ÂYİ-İ CEM

10959885_1603727106527254_242375617826052453_n

Âyin-i Cem denen bu törenin adının nereden geldiğini, birçok alevi yurttaşın bilmediğini, bunu arapça “toplanma” anlamında söylenen “cem” sözcüğü ile karıştırdıklarını gördüm. Arapça “cem” sözcüğü eski söyleyişi cim-mim-ayn gibi üç harfle yazılır gerçek anlamı toplanmak, birikmek, bir araya gelmek, yığılmak vb. içerikleri kapsar. Oysa Alevîlikte geçen “CEM” sözcüğü Farsçadır. İran söylencelerinde içkiyi (şarabı) bulan, içkili toplantıları düzenleyen Kisra’nın (Şah’ın, Padişahın) adıdır. İranın eski Zerdüşt dininde, şarabı bulan, içkili toplantıları düzenleyen, bu geleneği kuran şah’ın adına belli aylarda törenler düzenlenir, söyleşiler sürdürülür, içki içilir, çalgı çalınır, şiir okunur, oyun oynanırdı. Bütün amaç CEM denen padişahı anmak, ona saygı göstermek, onun bulduğu şarabı içip gönül eğlendirmek, kutsallaştırmaktı. Bu törene iran dili ile ÂYİ-İ CEM denirdi ki, cemi anma onu kutlama, onun adına içkili, çalgılı, söyleşili, toplantılar düzenleme gibi anlamlara gelir. Burada ortaya çıkan benzerlik (Cem-cem) bu iki sözcüğün birbirine karıştırılmasına neden olmuştur.

İran söylencesinde olay şöyle anlatılır:

“Bir çoban yaylımda koyunlarını güdüyordu. Birden gökte bulutlar belirdi (akbulutlar), ortalık gögeye bürünmeye başladı. Derken yıldırımlar düştü, şimşekler çaktı. Çoban korku içinde sağına soluna bakınır oldu. Bir de ne görsün yere inen ak bir bulutun içinde çırılpıklak bir kız çıkıverdi. Kızın yakınında dallarından üzüm salkımları sarkan bir ağaç belirdi. Çoban kıza tutuldu. Ona yaklaştı, duygulandı. Kız, çırılçıplak durumda ağaçtan kopardığı üzüm salkımını avucunun içinde sıktı, çıkan suyu çobana içirdi, çoban esridi, gözü gönlü açıldı,sevindi, kıvandı.
İşte bu olayın geçtiği günden sonra, cem törenleri düzenlenmeye başlandı. Bu olayın, tören niteliğinde gerçekleşmesini sağlayan Cem adı verilen padişahmış. Gökten inen, kızın içinden çıktığı söylenen ışıklı bulutada “Cemin Işığı” anlamında “ÇEM-ŞÎD” denmiş. burada geçen “Şid” eski Farsçada “Işık” demektir.”

Olayın söylence yanı budur. Araplarla ve Arapçayla ilgisi yoktur, dahası şarabın bulucusuda bu Cem’dir, İranlıdır. Araplara sonradan geçmiştir. Kendileri ile konuştuğum Alevîler, olayı sözcüklerin benzerliğine kapılarak öyle sandılar. Ben başka bir yazımda, bu cem töreniyle ilkçağ anadolusunun “DİONYSOS” törenleri arasında bir bağlantı bulunduğunu, geleneğin çok eskilere gittiğini ileri sürmüştüm… Ortada uygarlıkların birbirinden etkilendiği gerçeği vardır.

Eski farsçada “ayin” sözcüğü toplanma,söyleşi, toplantı, tören, birikme, bir yere gelme anlamlarına gelir. Bunun arapça karşılığıda CEMdir besbelli. Bu nedenle “ayin-i cem” denince arapça anlamıyla “toplantının toplantısı” gibi çelişik, saçma bir durum ortaya çıkar (nedeni farsça ayin ile arapça cem’in eş anlamlı olmasıdır). Arabın cem dediğine farsça ayin denir.

Kaynak: —İsmet Zeki Eyüboğlu—

Cemşîd kimdir:

Pişdanioğullarının 4. ve en büyük hükümdarı. Şarabı ilk yapan şah. 800-1000 yıl süren hükümdarlığı zamanında 500 yıl kimse hastalanmamıştır. Martın 20. günü tahta çıktığı için bugünden itibaren ona Nevruz diyerek yılbaşı ve dinî bayram yapmıştır.
Firdevsinin Şahnamesinde söylediği gibi bir Arap olan Dehak tarafından bin yaşında iken muharebede yaralanıp ölmüştür (Kimi rivayette testere ile kesilmiştir). Devamını Gör

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın