ALEVİLİKTE TANRI-İNSAN İLİŞKİSİ

16172_1603343069898991_3697002577020598219_n

ALEVİLİKTE TANRI-İNSAN İLİŞKİSİ

Her dini algılayışta olduğu gibi, Alevilikte de Tanrı farklı özellik ve meziyetler gösterir. Nasıl ki Hiristiyanlık inancındaki Tanrı müslümanlıktaki Tanrıdan farklı özellik ve görünümler arz ediyorsa, Aleviliğin Tanrısı ile müslümanlığın Tanrısı arasında da farklılıklar söz konusudur. Üstelik bu farklılık Alevilik ve müslümanlık Tanrıları arasında çok belirgin nitelikler gösterir. Bu açıdan müslümanlık ile Museviliğin Tanrıları arasında büyük benzerlikler gözlenirken, Hiristiyanlıkla Aleviliğin Tanrı algılayışlarında benzerlikler görülür. Örnegin Hiristiyanlık ve Alevilikte üçleme ve dünyaevi düzene daha az bir müdahil bir Tanrı algılaması söz konusuyken; Musevilik ve müslümanlıkta mutlak, ceberut ve dünyanın her isine sürekli karısan, kader belirleyen, dünyaevi düzen (seriat) dayatan bir Tanrı anlayışı söz konusudur. Ancak benzer kimi özelliklere karsın Aleviliğin Tanrı anlayışı, Hiristiyanlıktanda temelde farklıdır. Cünkü Alevilikte vahtedi vucut bağlamında insanda da görünen, Tanrı insan birliğini öngören bir Tanrı algılaması söz konusudur. Ve bu özgünlük, Hiristiyanlıktan da temel ayrımla, Alevi bireyin Tanrı ile arasındaki ikiliğin kalkması anlamında Ene-l Hak anlayışına varır.

Felsefi derinliği ile Pir Sultan Abdal, işte bu bağlamda;

“Yer yoğiken, gök yoğiken varolan
Arş yüzünde kandildeki nur olan
Gahı merkez olup gahı yer olan
Ali’dir ki Şah-i Merdan Ali’dir” diye seslenir.

Açıklıkla görüldügü gibi tanrısallık olarak herşeyden önce var olan Ali, basit bir yaratıcılıktan öte her şeye, gökyüzüne, Güneş’e Dünya’ya dönüşüyor.

Erdoğan Aydın Devamını Gör

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın