ARAŞTIRMACI-YAZAR KEMAL SOYER’İN DAB KONGRESİNE GÖNDERDİĞİ MESAJ

ARAŞTIRMACI-YAZAR KEMAL SOYER’İN DAB KONGRESİNE  GÖNDERDİĞİ MESAJ:kemal-soyer-dab-devrimci-aleviler-birligi-alevi-kizilbas-bektasi-pir-sultan-cemevi

Sayın başkan ve değerli kongre üyeleri;
Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Bir yılı aşkın süreyle grubunuzun çalışmalarını ve paylaşımlarını takip ettim.2015-16 Abdal Musa, Tarsus Çamalan ve Çorum Alevi Çalıştaylarına katılanlardan ve Berlin grubunuzdan çok değerli arkadaşlar edindim.Berlin’de Anadolu Aleviliği ve Anadolu Halklarının tarihiyle ilgili arkeolojik belgelerin topluma sunulmusında çok değerli katkılar aldım.Bu nedenle teşekkür ediyor Kongrenize başarılar diliyorum.

Degerli katılımcılar;

Anadolu otokton halklarının günümüzde yaşadıkları dramatik olay ve olguların temelinde, Anadolu-Mezopotamya topraklarının işgali ve sömürülmesi amacıyla kadim halkları, yerel kültürleri, dil ve uygarlıkları yok ederek, evren ve doğa yasalarına aykırı tek tip bir kültür, inanç ve yönetim sistemi yaratma amacı güden semavi dinler ile küresel güçlerin “Irkçı Ulus Devlet” yapılaşmasına dayalı sömürü ve talan düzeni yatmaktadır.
Sümer yazıtlarında Buramun adıyla dünyevi cennet olarak tanımlanan Dicle-Fırat arasını da kapsayan Anadolu-Mezopotamya toprakları,her biri birer tanrı adı taşıyan Hatti,Hitit,Luvi,Hurri,Guti-Lulubi ve Dımıli halklarının ana vatanıdır.Bilimsel Arkeolojik kazılarla açığa çıkarılan binlerce yıllık yazılı ve görsel belgeler; Aleviler, Ezidiler, Kürtler, Nusayriler ve Alevi Türkmenlerin bu coğrafyanın kadimden asli sahipleri olduğunu, Tevrat’ta da yer aldığı gibi, çöl kavimlerinin binlerce yıldan beri ana vatanımızı “Hurrili Cennet” adıyla sürekli işgale tabi tuttuğunu ortaya koymuştur.
Sanayi ve teknoloji devriminin ardından dünya halkları üzerinde ekonomik ve siyasi güç haline gelen Hiristiyan Dünyanın Vatikan’ı ,Mekke ve Küdüs merkezli eski dünyanın da dini ,siyasi ve idari merkezlerinden biri haline gelmiştir.Anadolu-Mezopotamya halk inançlarını binlerce yıl yeni kisvelerle din ve sömürü amacı olarak kullanan çöl kavimleri ise Ortadoğu coğrafyasında erk olmaktan çıkmış, batılı hegamon güçler, Museviliğin yanı sıra Siyasal İslamın da yöneticileri haline gelmişlerdir. Türkiye ve Ortadoğuda din ve ırk kisvesi altında faaliyet gösteren siyasi partiler ile silahlı çeteler küresel güçlerin yapılandırıp yönettiği Siyasal İslamcı ürünlerdir.
Geçmişte Büyük İskender İmparatorluğuyla Ortadoğuyu kuşatıp yöneten batılı dünya,bu temeller üzerinde yeni bir “Hint Avrupa Devleti” oluşturmak amacıyla tasarlanan üç evreli planla önce Avrupayı birleşik bir güç haline getiren AB’yi oluşturmuş, ikinci adımı olan BOP kapsamında halklarımıza ait kadim cenneti işgale başlamıştır.BOP’un başarılması durumunda uzun vadeli üçüncü adım, Hindistanı da kapsayan İran, Afganistan ve Pakistan toprakların işgali olacaktır. İkiyüz yıllık bir süreci öngören bu plan kapsamında işgal,sömürü, talan ve yağmaya karşı toplumsal birlik , dayanışma ve ortak savunma ruhunu oluşturan kadim kültür ve inançlar ile onların taşıyıcısı olan halklar etnik temizlik, ayrıştırma ve asimilasyon programlarına tabi tutulmakta, kadim toplumlar devlet, toprak ve yerel özerklik vaatleri eşliğinde ırk, dil, din temelinde ayrıştırılarak çatışma içine sokulmaktadır.Birkaç yıl öncesinde yaşanan Alevi,Türkmen ve Ezidi katliamları bu temelde gerçekleşmiştir. Günümüz Ortadoğusunda yaşanan işgal, asimilasyon ve toplu katliam eylemleri, küresel güçlerin Ilımlı İslam Projesi‘ne bağlı olarak Türkiye’de uyguladıkları Türk, Kürt ve Alevi İslam yapılaşması ve küresel güçlere vekil olarak bölgeyi kana bulayan onlarca katliam çetesi bu projenin temel ürünleri ve uygulama araçlarıdır.
Vatanımıza yönelik binlerce yıllık işgaller ile Siyasal İslamla başlayan Alevi ve Ezidi katliamları hatırlandığında,Anadolu-Mezopotamya otokton halklarını ayrıştırıp çatışma içine sokabilecek temel adımların, Türk-İslam veya Jöntürk Projesi kapsamında Anadolu-Mezopotamya uygarlık birikiminden, tarihi bilinçten, ata kimlik ve inançlarından uzaklaştırılan kesimler arasında Uygarlıkçı Anadolu Aleviliği ve Siyasal İslama dayalı toplumsal farklılıklar ile herhangi bir ırkı tanımlamayan Kürt, Zaza, Türk, Türkmen, Laz ve Çerkez gibi halk adlarına dayalı ayrımlar olacağı açıktır.
Tarih boyunca toplumları bir arada tutarak uygarlaştıran temel etmen, kandaşlık veya soy bağına dayalı ırkçılık değil, tersine, üzerinde yaşanılan anavatana ve bağrındaki uygarlık mirası ile evrensel ölçekte değer taşıyan kültür ve inançlara sahiplenen toplumsal yapı ve yaşam biçimidir. Anadolu-Mezopotamya kültür ve uygarlıkları insan ve doğa yaşamına anlam katan evrensel değerleriyle insanı yücelten, insan ve doğa sevgisine dayalı ortak üretim ve paylaşımı temel alan ,bu özelliğiyle de barışı egemen kılan uygarlıklar olup , Anadolu Aleviliği ve Ezidilik gibi evrensel kültür ve inançları yaratmıştır.Buna karşın siyasal dogma İslam ise, tarihi boyunca bu değerleri yok eden siyasal bir yapı işlevi görmüştür .Bu nedenle herhangi semavi dinler öncesinde Alevi ve Ezidi olan Anadolu halklarının Siyasal İslamcı ve ırkçı yapılarla doku uyuşmazlığı vardır.Bu temelde öngörülen siyasi oluşumlar ve işbirlikleri her zaman sorunlu olup çözülmeye mahkumdur.
Değerli kongre üyeleri ve katılımcılar ;
Halklarımızın kendi ana vatanlarından kaynaklı kültür,inanç ve uygarlık birikimlerine dayalı toplumsal bilinçle, topraklarına, yaşam kaynaklarına, ata kültürleri ve ana dillerine özetle “Ellerine, Bellerine ve Dillerine” eşit siyasi ve toplumsal haklar temellinde ortaklaşarak sahip çıkması ve bu ülküyü gerçekleştirecek yeni bir siyasi anlayışıoluşturup, kurumlaştırma ihtiyacı vardır.Atalarımızın Tanrı Yurdu olarak tanımladığı Anadolu-Mezopotamya toprakları bu bölgede yaşayan kadim halkların ortak ana vatanıdır.Her hangi bir kesim adına özelleştirilemez.Anadolunun asli sahipleri olan Alevi- , Ezidi ve Nusayri halklar mezhep boyutuna indirgenerek siyasi ve toplumsal hakları kısıtlanamaz. Halklarımızdan her hangi biri, bir diğerinin yönetimi ve hegemonyası altına sokulamaz.Kadim halklar için asıl olan, emperyalizme karşı “Ortak ana vatan,ortak egemenlik, ortak yönetim ve eşit insan hakları” temelinde “Tam Bağımsızlık, Özgürlük ,Demokrasi ve Barış Mücadelesi”nin verilmesidir.Bu temelde “Yol cümleden uludur” şiarıyla“Bir Olalım,İri Olalım ve Diri Olalım” dileklerimle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor , kongrenize başarılar diliyorum.

Kemal SOYER
www.yolunezeli.com
05.10.2016.ANKARA

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın