Başköylü Hasan Efendi – (Alevi Önderi, Alevi Önderleri)

Hakikate Erenlerin Bahçesi

 Cumhuriyetin kurulus yillarindan sonra uzun bir dönem Çayirli´ya bagli bir Nahiye olan Basköy, ulasim elverissizligi, tarim ve hayvanciligin son yillarda önemini yitirmesi sonucu hane sayisi küçülerek 15 haneli (4) küçük bir köy durumuna gelmistir. Daglari çiplak, etekleri sulak olan bu engebeli ve sirin cografyanin günümüzdeki en önemli özelligi köyün girisindeki küçük ve yeni Türbedir.

Basköylü H asan Efendi´nin Türbesi olarak anilan bu mabet, özellikle yazin hergün üzerinde kurbanlarin kesildigi, dileklerin tutuldugu, bir birlerini hiç tanimayan insanlarin kaynasmasina vesile olan bir ziyaretgahtir. Genellikle koçlarin kurban edildigi (5), lokmalarin dagitildigi, niyaz ve dileklerin edildigi türbe köyün girisindeki mezarligin sol tarafinda küçük bir tepe üzerindedir.

Hasan efendi (6) olarak bilinen bu zat Erzincan ve çevresindeki Alevilerin Dede geleneginden gelmektedir.Bu cografyanin Dede´lerinin hepsinden daha taninmis, sayginligi, güvenirliligi ve otoritesi bu cografyanin ötesine tasmistir. (7) Bu yüzden de Basköy denince ilk akla gelen Hasan Efendi olmustur.

Hasan Efendi 01 Temmuz 1973 tarihinde Hakka yürüdü. Dogumu Hicri 1312, Miladi 1894 / 95 yillaridir. Hakka yürüdügü tarihde yasinin 80 civarinda oldugu görülüyor. Uzun saçlari ve sakali vardi. Saçlari örülü ve basina taktigi Fes´e benzeyen basligin altinda toplaniyordu. Uzun boyu ve davudi bir sesi vardi. Uzun yillar kendi deyimi ile HALKI AYDINLATMAK ve IKRARINI HATIRLATMAK için yörede ki tüm köy ve kasabalari dolasmistir. Kendisine güvenen ve inanan insanlarin ona verdigi para, esya, giysi gibi sadakalari hemen yanibasinda yoksul insanlara dagitirdi.(8)

Hasan Efendinin aldigi sadakalari yöre Dede´lerinin genellikle yaptiklarindan farkli olarak yanindaki yasli, yoksul ve yardima muhtaçlara dagitmasi onu çok saygin bir konuma getirir. Bir çok Dede bu uygulamadan rahatsiz olur ve ona cephe alir. Ancak ilk baslarda bu konuda yanliz olmasina ragmen kendini tüm halk kesimlerine kabul ettirir.Baslangiçda karsi çikan Dede´lerde süreç içinde pratigine katilmamakla birlikte ona saygi duymaya baslarlar.Hatta yöredeki Sünni Hanefi inancina mensup insanlar üzerinde bile müthis bir sayginlik kazanir. Zamanla hiç bir kimse açiktan kendisine cephe alamaz duruma gelir.Ve sayginligi Erzincan yöresinin çok ötesine tasarak,Tunceli´den Sivas´a, Erzurum´dan Tokat´a kadar uzanan bir alanda taninan bir Dede olarak toplumda ki yerini alir.

Hasan Efendi yöre Dede´lerinin bir cogunun yaptigi Cem ayininde ATES YALAMA ve KERAMET gösterme gelenegine itibar etmeyen az sayida ki Dede´lerden biridir. “Kerameti Yezid´e, Mervan´a gösteriniz ki Hak yolunu görsünler, Inanan insann gösterise ihtiyaci yoktur” derdi. Ancak buna ragmen söyledikleri ve önerdikleri seyler her zaman dogru çikmistir. Kimileri bunu insanin 6. hissi olarak açiklasa da bir anlamda Diyalektik Materyalizmin sinirlarini zorlayan bir pratik söz konusudur. Bu anlamda Keramet 6. His midir? Yoksa Tanrinin (Doga üstü gücün) belirli insanlara verdigi bir özellik midir ? ayrismasina girmek bu örnekte gereksiz görülmektedir.

Hasan Efendinin kimince KERAMET, kimilerince de önsezi olarak degerlendirdigi yüzlerce olaganüstü beyanlari vardir. Bu yörede yasiyan her insan bu olgulardan haberdardir.(9) Bir çogu bizzat yasamistir veya güvenilir insanlardan duymustur. Materyalist dünya görüsüne inanan insanlar bile bu örnekler karsisinda sasirmaktadirlar.

Kendisinin Imam Musa-i Kâzim soyundan geldigi var sayiliyor. Mahmud Hayrani soyundan geldigi sanilan Seyyid Mevali evlatlarindan, Seyyid Mustafa Dede´nin toru nu, Ibrahim Dede´nin ogludur. Seyyid Kureys seceresinden oldugu ileri sürülmektedir. Hüseyin Pasa ve Ibrahim adlarinda kendisinden küçük 2 kardesi da ha vardir. Esi Elif E(A)mber Anadan 12 Erkek evladi olmus ve hepsi küçükken vefat etmistir. Kardesi Hüseyin Pasa Dedenin oglu Kamer (10) Dede´yi kendisine evlat edinmistir.

Basköy civarinda ki Kureys Kabilesi Dedelerine yöre halki Kör Kureys´ler adini takmistir, Bu Ocagin talipleri yoktur. Ancak kendileri diger Ocak geleneklerinde oldugu gibi bir üst Ocaga baglidirlar.

1930 lu yillarda Hasan Efendi bir dönem kendini tamamen ziyaretlere vermistir. Aylarca daglarda, çesitli ziyaretlerde ve mekanlarda insanlardan uzak yasamistir. Bu süre içinde ne yiyip-içtigi tam olarak bilinmiyor. Kendisini taniyanlar koyun sütü ve yogurdu yiyerek beslendigini ileri sürmektedirler. Örnegin yörede Agirgöl (Aygir gölü) denilen ve orada bir yatirin yattigi söylenen daggölü (krater) havzasinda 9 ay yasamistir. Gölü ziyarete gidenler kendisini görmekte ve orada yasadiklarini bilmektedirler. Bu bölgede var olan tüm ziyaretlerde ve türbelerde aylarca, yillarca kaldigi herkes tarafindan bilinmektedir.

Hasan Efendi koyun eti, sütü ve yogurdu disinda hayvansal gida almazdi. Keçiyi hiç sevmezdi. Bunu da söyle gerekçelendirirdi. “Bu hayvan dogaya çok zarar veriyor.Yesil fidan ve agaçlari kemiriyor, kurutuyor. Sarp kayalara tirmanarak hilebazlik yapiyor“ Bu vesile ile evlerde keçi beslenmesine sicak bakmazdi. Gerçekten de keçi ormanlara çok zarar verdigi bilinen bir hayvandir. Manda ve sigir cinsinden evcil hayvanlarin et, süt, yogurt gibi hiç bir ürününü yemezdi. Kümes hayvanlari ise ortalikta beslendikleri ve sagliga zararli gidalari yedikleri için, örnegin mayis ve benzeri seylerle beslendikleri için yemez ve tavsiye etmezdi. Arilari bal yaptiklari ve çaliskan olduklari için severdi. Halka imkânlari dahilinde aricilik yapmalarini tavsiye ederdi. Son yillarinda sabahlari koyun yogurdundan yapilma yag ile bali eritir ve bir- iki kasik alirdi.

Sagligina çok dikkat ederdi. Kaynak sularini bile kaynatir ve öyle içerdi. Kendi nefsini islah etmek için zevk ve eglenceden tamamen elini çekmisti. Alkollü içki, sigara gibi seylerin kullanilmasina sicak bakmazdi. Insan sagligina zarar verebilecek her seye karsi çikar ve kullanilmamasini tavsiye ederdi. (11)

Hasan Efendi kendi ifadesine göre 1937 Dersim Vakasina kadar yöredeki erenlerle ve yatirlarla Dersim olayinin KANSIZ sona erdirilmesi için müzakerelere gider. 7 yil “Kan akmasin / Suçlunun yaninda masum ölmesin” diye desdek arar. Ama yatirlar Dersim´in islah edilmesi gerektigini ileri sürerler ve buna karismayacaklarini bildirirler.

1937 / 38 Dersim Vakasi Hasan Efendinin hayatinda bir dönüm noktasi olmustur. Bu olaydan son derece etkilenmistir. “Kuru´nun yaninda Yas´da yandi, Yatirlar seyirci oldu” diyerek bu tarihten sonra her gittigi ziyarete hakaretler yagdirmistir. “Bu insanlar (12), yüzyillardir size niyaz ediyorlar.Yalvariyorlar. Yakariyorlar. Bizi Zalimin zulmünden koru diyorlar. Siz ise yardimci olmadiniz. O halde ne için varsiniz?” diyerek tüm ziyaretlere cephe almistir. Gittigi her ziyaretin, yatirin taslarini kirmis, tükürmüs ve küfür etmistir. Ilginçtir, kendisine engel olmak isteyen kim olmussa basina bir türlü bela gelmistir.

Halka dönerek “Kendine hayri olmayanin size ne hayri olur?” diyerek onlari bu mabetleri ziyaretten men etmeye çalismistir.”O Erenler ki sizi Dersim katliamindan bile korumadilar, artik onlardan ne beklersiniz?” diye ayrim gözetmeksizin hemen tüm ziyaretlere cephe almistir.(13)

Dersim (14) yöresinde her yil yüzlerce kurban kesilerek ziyaret edilen Düzgün Baba ziyaretine de hakaret etmekten geri kalmamistir. Ancak Dersim´de yapilan katliam larin buyutlarinin çok yüksek olmasi sonucu Düzgün Baba´nin son gün TOPUNU ATESLEDIGINI ileri sürmüs (15) ve “Haso kendisine katliam çok agir olacak, engel olalim dediginde Haso´yu dinlememistir, Sonra gördü ki zulüm ve katliam çok agir, kendi de topla rini atesledi. Ancak çok geç kalinmisti” demistir. Düzgün Baba´nin “TEK BIR TANE TOP atisi yaptigini ve Dersim´in islah edilmesi konusunda fazla ileri gidildigine kendisininde sonunda kanaat getirdigini” iddia etmektedir. Dolayisi ile Düzgün Baba´yi da ayni kategoride degerlendirmektedir.

Kanunsuz Allahin kullari azgin olur,

Ismi aleme Sultan Düzgün olur.

Sultan Düzgün düsman ile dosttur,

It derisinde yapilan posttur.

Sultan Düzgün Kureysin evladi,

It gibi Alevilere havladi,

Evladi Düzgün´ün Ömer´e oldu kari,

Teslim etti ona küllü vari.

Üç kere asker doldurdu Alevilerin içine,

Alevilere sormadi, kusurun ne ? Suçun ne ?

Ayrica yörede ki Agirgöl, Tüzük Baba, Bagir Pasa ziyaretlerine de çok kizgin oldugunu her firsatta dile getirmistir.

Dersim olayindan hemen sonra kendini bir dönem insa nlardan uzak yerlere atar. Uzun süre magara ve issiz yerlerde yasar. Bir yandan aylarca ziyaretlerde kalirken, diger yandan da ziyar etlere ates püskürmeye devam eder. Tüm ziyaret ve yatirlari katliama engel olmadiklari için adeta SUÇ ORTAGI olmakla itham eder. Dersim olayinda yatirlara yönelik yazdigi siirlerden su kesitler çok önemlidir.

Sorulsa Dersim´in sebebi Mansur

Daima isledigi, günahi kusur.

Kirilan Alevileri Mansur kirdi

Kureysilerin candan Piriydi.

Sey Hasanlilarin sebebi Dervis Cemal (16)

Alevileri kirdiran Mustafa Kemal

……………………….

Sahipsizlerin sebebini soran olmadi

Ziyaretler Hasan´in sözünü kale almadi.

Dersim civarinda ki asiretlerde yaygin olan eskiyalik ve ahlaki çöküntünün bir felaketle sonuçlanacagini ve çözüm arayislarina ziyaretlerden aradigi desdegi bulmadigini ise su dizelerle vurgulamaktadir.

Sahipsiz eskiyalarin yaptigi arsa dayandi

Hasani uykuda kalkti uyandi.

1931 de Asiretleri gördüm

Bunlarin durumlarini sordum.

Dediler, aç kaldik, susuz kaldik

Dagbe dag gezip uykusuz kaldik.

Hasani asiretleri hep gezdim,

Gerçek ziyaretlere name yazdim.

Terbiyesizleri edin terbiye,

Isin sonu gider nereye ?.

Terbiyesizleri terbiye eder mazlumlarin ahi, zari

Üzerine tayin ettirdi Celal Bayar´i.

Cevap vermezseniz Ulu Divan Pirine,

Sizi atacaklar kiyamet yerine.

Mitralyoza dizdi, süngüye takti,

Kimisini de gaz döküp yakti.

Hasan Efendi pek çok sohbet ve konusmalarinda Dersim olayina deginir ve bu davanin Ulu Divan´a kalacagini söylerdi. Zalimin ve suçlunun yaninda mazlumun yandigini ifade eder ve figan eylerdi. Ancak Dersim olayinin faturasini da genelde Atatürk yerine Celal Bayar´a çikarirdi. Bunu sohbetlerde dile getirdigi gibi dizelerinde de yer vermistir.

Atatürk Dersimin programini çizmisti,

Dersime gitmek için ordu dizmisti.

Ordular Dersim´e doldu,

Ismi sonunda Tunceli oldu.

Dersimi islah edip öldürdü,

Olmaz, yaramazi güldürdü.

Olmaz yaramazdir Dersimin sebebi

Yaralari sarmaya yoktur tabibi

Yavuzun devrinde kaçmislardi daglara,

Kimseler birakmadi mor sümbüllü baglara.

Dersimlileri feci olarak ezdiler,

Makineli tüfekle kursuna dizdiler.

Çocuklari süngülere taktilar,

Kimisini dahi ates vurup yaktilar.

Hamile kadinlarin karinlarin yardilar,

Karninda ki çocuklari süngülere vurdular.

Hasan Efendinin siir, beyan ve sohbetlerinden Dersim olayina özgü çikardigim sonuç söyle özetlenebilir. Bu olayin tarihsel kökü Hz. Muhammed´e uzanmaktadir. Dost katagorisinde görmesine ragmen sitem ettigi kisiler.

A– Hz. Muhammed, Hz. Ali´ye “ Zülfikâri artik kullanmiyacaksin” dedi. Böylece o günün kosullarinda Islamiyeti gönülsüz benimseyenler bu durumdan cesaret alarak firsat kolladilar ve Hz. Muhammed´in Hakka Yürümesinden sonra Hz. Ali´ye cephe aldilar.Bu durumdan ilk sorumlu Hz. Muhammed´dir.

B–Emevi Devletini 750 yilinda yikarak, daha sonra tüm yetkilerini Hz. Muhammed´in amcasi Abbas soyundan gelenlere devreden Abbasi Devletinin kurucusu Eba Müslüm 2. sorumludur.

C-“Haci Bektas-i Veli, kuvveti Osmanli ogullarina verdi. Alevilere zulmü hakaret ettiler. Aleviler içinde de hakli-haksiz davasi baslayarak bir birlerini kirdilar.” sözlerinden anlasildigi gibi Haci Bektasi Veli´yi de sorumlu tutmaktadir.

D-“….Daha sonra Mansur, Ha ci Kureysi hazmedemeyerek ve Haci Kureyse ettigi ahdü peymanini bozarak ayrildi. Millet içinde talip muhibabinin ikrari bu yoldadir diye tarikat kurarak, Ben Baba Mansur´um, o Kureys´dir, diyerek asiretler içerisinde tefrikatla yalan isnat edip Kureys´e karsi Baba Man sur, Siyh Hasaniler ile bir olup, Dervis Cemal´i millet içine göndererek -Ben de Pirim- diyerek milleti kandirdilar. Millet de Dervis Cemal´i Pir etti. Ondan sonra haksiz-hakli seçilmez oldu. Dervis Cemal, Kureyslilere karsi Siyh Hasanilere kuvvet verip asiret kurdu. Asiretler bir birini kirdi. Böylelikle eskiyalik basladi. Hükümet de bu yüzden eskiyayi kirdi. Çocuklari süngülere taktilar. Dersim´e olan zulmi hakaret hiç görülmemistir“

Bu açiklamaya göre Alevi toplumunu bölüp-parçaladigi ve yönünü sasirttigi için Mansur sorgulanmaktadir.

F-Atatürk “Dersimi islah edin “ demis fakat pesini takip etmemistir. Yetkiyi alan Basbakan Celal Bayar ise ‘’Dersim´i islah edecegim ‘’ derken (17) kirmistir.

Zulmi hakareti Celal Bayar´dir ettiren.

Dünyayi fesada verip bir birine kattiran.

Bu dizeleri ile suçun Celal Bayar´da oldugunu vurgulamasina ragmen onu denetlemedigi için Atatürk hakkinda da su dizeleri söylemistir.

Batin erenleri Atatürk´ü öldürdü,

Sahipsizleri sad edip güldürdü.

Tarihsel süreçte yasanan katliamlarin ve haksizliklarin sorumlulugu konusunda Alevi kaynaklari ile hemen ayni fikirdedir. Ilk 3 Halife ile baslayip Emevi, Abbasi ve Osmanli dönemlerinde devam eden süreci siirlerinde islemistir. Akici bir dilde bol miktarda yazilan siirlerinden bazilari söyledir.

Emevilerin yolu geliyor Yavuz´a,

Yavuz´un isbati herdem Tauz´a

Milletlerin içine soktu ayri bir din, mezhep,

Milletler bir birine oldular kasap.

…………………………………………….

Insanlara Seytan olursa kilavuz,

Göz önüne alinir Sultani Yavuz.

………………………………

Yavuz Islamlari bir birine katti,

Alevilerin namusunu bir pula satti.

Yavuz´un elinden kaçanlar çikti daglara,

Evleri yok, daglarda sigindilar magaralara.

Aç kaldilar, çiplak kaldilar,

Hirsiz eskiya oldular.

Yakin tarihe özgü açik bir Demirel karsitligi görülür siirlerinde. Gerek seriatcilara açik desdek sunulmasindan ve gerekse ekonomik ve siyasal politikalari ile merkez sag siyasal cepheye karsi tavrini oldukca belirgin bir sekilde ortaya dökmüstür.

Demirel´e kuvvet veren büyük pinar,

Islegi, süregi, seytana ayar.

Lânet olsun Büyük pinar size,

Düsman oldunuz hepimize.

Davayi bir iken iki ettiniz,

Yaralarimiza zehir kattiniz.

…………………………………………

Simdi Demirel´dir Alevileri öldüren,

Saidi Nursi´leri sad edip güldüren.

Hasan Efendinin derin bir bilgisi ve genis dünya görüsü vardi. Osmanli döneminde Lise dengi okul olan Rüstiyeden mezun oldugu söylenmekle beraber bu bana pek inandirici gelmemektedir. Zira Osmanli dönemi Rüstiye okullari sayica az olmakla beraber mezun olanlari genellikle devlete bürokrat olarak geçerlerdi. Ancak kendi dönemine özgü iyi bir egitim aldigi ve kendini gelistirdigi gerçektir. Bir dönem civar köylerde ögretmenlik yapmistir.(18) Çok okur ve yazardi. Yazdiklarinin bir kismini HER NEDENSE daha sonra atese atar ve yakardi. Onu sahsen taniyanlar genis bilgi birikimi yüzünden ona DERYA-I UMMAN (19) derlerdi. Sohbeti hos bir insandi. Her gittigi yerde duyan bütün taniyanlari sohbetine katilmak için akin akin yanina kosarlardi.

Elini öpmek isteyenlere elini vermezdi.(20) Israrla elini öpenlerin o da elini öperdi. Bazen çok küçük yastaki çocuklar ve gençler bu davranis karsisinda sasirirlardi. Kibirden nefret ederdi. Ona göre kibir Seytan´a özgü bir seydi. Gençliginde bir takim kötü aliskanliklari (21) olmasina ragmen bu zaafiyetlerinden kendini kurtarmistir. Nefsini kontrol altina almis olup tüm dünya zevk ve sefasindan elini çekmistir. Fazla yemez içmezdi. Son yillarinda ancak belirli ailelere veya kisilere ugrardi.(22) Onun en büyük zevki yaninda oturan kisilerle birlikte C enk kitaplari okumakti. Hz. Ali´nin Hayber Cenkleri, Battal Gazi´nin kahramanliklari, Kerbela Vakasi … gibi kitaplardan bölümler okunur bu ko nuda saatlerce sohbet edilirdi. Yanliz basina kaldiginda bir çok insan onun bir seyler konustugunu duyardi.Veya birilerine ( Bir seylere ) küfür ederdi. Yagciligi, yalani , dolani, rüsveti… vs hiç sevmezdi. Herkesin kusurunu yüzüne karsi söyler ve kendisini toparlamasini önerirdi.

Üzerinde en ciddiyetle durdugu konu IKRAR ´di. Bu deyim halk arasinda söz verme, sözlesme anlaminda da kullanilir. Yörede ayrica Kivra ve Musahiplik baglari olanlarda birbirlerine Ikrar derler. Bir çok kimse ise bu sözün anlamini Haci Bektas Veli´nin EDEP sözcügü ile esdeger görür. Öyle degerlendirir. Pir´ine, Mürsüd´üne, Rehber´ine bagli olmanin yolu da karsilikli verilen Ikrar sözcügünden geçmektedir.

Silip pak eyledik, yoktur korkumuz,

Agir gölü mekan ettik yurdumuz,

Kimselerde yoktur, asla korkumuz,

Ikrar, iman olmus, yolumuz bizim.

Ikrar iman yoldas olsa ne olur,

Dünya ana cadde olur, yol olur,

Insan olan talip olur, kul olur,

Hakka giden yoldur, yolumuz bizim.

Hakka dogru giden ikrar, imandir,

Hak ikrar baginda ulu mihmandir.

Ulu divan kurulacak zamandir,

Hakkin divaninda davamiz bizim.

Hasan Efendinin bazi siirleri düz mantikla okundugunda genellikle anlasilmaz. Bu siirlerine yükledigi GIZ´i bir çok insan farkli anlamda yorumlamaktadir.

Nice bin kez gelip gittim.

Ancak kemalet sirrina yettim.

Özümü, sözümü kâmile kattim,

Katilan söz ikrar imandir.

Kendim Mustafayim, özüm Ibrahim,

Ismim Hasan, Haydar, Ibrahimdir dayim,

Yatagim Ali´den verildi payim,

Verilen pay ikrar imandir.

Hasani Saniyim, anamdir Ismet,

Cavidan ilmi oldu kismet.

Babam Kambere verildi himmet,

Verilen himmet ikrar imandir.

Bazi siirlerinde söylediklerini anlamak için de onun gözü ile bakmak gerekir. Kisi Aleviligin 4 kapisini , 40 makamini bilir ve ayni mantikla yaklasirsa anlasilmasi daha kolay olur.

Dünyaya getiren olmussun Ata,

Yarattin mazlumu zalim mukadderata.

Zalimi, zorbayi verdin azata,

Cefayi çekene lazim degilsin.

Ali´ye Zülfikâr verdir kirdirdin,

Allahin emri diye emirler verdirdin.

Helali, harami kendin yedirdin.

Senden gelen bal olsa zehir olur lazim degilsin.

Ali´nin emeklerini verdin suya,

Kurban olayim o güzel boya.

Ebu Cehil gibi düsersin kuyuya,

Çikaran yoktur, lazim degilsin.

Gizemli siirlerinde öne çikan ayrinti her zaman öze dönüstür. Nefsini islah etmeyi ve ilme yönelmeyi tavsiye eden siirlerinden su örnek dikkat çkicidir.

Seriatla, tarikattan ikrarin bendini,

Ikrarda erkek, disi yok, tani kendini.

Marifetle, hakikatta yokla kaydini,

Nefsini öldürene alda gel beri.

Nefsi Seytan olan kendisinedir,

Yikilmis viran olmus bir binadir.

Çekmis hançerini Simir-i fenadir,

Yol Yezidinden uzak olda gel beri.

Seriat nikâhtir, erkegi, disisi hakdir.

Tarikat ikrardir, erkegi disisi yoktur.

Marifetli, hakikatli diyen yalanci çoktur.

Onlara laneti yapta gel beri.

………………………………..

Seriatin yolu, tarikata gider,

Tarikatta ikrar imana gider.

Marifette canini Hakka kurban eder.

Hakikatta niyazla, kurbanin alda gel beri.

Yeryüzünde ki yanlislarin arkasinda gördügü sebepleri ise söyle degerlendirmektedir.

Kanun görmemis Allahin vücut azasi,

Mukadderatta yazdigi kader kazasi.

Kur´anla Incil´dir Allahin kanunu,

Seytanin eline vermis her yanini.

Edip eyleyen her seye kadir Allahtir,

Sözlerim dogrudur, yemini billahtir.

Söz ve siirlerinde tepki gösterdigi degerlerden biri de Boz Atli Hizir´dir. Gerek Dersim Vakasi nedeni ile ve gerekse diger konularda sitem ettig ini görmekteyiz.

Hizirda bir imdat olmadi,

Alevileri düsman elinden almadi.

Hizir Alevilere borçludur,

Hemde gayet çok borçludur.

Hizir nerde kaldi, kesilen kurbanlari görsün,

Tutulan oruçlarin ve lokmalarin hesabin versin.

Abayi ceddimizden bu ana kadar çagiriyoruz,

Hizir kavus carimiza diye bagiriyoruz.

Hangi darlikta, esirlikte kurtarmis ?,

Düsman dibinden mi sarsip aktarmis ?.

Düsman daima Alevilere galiptir,

Aleviler düsmana daima magluptur.

Halka en çok önerdigi sey okumakti.’’Okuyup devlet dairelerine yerlesin ve fakir fukarayi, mazlumu YENI BIR DERSIM KATLIAMINDAN koruyun’’ sözünü sürekli söylerdi. Bu yüzden de gençlere çok önem verirdi. Gençlerini okutmasi için yaslilara tavsiyelerde bulunurdu. Yoksulluk içinde çocuklarini okutan insanlari takdir eder, oku(t)mayan insanlara da Cahil derdi. Gençlerin okuyup ailelerine, çevrelerine ve halkina faydali olmalarini isterdi.

Dünya malina fazla ehemmiyet vermezdi. Bununla birlikte oldukca tutumlu bir yasam tarzi vardi. Lüzumsuz masraftan, süs ve lüks yasam tarzindan hosnut olmazdi. Mertlige, misafirperverlige, dayanismaya çok önem verirdi. Hiç kimseyi dislamazdi. Varlikli ailelerin zenginliklerini toplum içinde öne çikarmasini hiç hos görmezdi. Mali zenginligin, gönül zenginligine hizmet araci olmasini arzu ederdi.

Her zaman dogru olmayi, iyi ahlaki, büyük-küçük sevgisini, mütevazi ve alçak gönüllülügü, önermis, kan davalarindan, kinden, nefretten, kibirlikden, zalimlikten, siddetden, yalan-dolandan, kul hakkindan uzak durmayi ögütlemistir.

O dönem yöre geleneklerinden toplumsal bir sorun olan Baslik parasina açikca karsi çikardi.(23) Baslik parasinin bir yikim oldugunu, bu gelenegin kesi nlikle Alevilere yakismadigini ve kalkmasini tavsiye ederdi. Anne- babalara “Allahin emri tek degil, çift tarafli olur. Bu yüzden evlendirmek istediginiz kiz ve oglanin bir birlerine muhakkak gönlü olmalidir” derdi. Feodalizmin çözülme süreci ile birlikte azalan Baslik parasi gelen egi , onun baslattigi girisimlerle Erzincan civarinda daha süratle çözülmüs ve SÜT HAKKI adi altinda kizin annesine sunulan küçük bir meblag disinda oldukca azalmistir. Gelinen süreçte Baslik parasi artik yadirganir olmustur.

Kiz veya erkek evladi arasinda asla ayrim yapmazdi.”Hepsi de evlattir. Yeterki hayirli olsun” derdi. Kadin haklari konusunda Hz. Fatma´yi öne çikaran bir çok siiri vardir.

Erkektir, disidir diyene lânet,

Hatice, Fatimeden alindi himmet.

Ikrar kapisidir, farz ile sünnet,

Kablel Entemutu alda gel beri.

Yol Yezidi daima yolu bozar,

Seytanin kuludur, eyleyin hazar.

Hatice, Fatime ona lâneti yazar,

Nâr-i cehenemi sal da gel beri.

……………………………….

Dogum ile isbat olundu vücut,

Rahmet çesmesi Fatimeden mevcut.

Cümlemiz bir birimize eyledik sücut,

Talipten ötesi yok dediler.

Evlilikte tek esliligi savunan ayrica su siiri vardir.

Buyrugun gömlegi ikidir,

Biri nikâh çekmez çekidir.

Iki can bir gömlegin hakkidir,

Hakkin emri ceset ile candir.

Hasan Efendi büyük bir yurtseverdi. Ulusal Kurtulus savasini destekledigini ve Atatürk (Dersim olayinda sitem etmektedir) devrimlerini onayladigini pek çok siirinde dile getirmistir.(24) Özelikle Ulusal Kurtulus Mücadelesi hakkinda pek çok siiri vardir.

Ibadet düsmana karsi cephe almaktir,

Düsmani ülkeden sürüp atmaktir.

Mustafa Kemal düsmani çikardi ülkede,

Düsmandan bir eser kalmadi ülkede.

Atatürk kötümü etti, hey gidi yaramazlar,

Namusunu, vicdanini arayip soramazlar.

Namazi arayan düsman elinde esir olur,

Olanca kazancini elinden çikarip fakir olur.

Haince nankörlük yapmayin Atatürk için,

Sizi düsman esaretinden kurtardi, düsünün.

Mustafa adina Atatürk giydirdiler,

Sirmali kürkün hayirli olsun dediler.

Mustafa Kemal gitti Haci Bektasa,

Malini has etti Cemal Kardasa. (25)

Cemal elini vurdu dalina,

Kuvvet verdi, ayagina koluna.

Alinan kuvvetle Rumlari aldi, satti ( 26)

Sürdü Rumlari denize katti.

Türkiye´nin kizlarini, namusunu düsman aldi,

Düsman ordusuna ates saldi.

Simdi Nurcular Ataya lânet okuyorlar,

Yeniden hali, kilim örnegi dokuyorlar. ( 27)

Basköylü Hasan Efendi söz ve siirlerinde açik bir seriat karsitidir. Bunu sohbetlerinde de dile getirirdi. Ibadetin sekil ve biçimde olmayip özde olmasini savunurdu. Buna ragmen Erzincan civarindaki Sünni / Hanefi inancindan olan vatandaslar Hasan Efendiye çok yogun bir saygi duyarlardi. Hiç kimse onu incitmeyi, onunla tartismayi göze alamazdi. Bundan kaçinirlardi. (28) Tartisdiklarinda ilahi bir gücün kendilerine ceza vereceklerine inanirlardi.

Seriat namazla, oruçla degil,

Hakkin Cemaline, didarina egil.

Seriatin manasi serri at,

Gönlünü Hakkin emri rizasina kat.

Dogru ol, dogru tut emri,

At sirtindaki semeri.(29)

Namaz, oruç, cami sendedir,

Bilirmisin, imam, iman kandadir.

Ahmak mihrapla kibleyi senden ara,

Önüne verme, çevir didara.(30)

Nurcular Muaviye´nin dölü,

Ömer´den aliyorlar yolu.

Imamla, iman kalb evinde kimdir kurtaran seni,

Kalpteki dev´i (31) çikarirsan kalbin olur Hakkin evi.

Insan olan Hakki ibadeti kendinden bilir,

Serri atmaz isen sana kim sefaat verir.

Sonra sefaat menziline giremezsin, ( 32)

Eger Hakki fehmedip kendinden bilemezsin.

Hasan Efendi seriatcilari, zalimleri ve riyakârlari ayni kategoride degerlendirir.

Yavuz´la Muaviye´nin tefrikati birdir,

Seytan bunlar arasinda gizlenmis sirdir.

Islam içerisinde çok tefrikat yaptilar,

Hakkin emri rizasindan disari saptilar.

Hacabas hiç kalmazdi Islam olurdu,

Hakkin emri rizasi yerini bulurdu.

Hasan Efendinin bazi söz ve siirleri nin anlamini pek çok insan farkli yorumlamaktadir. Bir çok siirinde Alahi suçlayan sözleri için bazi kimseler “Güç ve kudreti eline geçiren zalim Devlet adamlari için “ derken, bazi kimseler de “Anlamini biz bilemeyiz. Manevi anlamda söylemektedir” (33) Veya “ Bizim çapimiz i asar, Efendinin bir bildigi vardir” seklinde degerlendirmektedirler.

Allahtir sebep olanlarin basi,

Kurumaz oldu gözlerdeki yasi.

Allahtir eskiyalarin basi,

Hille, firildakla dönüyor isi.

Firildagi çevirdikce Seytani kalkar,

Milletleri bir birine düsman ederek yakar.

Allahin emriyle Seytan dönüyor,

Insanlari yakip yandiriyor.

Sanmayin Seytan Allahtan sürgündür,

Allah ile beraber, toylu, dügündür.

Biri birinden hilebaz, firildakci desise,

Yazdiklarimdan alin dogruca bir hisse.

Allahin emrine, sözüne inanmayin,

Sakin, sakin inanipta kanmayin.

Allahtir milletleri birbirine takan,

Allah degilmidir, varip kül edip yakan.

Nice bin kez gelip gittim,

Ancak kemalet sirrina yettim.

Özümü, sözümü kâmile kattim,

Katilan söz ikrar imandir.

Imtihan olduk, imtihan bitti,

Kirk birde defterine kaydetti.(34)

Ikrar, iman carimiza yetti.

Dünya ahiret korkusu yok dediler.

Alevi-Bektasi inancinda büyük yeri olan Pir kavrami için baglilik ve karsilikli denetleme anlaminda siirleri vardir.

Pir´de taliptir kendini bilirse,

Sarraf kiymetlidir cevahir alirsa.

Talibi okutur, manadan dersini alirsa,

Talip hirstan, nefsden beri olursa.

Galip Hakkin emri kanun, buyruktur,

Güzel manali dersleri fazladir, çoktur.

Haktan ayri, gayri yoktur, emrine tabidir,

Ak defterde okunan talip hesabidir.

Bu yol talip üzerine kurulmus,

Haktan böyle emir fermen verilmis.

Ulu divanda talip olani seçerler,

Talip yoluyla Hakkin kapisini açarlar.

Talip yolun buyrugu malidir,

Hal içinde hal olmus, halidir.

Basköylü Hasan Efendi, Cem ayininde kadin ve erkek, 7 den 70 e tüm Canlarin bir bütün olarak orada yerini almasi gerektigine inanir.Özellikle 40 lar Cem´ine çok önem verir. Buraya sadece Taliplerin girmesi gerektigini ileri sürer. Bir beyaninda söyle demektedir.

“ Sadece Cem evinde degil, her nerede olursa olsun kendi ailesi ve kocalarindan baskasi haramdir. Cem kapisi Fadime kapisidir. O kapiya Talip olanlar girer. Baskasi giremez. Aralarinda erkek – disi yoktur. Cümlesi birbirine kardes, bacidir. …..O kapidan içeri Hak var. Hak, sagi, çürügü, hakliyi, haksizi ayiracak Ulu divandir. Cem Hakkin evidir.Hakkin evinde yalan, dolan, fusku, ficur, haset, fesat, kin, kibir, gurur, adavet, kiy, kiybet, dedikodu yoktur. Çünkü o Cem, sek(il)siz, süphesiz Ulu Yaradanin Hak kapisir.(35)

Islam dininin, Hz. Muhammed´in Hakka yürümesinden hemen sonra yolundan ve amacindan saptirildigini söyler. Hatta bu konuda Hz. Muhammed´in esi Ayse´yi, Ehl-i Beyte cephe aldigi için çok agir dille suçlar. Kuran-i Kerim´in eksik toparlandigini, 116 sure 6666 ayet varken , simdi elde 2 sure ve 365 ayetin eksik toplandigini (toplattirildiginii vurgular. (36) Yolun Emeviler döneminde iyice saptirildigini, Eba Müslüm´ ün Horasan is yani ile yikilip yerine Abbasi Devletinin ( Miladi 750) kurulmasindan sonra, onlarinda zulüm yapmakta Emevilerden geri kalmadigina deginir.

Osmanli döneminde Haci Bektas-i Veli´nin , kurucu Osman Beye (1299) desdek sunmasini dogru bulmaz. Ayni sekilde Balim Sultan´i da çok kötü suçlamaktadir. Ancak Yavuz Selim´in Anadolu Alevilerine yaptiklari katliamlari çok daha agir yermektedir. Cumhuriyetin kurulusunu ve Atatürk devrimlerini açik bir sekilde desdeklemesine ragmen gelinen süreçte Türkiye Cumhuriyetinin, Alevilere yaklasimda Osmanlinin devamina dönüstügünü vurgulamaktadir.

Siyasal liderlerden Süleyman Demirel´i çok agir bir dille elestirmekte, onun Saidi Nursi ile birlikteliklerini, dolayisi ile seriatci ve gerici akimlarin sistem içerisinde ki rollerini irdelemektedir. Kisaca söylemek gerekirse bu gün yeni konusulan boyutlari 40- 50 sene önce söylemistir. Türkiye´nin basina bela olan, ülkeyi çok yönlü siyasal çalkanti ve çikmazlara sürükleyen sagci iktidarlarin politikalarini sürekli elestirmistir.

Hasan Efendi Basköy´de yasadigi evde Hakka yürümüstür.(37) Anlatilanlara göre ayni gün su siiri kaleme almistir.

Mürsüd olanin dogrudur özü

Hakka dogru gider yolu izi

Nur ile nurlanir Cemali, yüzü

Zatsiz, sifatsiz mürsüd olurmu ?

Mürsüdün kalbi nur ile doludur

Hakkin emri-rizasinin oglu, kuludur

Insanlarin açilan sevgili gülüdür

Kara çalidan açilan gül mürsüd olurmu ?

Ben mürsüdüm diyen yalanci kezzap

Caferiyim deme, mezhebin hangi mezhep ?

Nari cehennemde çekecek azap

Hakkin emrini tutmayan mürsüd olurmu ?

Ikrarsiz kimin mali helaldir kime ?

Inanmiyan baksin kitabi cime

Hakki görmiyen gözler gelsin avucuma

Kendini görmiyen kör mürsüd olurmu ? ( 38)

Taus-u Melek´te Alim-i ulema idi

Benlik gururla silindi kaydi

Hakkin divaninda ayagi kaydi

Özünde gurur olan mürsüd olurmu ?

Gönlü gözü var dünyalikta

Yolu zulüm kalmis aralikta

Can gözü ile görmiyen kalir karanlikta

Canan´a ermeyen mürsüd olurmu ?

Mürsüd seriatin serrini atar

Malini tarikatin varina katar

Marifette kiymetli cevahir satar

Hakikat damgasi olmayan mürsüd olurmu ?

Bir bakis ile dört köseyi görmeli

Hakkin gizli sirlarina ermeli

Dost evine edep ile varmali

Güzelde gözü olan mürsüd olurmu ?

Hasaniyem , mürsüdüm dükkâni cevahirdir

Nüfusu daglari, taslari eritir

Diriyi öldürür, ölüyü diriltir

Böyle bir makamda olmayan mürsüd olurmu ?

Hasan Efendi, Erzincan ve çevresinde bir efsanedir. Onu yakindan tanimayan, toplum üzerindeki etkisini görmeyen saglikli degerlendiremez. Hakka yürümesindenden bu yana uzun süre geçmesine ragmen unutulmamasini, issiz Basköy yollarinin gelen ziyaretcilerle dolup tasmasini anlayamaz. Onun toplum üzerinde biraktigi derin etkiyi görebilmek için arastirmaci-yazarlar henüz hayatta olan ve onu yakindan taniyanlarla görüsüp fikirlerini almali, bunun sosyolojik boyutlarini derinlemesine irdelemelidirler.

Akin akin türbesine kosan bu ziyaretçilerin kimi ona bagliligini yenilemekte,(39) kimileri de manevi mirasinin gelecek nesillere aktarilmasini arzulamaktadirlar. (40) Ancak gerek köy ve gerekse Türbe, sosyal ve siyasal olumsuzluklarin pençesinde can çekisen bir kültürün ayakta kalan son kalintilari olarak Hasan Efendinin agzindan bizlere seslenmektedir.

Millet sizin için yandim tutustum,

Gerçek erenlerin yurduna düstüm,

Düsmaniniza dost olandan kaçtim,

Yaziyi yazin mezarim kaybolmasin (41)

Aleviligin ve Bektasiligin zengin kültür birikimini, felsefi güzelligini ve evrensel kucaklayiciligini omuzlayacak, ileriye tasiyacak emin eller aramaktadir. Bu felsefenin son erenlerinden biri mirasina el atilmayi, örnegin bir Vakif kurularak kazanimlarinin topluma aktarilmasi görevi ile karsi karsiyadir. (42)

DIPNOTLAR

1-Çayirli´nin eski ismi Mans´dir.Erzincan´dan 114 km.uzaktadir. Kurulus tarihi bilinmeyen Mans, 1071 Malazgirt savasindan sonra sirayla Mengücekogullari´nin, Anadolu Selçuklulari`nin ve Ilhanlilar´in egemenligine girer. 1401 tarihinde Osmanlilarin eline geçti. Kisa bir dönem Timur imparatorlugunun ve Akkoyunlular´in hakimiyetine girdi. 1473 de yeniden Osmanlinin eline geçti.( Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan ile Fatih arasinda yasanan Otlukbeli savasinin geçtigi yer Mans topraklari içindedir.) 1916 yilinda Rus isgaline ugrar. 1917 Ekim devriminden sonra subat 1918 yilinda Rus ordusu geri çekilir.

2-Bir dönem Nahiye olan Basköy´ün hangi tarihlerde kuruldugunu tesbit edemedim. Eski Basköy harabe ve kalintilari büyükce bir köyü andirir. Kanaatimce 80-100 hanelik bir yerlesim yeriydi. Sürekli göç veren ve giderek küçülen Basköy kisa bir süre önce yerini yeni kurulan köye birakti. Yeni Basköy 15 hanelik bir köydür ve eski köyden bir kaç yüz metre mesafededir. Yesili olmayan, kendini yeterince ifade edemeyen bu k öyden sayisiz tahsilli insan, bürokrat çikmistir. 2000 Yilinda köyü ziyarete gittigimde yasli bir Dede çocuklarinin tümünü okuttugunu, oglunun birinin Hakim, bir digerinin ise Mühendis oldugunu söyledi. Ayrica köyden çikan egitimli insan sayisinin çok fazla oldugunu belirtti. Bunda Hasan Efendinin insanlari okumaya tesvik edisinin payini bilemiyorum. 1970 Yillarda Ankara Mezarliklar Müdürü olan Alisan Canpolat, (Hasan Efendinin yakin akrabasidir) daha sonra politikaya atilmis ve CHP Ankara Milletvekili secilmistir.

Eski Basköy´de gördügüm diger bir ayrinti ise tarihi zenginligi oldu. Köyde ki hemen her mezar üzerinde çok çesitli figürler vardi. Örnegin dualar, maniler, koç ve benzeri hayvan figürleri, Türk bayraginin ay-yildizi, çesitli estetik görüntüler…vs. Bir mezartasi ise biyikli- heybetli bir erkek heykelini andiriyordu.

Istanbul´da ikamet eden ve o an izinli gelen bir bey bana tarihi evini gezdirdi. 108 yil önce Michael adli bir Ermeni tasustasi tarafindan yapildigini söyledigi, muazzam bir kültür hazinesini çagristiran evin çökmek üzere olmasi içimi sizlatti. Çesitli oyma taslar, tasüstü süslemeler, büyük emek verilerek yapilan kabartmalar, agaç oymalar ve süslemeler..vs.

Ev sahibi tavanda yarim kalan bir direk tepeligini göstererek, Ermeni adam çok marifetli ve gururlu bir ustaymis. Bu tepeligi oyarken gece oyma biçagini çalmislar. Ve o da kizginlikla isi terk edip gitmis. Bu yüzden bu oyma tepelik yarim kalmis” dedi.

Bir küçük müzeyi andiran evin harap halini görünce fotograflarini çektim ve ertesi günü daha önce tanistigim Çayirli savcisi ile birlikte Ilçe Kaymakamina giderek durumu arz ettim ve buranin koruma altina alinmasi için girisimde bulundum. Kaymakam Bey çok memnun kaldi ve durumu not ederek gereken girisimde bulunacagi sözünü verdi.

3-Kesis daginin yüksekligi 3000 metredir ( Ali Kemali, Erzincan- 15 Agustos 1931 Erzincan Valisi) ve üstünde ki krater Aleviler tarafindan kudsi görülen Agirgöl (Aygir gölü) adinda bir ziyarettir.

4- Bu tesbit 2000 yili itibari ile geçerlidir.

5-Basköylü Hasan Efendi sadece koyun eti yerdi. Sigir, manda, keçi ve kümes hayvanlarinin etlerini yemezdi. Bazi kimseler keçi etini yememesini, keçinin kuyrugunu dik tutarak EDEP yerinin görünmesine baglarlar.

6-Hasan Efendinin soyadi Canpolat´tir.Kendi tabiri ile adi Haso´dur.

7-Ancak Basköy ve yakin civardaki bazi köylüler, basta Hasan Efendinin asireti olup halk arasinda Kör Kureys´ler olarak bilinen ve talipleri olmayan Dede´ler genellikle Basköylü Hasan Efendiyi sevmez ve ona çesitli onur kirici unvanlar takarlardi. Örnegin Üçkagitci, yalanci…vs

8-Hasan Efendinin Hakka yürümesindan bir kaç yil önce aldigi sadakalari yoksullara verme aliskanligini biraktigi, en azindan zayiflattigi biliniyor. Bu konuda sunlari söylemistir. “Yasli esime bakmasi için gelinimin gözünü doyurmaya mecbur kaliyorum”

9-Bu yazinin sahibinin ailesi bu konuda yüzlerce örnek vermektedir. Örnegin

—A—Babam´a (Yil 1959. Çayirli´ya bagli Bulmus / Balaban Çiftliginde) “Birileri evinizi yikmak isteseler bile onlara karsi silah kullanmayacaksiniz, O zaman Haso sizinle beraberdir” dedikten çok kisa bir süre sonra arazi anlasmazligi yüzünden silahlanan bazi köylüler bize ait bir meregin çatisini yikarlar. Silahini kapan babama, komsumuz Sahhüseyin Sarikaya Dedenin esi engel olur ve “Hasan Efendinin sözlerini unutma” der. Babam sakinleserek geri döner. Mahkemeyi, dolayisi ile sorunlu araziyi babam kazanir.

—B-Babam ve Amcam anlatiyorlar. 1946 Yilinda Tercan Ilçesine bagli Elmali Köyünde mehtapli bir gece de isil isil isiyan Ay´a dönerek. Kürtce / Zazaca “Asme, Asme Amerikan be Rus vejinere tu ser tu sere ci kene. Rindekiya tu bozmiskene” der. Türkçesi “ Ay, Ay, Amerikalilarla Ruslar üstüne çikacaklar ve üstünde siçacaklar. Güzelligin, zerafetin bozulacak.” Anlami ‚’’Ey Ay. ABD ve Ruslar seni kesfedecek ve sirlarini desifre edecekler.Gizemin çözülecek.(K.B.)

Henüz Uzay calismalarinin ve Aya Astronot gönderilmesinin teorilerinin bile olmadigi bir tarihte bu söz söylenmistir. ABD ve Sovyetler Birligi uzay çalismalari üzerinde yaptiklari yaris da ilk defa 27 yasindaki Rus Askeri pilot Juri Gagarin 12 Nisan 1961 tarihinde Aya ayak basmistir.

—C— Babam anlatiyor. “Birgün ben, Hanim yengen, (amcam Mehmet Ali Balaban´in esi) ve Kilise (Yeni adi Balyayla) köyünden Kudanli Dedelerden Seyyit Mehmet Kudali birlikte Agirgöl´e ziyarete gidiyorduk.(Amcam bu tarihin 1964 yili olabilecegini söyledi) Görünürlerde hiç kimse yoktu ve biz bir vadiden geçerken yukaridan taslarin yuvarlandigini gördük. Seyyit Mehmet basladi Efendiye özenerek Milpet ziyaretine “Sen bana keramet mi göstermek istiyorsun ?” diye küfür etmeye. Ben bundan alindim. Ziyarette Hasan Efendiyi gördük. Lokmalar dagitildiktan sonra Seyyit Mehmet´in yolda ettigi küfürleri Efendiye anlattim. Efendi çok Celallendi (hiddetlendi) “Sen o tasl ari kendine attin” dedi. Sonra basladi anlatmaya.“Babam ben çocukken hakka yürümüs. Ben bir gün rüyamda babami gördüm. Bana Dersim´de Ibrahim Dedeye git, emanetini al dedi. Ben de kalktim Ibrahim Dedeye gittim. Emanetimi almak için geldigimi söyledim ve rüyami anlattim.Bana 3 defa -“Sen Ibrahim Dedenin oglu musun?” diye sordu. Ben de “Evet” dedim. Çikardi bana Babamin beratini verdi ve “Sen artik serbestsin. Bundan böyle ziyaretlerden icazet almaya gerek kalmadi” dedi. Peki senin elinde beratin, mührün var mi? Neye dayanarak küfür ediyorsun“

( Hasan Efendinin bahsettigi Ibrahim Dede Sinemili Ocagindandir ve Imam Muhammed Bakir evlatlarindan geldigi ileri sürülmektedir. Türbesi Erzincan´a yaklasik 30 km. mesafede, Kemah´a bagli eski adi ile Gamarik nahiyesi civarinda, ulasima elverisli bir yerdedir. 1933 yilinda Hakka yürüdügü zannediliyor. Hakkinda keramet sahibi olduguna dair bol miktarda rivayet mevcuttur. Hasan Efendi bu zat için “Bizim üstadimizdir.Ben ondan feyz aldim“ deyimini kullandigini bir çok kisiden duydum.

10-Kamer Dede halk arasinda Aga ismi ile taninir. Sira ile Emine, Naciye, Ali, Makbule, Fadime, Hasan, Elif, Erengül isimli 8 çocugu vardir ve hepsi evlenmislerdir. Istanbul, Kartal / Yakacik´da ikamet eden Kartal Belediyesinden emekli Muhasebeci Ali, ögrencilik yillarinda bir dönem spora ilgi duymus ve Boks dalinda bir çok müsabakalara katilmistir. Küçük kardes Hasan da Istanbul, Alibeyköy´de ikamet etmekte ve insaat isleri ile ilgilenmektedir.

11- Annem anlatiyor.” Bir yaz günü Efendi bizim evde idi. Masaya büyük bir karpuz getirdik ve kesdik. Karpuz oldukca kirmizi idi ve istah kabartiyordu. Efendi birden bastonunu alarak sagina soluna sanki bir köpegi kovar gibi öfke içinde “ Host defol, uzaklas” seslendi. Biz hiç bir sey görmemis ve anlamamistik. Efendi ne oldu? Niye celallendin? Diye sorduk. Dedi ki “ Karpuz çok güzel görünüyordu ve nefsim çekti. Seytan nefsimi bozmak ( irademi kirmak-K. B. ) için karpuz kiligina girmis. Hemen fark ettim ve kovdum”. Efendi karpuzu yemedi.

Anlami. Insanoglu iradeli olmalidir. Altina girdigi hükümlülükleri yerine getirmelidir. Nefsi konusunda iradesini zorlamayan, nerede durmasi gerektigi konusunda zorlanabilir.(K.B.)

12-Burada kast ettigi insanlar Alevi inancina mensup insanlardir.

13-Kendi deyimi ile adlari Milpet Kardesler olarak geçen 3 Yatir´in sadece kendisini desdekledigini ve onun yaninda yer aldiklarini, azinlikta kaldiklari için Dersim Vakasina engel olamadiklarini beyan etmistir.

14-Tunceli

15-Halk arasinda da Düzgün Baba´nin toplarinin oldugu, Dersim Vakasinin son günlerinde Düzgün Baba´nin top atisi ile Dersim savunmasina geçtigi inanci mevcuttur. Daha sonra Hasan Efendi, “Düzgün Babanin Toplari” olarak bilinen bu taslari alip firlatmis ve saga-sola dagitmistir.

16-Dervis Cemal bu yörede bir ziyarettir ve ayni sekilde seceresi olan bir Ocak / Asirettir.

17—-1.Bayar Hükümeti. 1 Kasim 1937—-11 Kasim 1938

—2.Bayar Hükümeti. 11 Kasim 1938…..25 Ocak 1939

18-Bu yörede Esperek, Karatas”, Semek…gibi köylerde ögretmenlik yapmistir. Bu köylerin bir kisminin isimleri gelinen asamada devlet tarafindan degistirilmistir.

19-Derya- i Umman Okyanuslar kadar bilgi sahibi olmak demektir. Bu deyim Alevi-Bektasi, Sair ve Halk Ozanlari tarafindan da çok sik kullanilmaktadir. Anlaminin Arap yarimadasinda ki Umman Denizinden geldigi sanilmaktadir.

20-Yörede ki Aleviler yasca kendisinden küçükte olsa Dedelere saygi gösterir ve ellerini öperler. Bu davranis ona saygi ve Ceddine baglilik anlamina gelip, ayrica alçak gönüllülük ifade etmektedir.

21-Evlatligi Kamer Dede ve sözüne güvenilir bir çok insanin söylediklerine göre gençliginde bir çok kötü aliskanligi yaninda Gülebag´li Postuklu Dede ile birlikte esrar içmislerdir.

Yirmiye kadar çok bela çektik,

Bir iki tarlaya tohumu ektik.

Yirmi birde nikâh altina girdik,

Ondan sonra haram yok dediler.

Bu siire göre ve bazi beyanlari ile kendisini yakindan taniyanlar “Bir zamanlar Hasan Efendinin 2 kadinla iliskisinin oldugu” anlaminda yorumlamaktadirlar.

22-Hasan Efendinin babaannesi Emine, dedem Mehmet Balaban´in öz halasidir. Aile büyüklerimin anlattiklarina göre 1934 / 35 yillarinda bir gün Tercan Elmali köyünde ki evimize gelir. O siralarda ailemiz oldukca yoksul düsmüstür ve dedem gurbettedir. Aile fertlerimize söyle der. ”Rüyamda Nenemi gördüm. Bana dedi ki. Babam gilin evinin diregi egilmis. Git onu düzelt. Siz Haso´ya yardimci olursaniz evin diregi düzelecek. Bunun için dogru olun.Çalisin.Hileden, serden kaçinin. Haso o zaman sizinle beraberdir”.

Bizimkiler Hasan Efendiye çok ilgi duyar ve baglanirlar. Kendilerine adeta manevi bir kuvvet gelir. Kisa süre içinde aile toparlanir. Dedem ve agabeyi Hüseyin Balaban, Türkiye Cumhuriyetinin en büyük ve en önemli projelerinden biri olan Devlet Demiryollarinin yapiminda yillarca çalisir ve sonuçta bir dönem Türkiye çapinda aranan Tünel uzmanlari olurlar.Türkiyenin en büyük TCDD projelerinde onlarin imzasi ve emegi vardir.Böylece ekonomik ve sosyal olarak toparlanirlar.

Bizim kendi evimizde Hasan Efendinin ayri bir yeri vardi. Kendisine SADECE GELDIGINDE YATMASI için ayrilan bir dösek, ayri bir tenceresi, kasigi , tabagi vardi. Hatta aile büyüklerimiz yillarca gönüllü olarak kendisine evimizin mahsulü olan koyun yogurdundan yapilan çökelek hazirlarlardi. Hiç kimse onun özel esyalarini kullanmaz ve özel bir itina ile kollarlardi. Konagimizin oturma daminin altindaki 5 agaç direkten birinde onunla ilintili kutsal olduguna inanilan taslar ve sakalindan teller falan vardi. Evde biri hasta oldugunda sakali suyun içine tutulur ve bir kaç yudum içilirdi. Hasta olan kisinin çok kisa bir süre sonra iyilestigine defalarca sahit olmusumdur.( Bu hastaliklar kanser, verem gibi agir hastaliklar degillerdir, örnegin bas agrisi, mide bulanmasi, yüksek ates…vs.)

23-1959 yilinda bir gün bizim eve ziyarete gelir.(Bu olayi ailemde bir kaç kisiden dinledim) O gün tesadüfen komsularimizdan Sahhüseyin Sarikaya Dedenin kizi Firdevs´in, Çayirli / Mantara köyünden Zeynel Dedenin oglu Ahmet ile dügünü vardir. Kizin babasi , Hasan Efendiye gelerek dügüne gelmesini israr eder. Hasan Efendi .” Sen dügün sahibisin, bir hayli misafirlerin gelecek. Onlarla ilgilenmen gerekecek. Ayrica gençler eglenmek, oynamak belki içki içmek isterler. Ola ki benim orada bulunmam dolayisi ile rahat etmeyebilirler , ayrica ben içki içilen sofraya oturmam, bu yüzden gelmiyeyim“der. Sahhüseyin Dede ise “Onlarin hepsi bir tarafa, sen bir tarafa“ diyerek israrla alir götürür.

Bu arada oglan babasi Zeynel Dede, bazi misafirlere baslik parasi olarak kesilen 1000 liranin, 500 lirasini ödemiyecegini, hem mali durumunun iyi olmadigini, hemde zaten basligin çok yüksek oldugunu fisildar. Bunu duyan kiz babasi “ Zeynel Dede ne demek 500 lirayi kesmek. (birinin adini anarak) Filancanin kizina daha yüksek baslik parasi kestiler, benim kizim ondan asagi mi?, ben hakkimi kimseye birakmam“ diyerek öfkelenir. Oglan babasi ise mali durumunun iyi olmadigini, anlayis göstermesini söylemesine ragmen ikna edemez. Tam o arada Hasan Efendi, kiz babasi Sahhüseyin Dedeye dönerek ”Su milletin huzurunda 1000 liranin tümünü bagislayacaksin” der. Kiz babasi saskinlikla “Efendi bu olacak sey mi? Ne demek 1000 liranin hepsini birakmak? Diye tepki gösterir. Hasan Efendi bunun üzerine “Madem sözümüz dinlenilmiyor neden beni dügüne davet ettin? Diye sorar. Zor durumda kalan Sahhüseyin Dede “ Efendi madem sen öyle takdir etmissin, ben de almiyorum. Sana 1000 lira degil, bütün varim-yogum, hatta canim feda olsun’’ der. Ve böylece baslik parasi geleneginin en etkili oldugu bir dönemde belki ilk defa baslik parasi alinmamis olur. Hatta gelenekler çerçevesinde kizin agabeyi Ali Baba´ya hediye (halet) edilmesi gereken saat de alinmaz.

Hasan Efendi oradakilere su nasihatte bulunur. “Baslik parasini bir yaris olarak kullanmayin. Ille de kizima çok mal verecegim diye de oglan ailesini fazla baslik ödemeye zorlamayin.Oglan ailesi AYIP OLMASIN diye sizin istedigi parayi ya borç alarak, yada bazi mallarini satarak temin etmeye çalisacaktir. Dügün sonrasi oglan ailesi dügünün mali yükünü azaltmak için yeni evli oglunu gurbete gönderecektir. Kaldi genç yasta nikâh altina aldiginiz gençlerin ayri kalmasinin vebali sizin omuzlarinizda olacaktir. Bunun için kiziniza fazla mal vermek için ne kendinizi zorlayin, nede oglan ailesini… Imkanlariniz ne kadar müsaitse kiziniza o kadar mal verin ama SAKIN BASLIK PARASI ALMAYIN “ der.

24- Evlatligi Kamer Dede bu konuda söyle der. “Babam Atatürk´ü severdi. Yanliz Dersim olayindan dolayi da sitem ederdi. Bir gün söyle dedi . ‘’Eger Atatürk yurdu kurtarmamis olsaydi simdi bizim ismimiz Konstantin falan olurdu“

25- Hasan Efendinin burada kasettigi Cemal kardes kanaatimce bir dönem Haci Bektas Dergahinda oturan Cemalettin Efendidir. Mustafa Kemal , Erzurum ve Sivas Kongrelerini yaptiktan sonra Ankara´ya giderken yolda ( 23- 24 Aralik 1919) Haci Bektas´a ugrayip Postnisin Cemallettin Efendiyi ziyaret eder. Hatta orada bir gece kalip Cem´e katilir ve Ulusal Kurtulus Savasi için desdek ister. Cemalettin Efendi , Mustafa Kemal´ i dinledikten sonra sorar. “Pasam yurdu düsman isgalinden kurtardiktan sonra Cumhuriyeti kuracak misiniz ? “ Mustafa Kemal “Evet hedefimiz budur“ der. Bunun üzerine Cemalettin Efendi “ Pasam o zaman biz de sizin yaninizdayiz“ diyerek Ulusal Kurtulus Mücadelesine açik desdek verir. Daha sonra tüm Anadolu ve Balkanlarda ki Ocaklara ve Tekkelere elçiler göndererek Alevi ve Bektasilerin bu savasa aktif katilmasine katki saglar.

Cumhuriyet kavrami henüz çok yenidir, ancak özellikle Balkanlarda ki Bektasi Tekkelerinde konusulmaktadir. Aleviler ve bilhassa Bektasiler Cumhuriyetin ne demek oldugunu biliyorlardi ve bu savasa bilerek -isteyerek katilmislardir.

26- Burada kastedilen Rum kavrami isgalci batili emperyalistlerdir. ( K. B.)

27- Bu misrada kast edilen “Yeniden, hali, kilim örnegi dokuyorlar“ sözünün anlami tarafimdan anlasilamamistir.

28- Aile Büyüklerim dahil bir çok kisiden duydum. Hasan Efendi bir tarihte Hac´ca gider. Alevi oldugunu bildikleri için Hac´ca birlikte gidenlerin bir kismi yolda kendisini denize atmak isterler. Efendi onlara “Beni denize atin ki Hac´iniz kabul olsun” deyince gelenler korkar ve bundan vazgeçerler. Ancak Cidde´ye giderken onu uçaga almazlar. Indiklerinde Hasan Efendiyi kendilerinden önce orada görürler.

29- ’’At sirtindaki semeri’’ deyimi normalinde çok agir bir ithamdir. Ancak hurafelere inanan, özü ve sözü bir olmayan veya gözü kapali bir inancin pesinden sürüklenmenin INSAN olmakla bagdasmayacagi açiktir. Haci Bektas Veli de bir sözünde sunu söyler. OKUNACAK EN IYI KITAP INSANDIR.

30- Her ne ararsan kendinde ara,

Kudüs´te, Mekke´de, Hac´da degildir. ( Haci Bektas Veli )

31- Kalpteki Dev. Burada kast edilen kötü niyet ve düsüncedir. ( K. B.)

32- Sefaat Islam dininde Mahser günü Hz. Muhamed´den niyaz dilemektir. Hasan Efendi bu siirinde seriatçilarin bu sekilde Hz. Muhammed´den sefaat bekleyemeyecegini ileri sürmektedir. ( K. B.)

33- Bakiniz. Dipnotlar 9 C

34- Gerek Islam dininde ve gerekse Alevi inanç gurubunda 40 yasi Kemalete ermek demektir. Hz. Muhammed´in 40 yasinda Peygamber oldugu bilinmektedir. Hasan Efendi bu siirinde de 41 yasinda Kemalete erdigini anlatiyor. (K.B.)

35- Varligin Dogusu. Beyan eden Basköylü Hasan Efendi. Yazan Pir Sultan ÖZCAN. Sayfa 138-140 . Istanbul 1992.

36- Kuran-i Kerim´in eksik toplandigini iddia eden ve tamamini kendi olanaklari ile toparladigini iddia eden yazarlardan biri de Malatya´li yazar Halil Öztoprak´tir. Iddialari üzerine hakkinda çesitli davalar açilmistir ve hepsinden de beraat etmistir. Halil Öztoprak bu konuda çok genis ilmi arastirmalari olan bir yazardi. 3 tane kitabi yayinlanmistir. Maddi olanaklari yetmedigi için Kuran-i Kerimi tevsirler halinde basma girisiminde bulunmus ve bu tesebbüsünü tamamlayamadan 60 li yillarin basinda hakka yürümüstür. Bir çok yakindimdan sunu duymustum. Hasan Efendi, yazar Halil Öztoprak´i çok içtenlikle desdeklemis ve halkin ona Halil Kuran-i diye hitap etmesini tavsiye etmistir.

37-Anlatilanlara göre o gün Hasan Efendinin misafirleri vardir. Efendi ev halkina bir kaç defa “ Acele edin, yoksa yemek ortada kalacak “ der. Misafirlerden biri “ Efendi ne demek oluyor bu ?” diye sorunca, cevaben “ Yolcu yolunda gerek” yanitini alir. Acele edilip sofra hazirlanir. Yemek yendikten sonra Hasan Efendinin yatakta hareketsiz durusu dikkati çeker. Yanina yaklasilinca görülür ki Hakka yürümüstür. Tarih -1 Temmuz 1973

38- Bu dörtlük Türbesinde mezar tasina da yazilmistir.

39- Ziyaretçilerin genel istem ve dilekleri.

A-Hasan Efendiye bagliliklarini vurgulamak için gelenler. Bunlar ona olan sevgi ve inanci içlerinde tasimakta, kuvvet aldiklari manevi güce sükranlarini sunmaktadirlar.

B-Sükran ziyaretinde bulunanlar. Genellikle aile bireyleri yurt disinda olan, bati veya güney sahillerine göç eden aileler. Bunlar izine geldiklerinde, memlekette kalan yakinlari ile birlikte kalabalik bir aile toplulugu olarak ziyarete gider ve manevi bagliliklari yaninda, saglik ve esenliklerinin devami, kurulu düzenlerinin sekteye ugramamasi dilek ve temennileri içinde sükranlarini sunarlar.

C-Hasta olanlar. Agir ve tedavisi zor bir hastaliga yakalananlar. Ziyaretlerinde gözyasi dökerek niyazda bulunur ve sifa talep ederler. Bir kismi gelirken oruçludurlar. Dua eder, aglar ve merhamet dilenirler.

D- Kismet dileyenler. Halk arasinda ki adi ile ‘’Murad’’ isteyenler. Gelin ve damat adaylari, bir kiz veya oglana asik olup muradinin yerine gelmesi temennisinde bulunanlar. Kendi olanaklari ile sorunlarini çözemedikleri için desdek arayanlar, aile zoru ile istemedigi biri ile evlendirilmek istenen kizlar, sevdigi kiz ile evlenmesinde problem yasiyanlar, asik oldugu kisiden olumlu yanit alamayanlar, kendi deyimleri ile ‘’Helal süt emmis’’ gelin ariyanlar, ogullarina hayirli bir nasip dileyen analar…vs.

Evladi olmayan aileler, çocuklari hep kiz oldugu için erkek evlat isteyen anneler, saglikli dogum yapmak dileginde olan hamile kadinlar, hayirli evlat isteyen atalar..vs

E-Basi darda olanlar. Örnegin bir yakini cezaevinde olanlar, agir bir borç yükü altinda ezilenler, oglu askerde olup sag- salim tezkere almasini isteyen analar, gurbetten gelmeyen veya kaybolan yakinindan haber alamiyanlar.

F-Destur isteyenler. Örnegin yeni yapacagi evin temelini atmadan önce gelip cesaret, güç- kuvvet dileyenler, yüzünün aki ile bir isin altindan kalkmak isteyenler. Yeni aldigi arabasinin trafikte kaza ve belalardan korunmasi, açtigi dükkân veya isyerinin gelir getirmesi dilek ve temennilerinde bulunanlar.

Aldigi diplomanin ugurlu olmasini dileyenler. ( Örnegin mezuniyet töreni sonrasi ögretmenler, ehliyet alan soförler, her hangi bir kursu bitiren kursiyerler..vs)

G-Yakinlari ile birlikte gelen meraklilar. Hasan Efendiye inanmayan, ancak yakinlarinin israrlarina boyun egenler. Hos görü veya tevazü göstererek gelenler. Türbeyi ve Basköyü merak ettikleri veya cani sikildiklari için gezi niyetli gelenler.

H- Takiyyeciler. Esasta Hasan Efendiye baglilik veya inanç için degil, kendilerini inaniyor gibi gösterenler, bu görüntü ile elestirilmekten veya dislanmaktan çekinenler.

I-Çikarciler. Gelen ziyaretçilerden sadaka dilenenler, Türbe üzerinde yapilan pazarligin ugurlu gelecegine inanlar. Kendelerini inançli göstererek birilerini etkileyecegini düsünen isbilirler.

J- Tövbe için gelenler. Isledigi bir kusur veya suç için vicdan azabi çekenler. Suçun cezai yaptirimindan korkup en az bedelle kurtulmayi umanlar. Artik yanlis seyler yapmayacagina karar verip geçmisin izlerini silmeye çalisanlar, yasamlarinda yeni bir sayfa açma umudu tasiyanlar.

K- Arastirmacilar. Tarihçi veya sosyal bilimciler. Bilim adamlari. Psikologlar. Alevi ve Bektasi ögretisini yerinde görmek için analiz edenler. Kültürü ileri nesillere tasimak için belge toplayanlar, arsiv yapanlar. Yazarlar, çizerler. Bazi yerel politikacilar.

Bir kisim ziyaretçiler Türbeyi ziyaret eder, mezarin yaninda dua eder, uzanir ve uyumaya çalisirlar. Rüyasinda Hasan Efendiyi görmenin ugur getirecegine inanilir.

40- 2000 Yilinin Agustos ayinda yakinlarim ile Hasan Efendinin Türbesini ziyarete gittim. O gün 1 kamyon, 2 traktör, 4 minibüs ve bir kaç otomobille en az 100 kisi ziyarete gelmisti. Kesimevinde kurbanlar kesildi. Lokmalar dagitildi. Ziyarete gelenlerin içinde Gaziantep´ten gelen bir Ocakzade, Ordu´lu olup yakinlara ari kovanlari getiren, Sünni-Hanefi inancindan Laz kökenli meslegi aricilik olan bir vatandasimiz, Erzincan´li olup yurdisinda yasayip Mersin´e yerlesen ve oradan gelen bir kisi de vardi.

41-Hasan Efendinin MEZARIM KAYBOLMASIN siiri oldukça uzundur

42-Bu yazinin hazirlanmasinda kaynak sunan Hasan Efendinin manevi oglu Sn. Kamer (Aga) Canpolat Dedeye, Varligin Dogusu adli kitabinda Hasan Efendiyi anlatan Sn. Pir Sultan Özcan´a, Amcam Sn. Mehmet Ali Balaban´a ve Babam Sn. Hasim Balaban´a tesekkür ve sükranlarimi sunarim.

Not. 1–.Varligin Dogusu, Beyan eden Basköylü Hasan Efendi kitabina yönelik bir takim ciddi elestiriler duydum. Elestirileri basta arastirmaci-yazar Amcam Sn. Mehmet Ali Balaban, Kamer (Aga) Dede ve oglu Sn.Ali Canpolat olmak üzere pek çok kisi yapmistir.

Elestiriler özetle 2 noktada yogunlasmaktadir.

A- Hasan Efendinin, Mustafa Kemal Atatürk´e , Dersim vakasinda çok sitem etmesine ragmen büyük sevgisi oldugu, devrimlerini desdekledigi, ancak kitapta bunun yeterince islenmedigi iddia edilmektedir.

B- Sn. Pir Sultan Özcan´in, Hasan Efendiye özgü bazi deyimlere kendi yorumlarini kattigi, özünden saptirildigi ileri sürülmektedir. Sn. Ali Canpolat kitabin akici yazilmadigini da eklemekte ve yeni bir kitap yazilmasi görevini üstlenen Çayirli-Kelmizi köyünden olup Istanbul, Büyük Çekemece´de ikamet eden Sn. Hasan Turan´a, kendilerinde olan bazi yazi ve belgelerin verildigini , ancak bir gelisme saglanmadigini bildirmektedir.

Ailemiz ve çevremiz üzerinde büyük etkisi olan ve hatirasi önünde hürmetle egildigim Hasan Efendi adina hazirladigim bu yazi için bana sunulan tüm kaynak ve tarihleri tek kelime eklemeden oldugu gibi aktardim. Anlatilan ve çok ilginç olan, insanlari gerçekten düsündüren bir çok olayi, tarihlerini ve yerlerini net olarak tesbit edemedigim için yaziya almadim.

Arastirmaci- yazarlara ve ilgi duyan Can´lara ithaf olunur.

Not. 2-Ileride Hasan Efendiyi konu edinen ayrica bir kitap hazirlamayi düsünüyorum. Bu konuda ellerinde her hangi bir malzeme, belge, duyum, rivayet, veya benzeri kaynak olanlarin bana bildirmelerini rica ediyorum. Bu konuda kendilerine çok mütesekkür kalacagim. Gerekirse ayagina giderek her türlü görüsmeyi yapabilirim.

Ayrica bu yaziya elestirisi olanlarinda ayni sekilde bana bas vurmalarini rica ediyorum. Dostça uyarilar her zaman bizi daha büyük yanilgilardan geri alacaktir.

Kazim Balaban

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın