ALLAH ONLARA AKIL FİKİR VERSİN

“ALLAH ONLARA AKIL FİKİR VERSİN!”  devrimci-aleviler-birligi-alevi-bektasi-kizilbas-erdogan-kurtler-apo

Adıyamanlı Maho Ağa, eşeğini çaldıran marabası Abuzeri üzgün bulmuş.
“Lo üzülme, alt tarafı bir eşek, o ayardan birini bulur gönderrim sana!” demiş. Abuzer sevinmiş ya gidiş o gidiş bir daha dönmemiş ağa. Yıllar sonra hükümet konağında karşılaştığı ağa, “Lo Abuzer daha o ayarda bir eşek bulamadım, ama söz bulunca göndereceğim” demiş. Ağasının eline sarılan Abbuzer, “Allah senden razı olsun ağa, seni her gördüğümde eşeğimi görür gibi oluyorum” demiş.

AKP, iktidara geldiğinden beri Kürt sorununu çözeceğim diyerek Kürtleri, Kürt Özgürlük Hareketi’ni ve rehin aldığı A. Öcalan’ı oylayıp duruyor. Çözüm sürecini güçlüklerini aşmakta kullanmış ve kullanmaya devam ediyor.
Kürt Hareketi’nin zayıf üç karnı var:
Kürtlerin ezici çoğunluğunun Müslüman olması,
Öcalan’ın rehin tutulmuş olması,
Türklerin, Kürtleri AKP ile dans etmekten kurtaracak olgunluğa erişmemiş olmaları…

AKP salt Kürtleri kullanmadı, sırayla herkesi kullandı. Kimleri mi? Neo libarel aydınları, Alevileri, Çingeneleri, Avrupa Birliği’ni, Müslümanları, Fetocuları, Saadet Partisi’ni, Büyük Türkiye Partisi’ni, DAİŞ’i, Hizbullah’ı, Aczmendileri, Türkleri, MHP’yi, Perinçek’i, orduyu, CHP’yi vs…

Erdoğan tarihe taktik ve strateji ustası olarak geçebilir. Düşmanını ezmede, arkadaşlarını oyalamada, manipüle etmede, sabretmede, rüşvet, pazarlık ve şantajla hizaya getirmede üstüne yoktur. Sonra da ezdiklerinin vebalini yol arkadaşlarına yıkıp onları tekrardan yanına alacak kadar da başarılı. Böylesi bir döngüde her defasında birilerini ezmiş, diğerlerini yanına alarak yoluna devam etmiştir. Yöntemi; çıkarcı, ahlaksız, kalleş, zalim, makyavelisttir. Hile ve entrikada, Roma, Bizans, İslam, Emevi ve Osmanlı’yı cebinden çıkaracak kadar tecrübelidir. Dönüp AKP’nin on beş yıllık icraatına baktığımızda, yanmış yıkılmış bir Türkiye ile kelle ve cesetlerden oluşan devasa bir kale görürüz.

Her kullanış AKP’yi amacına yaklaştırmış, ama itibar ve inandırcılığını da götürmüştür. AKP düştüğü tecrit ve itibarsızlığı, bir kere Gezi Hareketi’nde, bir kere 7 Haziran’da, son olarak da 15 Temmuz öncesinde yaşadı. Ama her seferinde yardımına yetişen bir veya birkaç enayi bulundu. Hatta bu enayiler sıranın kendilerine geleceğini bile bile yardım ettiler ona.
Bir Kürt atasözü şöyle der: “Eşeğin ahmağı kurdu zırlayarak karşılarmış”

İktidar 15 Temmuz’un kredisini olağanüstü hal ile taçlandırmış, darbeci kliği ezmiş, tehlikeli bulduğu askerleri kazımış, devleti ele geçirmiş, Kürtleri mevzilerinden (parlamento ve belediyelerden) koparmış, sivil, yasal örgütlülüğü dağıtmış, Alevileri ve domokratları baskılamış, artı Kürtlerin temsiliyetini önlemek için Suriye’ye girmiştir. Ancak AKP, geleceği yere gelmiş daha ileriye gidememiştir. Ne Kürt direnişini kırabilmiş ne Alevileri sindirebilmiş ne de hak aramanın önüne geçebilmiştir. Dahası Suriye’de çuvallamış, 13, 14 bin öğretmeni açığa alamamış, Eğitim Sen’i çökertememiştir. Çünkü hedefi genişletmiş, moral üstünlüğünü yitirmiş, asker, polis ölümlerinin toplumdaki infialini görmüş, PYD’nin Cenevre’deki temsilini önleyememiş, Suriye’de belirsizliğe düşmüş, politika üretememiş, paniğe kapılmıştır.

Şimdi burada durup düşünelim. Neden AKP Kürt, Alevi ve emek düşmanıdır? Bir kere bunu doğru tespit edelim. AKP ideolojik bir harekettir. Irkçı-dinci bir damarın iktidardan alaşağı edilmiş kin ve nefretle dolu İslamcı ayağıdır. Ele geçirdiği devlet aygıtını şeriatla değiştirip toplumun devingen, itirazcı damarını kesmek istemektedir.

“Şeriat itiraz kabul etmez; Aleviler ya Müslüman olacak ya da kesileceklerdir. Kürt eskiden olduğu gibi biat edecektir. İşçi haddini bilecek Allah’a şükredecektir… Ölümle, hapisle teslim alamadığım, tüm kötülüklerin anası örgütlü Kürtleri Osmanlı’daki gibi sınırlı bir özerkliğe razı edebilirsem diğerlerinin işi kolay. Zatı beyni şeriatla dumure edilmiş Kürtlere, on yıl sonra bağımsızlık verseniz dahi kabul etmezler.”

Evet, AKP’nin aklı üç aşağı beş yukarı böyle çalışıyor. Yakıyor yıkıyor, öldürüyor, ama işbirlikçi Kürdünü oluşturmaya çalışıyor. Ancak onu çıldırtan Kürt Özgürlük Hareketi’nin kendi ölçülerine uymuyor oluşudur. Kürdü ayarına uydurmak için devletin olanaklarını kullanmış, işbirlikçiliği özendirmiş, İslam kardeşliğini Kürtlerin yetkili ağzından dillendirmiş, koruculuğu disipline etmiş, Barzaniciliği özendirmiş, gizli, açık Kürtlerin sol kandını törpülemiş ama başarılı olamamıştır. Aslında Dolmabahçe mutabakatı, ayar veremediği Kürtlerle ipini kopardığı son gecedir.

Geldiğimiz noktada AKP, Kürt illerini yerle bir ettikten, gençleri diri diri yaktıktan, Kandil’i bombaladıktan, “APO’yu terbiye ettikten”, basını susturduktan, devleti gasp ettikten, Bahçeli ile Kılıçdaroğlu’nu yamdıktan, sınırı geçip PYD ile komşu olduktan keri Kürtlerin nabzını kontrol etmek isteyebilir.
Nihayet Öcalan “İki kişi gönderin altı ayda bitirelim şu işi” demiş.
Nasıl bitirecekse?
Bir zamanlar İMC TV’de barış üstüne havanda su dövenler, İmralı ile meclis arasında mekik dokuyanlar, eski görevlerine pek teşne, pek hevesli gibiler. Ama Kürt’le Türk’ün sonu hüsranla bitecek, AKP’ye hamle ve imkan sunacak uyduruk barış görüşmeleriyle kaybedecek bir saniyeleri bile yoktur.
İlle de canı barış istieyenler tek tarflı bir ateşkes ilan edebilirler. Barış; hava, su, ekmek kadar elzemdir. Ancak barışın kutsallığı AKP’nin şeriat kokan nefesiyle kirletilmemelidir.

İktidar barıştan çok Kürtleri teslim almakla ilgili. Kayyumlarla, PYD ile, Kürt- Alevi öğretmenlerle meşgul bir AKP, aslında yarasını gizlemeye çalışan güçsüz bir şövalyeden farksızdır. Gerçek barış; HDP’nin batıdan, Kürt Özgürlük Hareketi’nin doğudan, PYD’nin Suriye’den zorlaması, AKP’nin çözülüş moduna girmesi, bundan cesaret alan diğer dinamiklerin (Türkiyeli demokrasi güçlerinin) harekete geçişiyle olur. Gerisi meşrutiyetini yitirmiş, baş aşağı giden Erdoğan’a cansimidi olmaktır ki bunu yapmaktan kına getirir olduk.

“Apo, barış, masa, müzakere” deyince vecd ile kendinden geçecek az sayıda ahmağımız yoktur. “Seni gördüğümde eşeğimi görmüş gibi oluyorum!” diyen çaresiz Abuzer’le, çözüm ve barışı yanlış adreslerde arayan hayli Kürdümüz vardır. “Allah onlara akıl fikir versin!”

 

Ali Rıza Aksın

    1. 2016, Zürich

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın