ASK OLSUN 8 MART’I YARATAN VE YAŞATANLARA

‘ASK OLSUN 8 MART’I YARATAN VE YAŞATANLARA”   (Şewl Mirow – DAB)8mart2015DAB

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün tarihçesi çok hazindir. 8 Mart 1857’de New York’lu tekstil işçisi kadınların grevi anlatılır. Grevci işçilerin talepleri arasında 16 saatlik işgününün 10 saate indirilmesi ve ücretlerin yükseltilmesi bulunuyordu. Bu grevin ardından tekstil ve tütün sanayiinde birbiri ardına grevler patlak verdi.

İkinci olay, bu direnişi anmak üzere, 8 Mart 1908 yılında yine New York’ta “Cotton” tekstil fabrikasında kadın işçilerin daha iyi çalışma koşulları için greve çıkmalarıydı. Bu grevde patronlar kadın işçileri, dışarıdan destek görmelerini engellemek üzere fabrikaya kilitledi ve çıkan yangında 129 kadın can verdi. 26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

Türkiye’de 8 Mart ‘ilk defa “1921 yılının Ankara Türk Komünist Partisi öncülüğünde güçlenmiştir. Türkiye TKP Üyesi iki kız kardeş Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova girişimde bulunurlar ve bir kadın birimi oluştururlar ve Türkiye’de 8 Mart Kadın hareketi başlar. Lara Zetkin ve Nadejda Krupskaya gibi ve saymadığımız binlerce sıra neferi, ömrünü komünizm mücadelesine adamış kadınların en büyük dilekleri, işçi sınıfından kadınların, emekçi kadınların, ev kadınlarının kapitalizmin boyunduruğundan ve köleliğinden kurtuluşu idi. Çünkü gerçek kurtuluş, ancak sermayedarların boyunduruğundan kurtuluşla sağlanabilir.

Ülkemizde “kadınların tamamı güvencesiz ve güvenliksiz koşullarda ve ucuz işçi olarak emeği gasp edilerek çalıştırılıyor. Kapitalist sistem uzun suredir 8 Mart’ı soyut bir ” kadın-erkek eşitliği” talebiyle simgelenen “kadınlar Günü “ne dönüştürdü. Oysa 8 Mart bir kutlamanın değil, bir kopuşun, isyanın günüdür. Biz emekçi kadınların görevi 8 Mart’ın içeriğini boşaltarak sıradan bir kutlama törenine ve tüketim gününe dönüştürülmesini engellemek, eşit, özgür, yaranlara dönüştürmektir.

Bu cinsiyetçilikle şekillenmiş sömürü düzeni, Kadının ezilmesi ve cinsel sömürüsü özel mülkiyetin ortaya çıkmasıyla eş zamanlı olmuş, kadının toplumsal ve ekonomik bağımlılığı bir kez başladıktan sonra; kadın bağımlı, aciz, geri bırakılarak sömürülmesi gerektiğine inanılan bir dünya görüşü haline gelmiştir. Ve bedeni üstüne ahlaki baskı sistemi oluşmuştur. “Erkeğin evi kadının dünyası” haline gelmiş, iki cins arasında eşitsizlik doğmuştur. İşçi sınıfı içerisinde kadın işgücü, sermaye sınıfı için “en ucuz” ve “uysal” bir işgücü olarak sömürülmesi kolay sayılmıştır.

Böylelikle, kadın iktisadi yaşam mekanizmasının içine çekilmiştir. Beyinlerdeki cinsiyetçi bölünme sona erdiği zaman hak eşitliği gerçekleşmiş olacaktır. Türkiye’de AKP iktidarının kadınları eve ve çarşafa kapatmak istediği, her gün Özgecan’ların tacize uğrayıp katledildiği, Ezidi, Süryani kadınları IŞİD tarafında köle pazarlarında satıldığı bir ortamda,  Rojova, Kobani de vs. Kürt kadınlar bu gerici zihniyete karşı verdiği silahlı mücadeleyi, bütün dünya takdirle izlemektedir. Alevi kadınlarda öğretilerinin verdiği eşitlik ve özgürlüğü, kullanarak bundan sonra toplumsal mücadelenin her alanında daha etkin bir şekilde yerlerini alacaklardır. Dün kapı dışarı çıkamayan kadın bugün savaşan, konuşan ve üretendir. Kadın hareketi veya kadınların kurtuluş mücadelesi, toplumsal mücadelelerden, dolayısıyla sınıf mücadelesinden bağımsız değildir.

Sınıfsız, sömürüsüz bir dünya için sokakta, evde, fabrikada direnen tüm emekçi kadınlara Aşk ‘olsun.

 

Devrimci Aleviler Birliği (DAB)

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın