Ali’siz Alevilik

10994041_1603337083232923_4421159615749531091_n

Ali’siz Alevilik

Ali (bin Ebû Tâlib): Hilafet ve Nimet için Savaştı

Kimi Aleviler, Ali’yi göklere çıkarıp onda evrensel değerler aramayı meslek edindiler. Ali’yi bir insan olarak değil, tüm güzellilkler ve erdemler bütünü gibi ele aldılar. R.Çamuroğlu’nun deyimiyle; “Ali dendi mi, bir insandan çok daha fazlası anlatılmak isteniyor.”

İyi güzel; peki Kureyş aristrokrasisinin Haşimi kabilesi mensubu Ali’nin, yine Kureyş aristokrasisi içinde yer alan Ebubekir, Ömer, Osman’dan ne farkı var? Huy, mizaç vs. gibi kişisel özellıkleri bir yana bırakırsak; genel kabilecilik anlayışı, akrabalık ilişkileri, siyaset tarzı, İslam şeriatının kuralları içinde hareket etme, Peygamber sünnetini (söz ve davranışların bütünü) uygulama, Allah yoluna Cihad etme, İslam devletini güçlendirme, diğer halkları sömürme açısından, Ali’nin kendisinden önceki üç halifeye üstün olan tarafı ne?
Bu sorulara, “niteliksel hiç bir farkı yoktu” yanıtını veriyoruz. Çünkü;

• Ali İslam anayasası Kur’an ile İslamın ikinci direği olan Peygamber sünnetini en iyi izleyen bir Sünnidir:

“Bilin ki Kur’an, öğüdünde aldatmayan, yol göstermede insanı azdırmayan, söyleyişte yalan söylemeyen bir öğütçüdür. Kur’an ile oturup kalkan, doğrulukta fazla bir şeye ulaşarak, körlükte noksana erişerek oturup kalkar. Dertlerinizde Kur’an’dan şifa dileyin, güçlüklerinizde O‘ndan yardım isteyin”(1)

şeklinde öğüt verirdi Ali. “Konuşan Kur’an” olarak bilinen Ali’nin; “Allah hakkında (yaratması olayını) düşünün, Allah hakkında (O’nun mahiyeti hakkında) düşünmeyin. Yoksa helâk olursunuz” diyen Ali’nin; akılcı, rasyonalist ve özgürlükçü düşünceyi savunduğu söylenebilir mi? Cami-ül Sağir’ın birinci cilt 111. sayfasında aktarılan bu rivayet, düpedüz felsefi düşüncenin, akıl yürütmenin, usa vurmanın engellenmesi anlamına gelmez mi? Yani, Ali’ye göre; felsefeyle uğraşmak ‘helâk olmak’la birdir. Bu görüş İslam tarihinde en gerici âlim İmam Gazali’nin felsefeyi küçümseyip onu kâfirlikle eşdeğer tutan zihniyetinin de öncüsüdür.

• Günümüz deyimiyle Ali, halis muhlis bir şeriatçıdır. O insanları, bu ölçüte vurarak ayırırdı;

“İnsanlar iki bölüktür: Bir bölüğü Şeriat’a uyar, öbür bölüğü, bid’ata (sapkınlığa) sapar… Bağışlanmayan zulüm, Allah’a şirk (ortak) koşmaktır… Cihad, İslamın en yüce rüknüdür (temelidir). Namaz kılmak, dinin esasıdır. Zekât vermek farzdır. Oruç tutmak, azaptan kurtarır. Kâbe’yı ziyaret etmek, yoksulluktan kurtarır, günahları yur, yıkar…”(2)

• Ali, Peygamber soyundan gelmeyi, O’nun siyasetini izlemeyi kendine büyük övünç vesilesi yapmiştır:

“Biz, Nübüvvet (peygamberlik) ağacı, vahyin indiği mahal; meleklerin inip çıktığı yeriz… O’na (Hz. Muhammed’e) hayatında da, mematında da (ölümünde de) benden daha yakın, halifeliğe benden daha lâyık kimse var mı?”(3)

• Ali, İslam devletine karşı çıkanları “kâfir/sapık” sayıp; onları kılıçtan geçirmiştir:

“Bilin ki siz, İslam’la bağınızı kestiniz. Dinden çıkanları kahrettim… Allah’a ant olsun ki, savaşta onların kanlarıyla bir havuz dolduracağım”(4)

Verilen dört örneği de az ya da çok oranda Ebubekir, Ömer ve Osaman’da da görmek mümkündür. Dördü de İslam’a bağlılıkları ve şeriat uğruna mücadelelerinden ötürü, Peygamber’in sınırsız övgüsüne mazhar olmuştur. Kimse, ilk üç halifenin şeriettan saptığını, Kur’an ve Sünnet’i takip etmediğini, İslam’dan dönenleri kılıçtan geçirmediğini, İslam’ı başka türlü anladığını ileri süremez. O halde bu noktalarda Ali’yle önceki halifeler arasındaki fark niteliksel değil, nicelikseldir. İslami deyimle belirtirsek, şeriat çerçevesi içinde ictihâd‘dır. İctihâd’da hata ve sevap olabilir. Ancak bunlar İslam dairesindedir. İslam âlimlerinin nazarında, müctehidlerin hepsi cennetliktir.(5)

Faik BULUT, Ali’siz Alevilik, Berfin yayınları. ss.234-235

Ali’siz Alevilik

Son dönemde “tozu dumana kattılar”; ‘Ali’li Alevilik mi, Ali’siz Alevilik mi?’, diye! Öncelikle belirtelim: ‘Mistik maya’ olmadan Alevilik olmaz. Ali mistik tasarımın en üst kimliği olduğu için de Ali’siz Alevilik olmaz. Ali’nin inanç ya da söylence kimliği, ortodoks kimlikli Ali’nin kimi meziyetlerinin yakalanması ile yaratılmıştır. Giderek inanç-söylence tasarımın değerleri, ortodoks değerlerini yok etmiştir. Sorun, ‘Ali’siz Alevilik’ gibi bir yaklaşımı hayata geçirmek değil. Sorun, ortodoks tasarıma karşı batınî tasarımın “niçin” ve “nasıl” yapıldığını algılamak, anlamak ve anlatmaktır. Çünkü Anadolu Aleviliği, ‘geriye dönüş kült’ünü büyük bir kıvraklıkla kullanmıştır. Ali olmasaydı bile, kült gereği bir başka “meziyetli” kimlik, batınî tasarımın konusu olacaktı ve başat inanç kaynağının tam ortasına yerleştirilecekti; söylencelerin birinci dereceden kahramanı olacaktı.(6)

1. Nehc-ül Belaga, s.55
2. Age. ss. 51-110
3. Age. ss. 69-72
4. Age. ss. 138-205
5. Ahmed Faruk, Eshab-ı Kiram, ss. 29-59-79
6. Esat Korkmaz, Anadoluğu Aleviliği, Berfin yay. s.56.

Kızılbaş Alevî’nin ALİ’si;

Adem ile başlayan insan ile devam eden ve insan-ı kâmil olarak sona eren bu evrim macerası, bakın alevîlik tarafından kendi özel diliyle nasıl ifade edilmiş:

Şeriatte Adem oğluyum
Tarikatte Yol oğluyum
Marifette Kemal oğluyum
Hak-i-Katte Gök oğluyum
Atam gök anam yer
—Bektaş Ali Temel—

diyen bu felsefe, diğer taraftan, kendini adem soyuna bağlayacağına götürüp Şit soyuna bağlayarak bir taraftan dünya yaşamının ve ademin yaratılmasıyla ilgili bilgi verirken diğer taraftanda Tanrının ve kâinatın en büyük sırlarından birinin, insanın yaratılışının sırrını da “Hak-i-Katte gök oğluyum” diyerek verir bize.

İnsan gökten inen tanrısal bilinci, adem ise bu tanrısal bilincin kullandığı bedeni anlatır Hak-i-Kat’te!

Ali’nin neden şeriatte (yani birinci kapıda) Aslan iken en sonunda yani üst kapıda (hakikat kapısında) Allah olduğunun sırrı budur. Çünkü o yani Ali, Şeriat ve Tarikat kapılarında iken doğayı, insanı, uzayı ve de Tanrıyı ona hak-i-kat ilmi sözleri ile anlatacak boyuta-frekansa kapı’yı açmamıştır daha. Dolayısıyla bu evrensel bilgilerin içeri girişi mümkün değildir henüz. Bunun mümkün hale gelebilmesi de ancak Ali’nin eğitim alarak şeriat okulunu bitirip tarikat’a, tarikatı bitirip marifete ve oradan da hak-i-kat’e ulaşması ile mümkündür.

–Süleyman Diyaroğlu, Tanrının Gizli Dili, Chiviyazıları[mjora]—
https://www.facebook.com/hakerenler/timeline

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın