mekânlarının) yok edilmesine karşı direneceğiz.
• Yaşadığımız doğa, dünyadan başka, bir dünya ”cennet” yok. Hep birlikte ‘ölümüne’ can canan İnsanlığı, doğamızı çevremizi dünyamızı koruyoruz, israfa etmeden, rızalıkla alıp verip, ekolojik dengeyi koruyarak, doğayla bir olarak, ezmeden ezilmeden insanca mutlu yaşayabileceğimiz bir dünya için, Alevililer olarak yolumuzun gereğini yerine getirip, ”Ağaca çıkan keçinin, dala bakan oğlağı olur” deyip, bu konuda da, örnek ve öncü olacağız.

Yukarıda ki çizgiyi benimseyen ve geliştirmek isteyen, tüm aydın, yazar, araştırmacı, sanatçı, Pirleri, kurum yöneticisi, Türk-İslam Faşizmine, İslami asimilasyona karşı devrimci direnişi, canların katılımını, somut öneri fikir ve katkılarını bekliyoruz.
Birlikte Alevi toplumu içinde yeni dinamikleri ortaya çıkarmayı, Alevi toplumunun en geniş birliğini ve katılımını sağlamak, ÇIG gibi güçlendirmeyi umut ediyoruz.
VAR olan tüm DEMOKRATK Alevi kurumlarımıza ve yöneticilerine sahip çıkıyoruz, amacımız yeni bir kurum oluşturmak değil, bu çizgide var olan kişi ve kurumların ortak amaç, doğrultusunda birlikte mücadelesini yükselmektir. Amacımız bilim ve sevgiye dayalı argümanlarla, sorup sorgulayarak, öğretimizi birlikte geliştirip, yaşayıp yaşatmak, toplumumuza ve insanlığa hizmet etmektir.

BU ÇAĞRIYI TÜM ALEVİ ve AYDIN DEVRİMCİ DEMOKRAT CANLARIN İMZASINA açıyoruz.. Ve ÇAĞRIYLA ilgili ”DERVİMCİ ALEVİLER BİRLİĞİ” adıyla ortak bir internet ve facebook sayfası açıp, mail grubu oluşturuyoruz. Ortak bilgi, birikimleri, haber, duyuruları burada paylaşıp yayarak, toplumsal bilinci ve direnci birlikte örgütleyip yükseltmeyi amaçlıyoruz.

GELİN CANLAR BİR OLALIM ZORU KOLAY KILALIM..

(Bu çağrı 40′ canın, katkıları ile hazırlanıp imza ve tartışmaya açıldı.. Kişi değil işin peşindeyiz, bu girişimi destekleyen/imzalayan TÜM CANlar, bu hareketi başlatan canladır.)

1 yorum

Bir Cevap Yazın