ALEVİLİK SIR İÇİNDE BİR SIRDIR

ALEVİLİK SIR İÇİNDE BİR SIRDIR
“Bende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazam,
‘Cevher-i lâmekan’ benem, ‘kevni mekâna’ sığmazam.
Benim şu küçük bedenime iki Cihan yani Alemler sığr fakat ben Buralara bir türlü sığamıyorum.
Tüm Cevherler Hakikatlar Varlıklar bendedir amma. Ben hiç bir mekana sığmam.
‘Arş ile ferş’ ‘kâf ile nun’ bende bulundu cümle çün,
Kes sözünü ve sessiz ol, şerh ve beyâna sığmazam.”
Yer Gök Saman yolundaki tüm varlıklar hatta alemleri varlıkları yani Cümle varlıklar bende saklıdır bende bulunur.
Sus sen konuşma derken Allaha diyor sen sus kes sözünü benim varlığımda bulunanlar senin hiç bir kelimene sözüne sığmaz. Beni öyle hafife alamazsın. Diyor seyid Nesimi.
(Seyyid Nesimi)
Her Şeyin Aslı Nokta! ( Noktai Vahit. Işıktır ilk parlayan odur.Bilinmeyen Sır O mekandadır )
Alevilik Özgündür , bağımsızdır, başlangıçtada vardı , şimdi de var ve Işıklı bir Yol’dur, Bilimdir Zahiri, İlimdir Batini. Bilgiyi Bilince çıkarmaktır.
Merkezi, kendisidir, Hakk’tır. ( Evrendeki döngünün ortasındaki Noktadır.)
Onlara Ehli Hakk Erenleri ( O Noktayı görğp farkedenlerdir )demek daha doğru olur.
Hakk Erenlerine Naciye Güruhu ( Güruhu Naci = O Noktanın , Işığının ta kendisidir ) da denir.
72’de Yol arayan bulamaz. 72 de Semavi dinler ve mezhepler vardır bunların hepsi Şerridir.
İşleği 73’te seçmek gerek. 73e varmak Hak Yol’unda 4 Kapı 40 Makamı 12 Farzi kifaye, üç sünnet ve yedi farzı tamamlamış olmak gerekirki. İlimler kapısı açılsın. 1. İlim İlmi Ledun. 2. İlim İlmi Hikmet. 3. İlim İlimi Cavidan. Bu ilimlele En-El Hak makamına varmaktır.
İşte Yunus diyorki. Sır içinde sırdır.
Gayrıdır her milletten bu bizim milletimiz
Hiç dinde bulunmadı din ü diyanetimiz
Bu din ü diyanette yetmiş iki millette
Bu dünya ol ahrette ayrıdır ayatımız
(Yunus Emre)
Gayrıdır her milleten bu bizim milletimiz.
Derken Milleti= Dili yapısı, yaşayış şeklini, Bayrağını yani günümüzde Milleti tarif eden öğeleri demiyor. Millet derken, İnsanı insan yapan değerlerden bahsediyor. İnsanı Kamil olanlarda bahsediyor. İnsanı Kamil olanlar gayrıdır, ayrıdır, diğerleri gibi bencil, kinli , kibirli değildir. Bundandolayı gayrıdır başkasına benzemez. Kısaca ilk Cümle.
Hiç dinde bulunmadı din û dinayetimiz.
Yani hiç bir dinle ilişkisi, bağlılığı olmadı. Din denilen inançların tamamı emirlerle dolu ve o emirlere itiat etmek inanmak la olur. Oysa bizim Yolumuzda dinayetimiz olmaz. Biz Din değiliz. Din olmadığımız içinde tapmıyoruz, biat etmiyoruz ve din diye dayatılan emirleride kabul etmiyor kul olmuyoruz. Biyz özgünüz bizim Yolumuz Muhabet yoludur, Muhabettlerimizde sohbetlerimizde Bilgileri bilince çıkararak özümsiyerek, Hak Yoluna uygunluğuna bakıldıktan sonra ç Hak Yoluna uygunsa kabullenip Taliblere ve Yol erenlerine Verilerek Bilinçlerinde ertilerek Kemaletin bir sohbeti halını almış olur.
Bu din ü diyanette yetmiş iki millette .
Din denilen İnançlar Şerridir, Dünyevidir, Sadece korku ile bağlıdır. Korkarak kabul edilen ve korkarak biat edilen ne varsa 73 te olmaz. 73 tekiler Candır, Kamil İnsanlardır, Hak Yolunun yolcularıdır, Hak yolunda yürüyrn Yoldaşları 72 ikinin içinde olmayanlardır. 72 nin içinde olanlar dine koşulsuz biet ederek inananlardır. Muhabeti olmaz sorgusu olmaz. Tartışılmaz nasıl yazılmışsa, nasıl söylenmişse yanlışda olsa, günümüze uymasada doğru kabul edilir. İşte bunlara 72 Millet denir. 73 cüsü ise Fıkrayı Nacı dir Yani Işık tır o ilk nokta olan Noktayı Vahittir. Onuniçindirki Dın ve Dinayet 72 ye aittir.
Bu dünya ol ahrette ayrıdır ayatımız.
Ahret. Burda dincilerin anlatıkları ahret değil.
Burda Ahret Hak Kapısıdır. Hak Kapısına varmak içinde. Meydan Pir Divanı gerek. Hak Meydanı Pirdivanına Cemle Yolla varılır. Dara durmadan Özünü Dar etmeden kendinle hesaplaşmadan olmaz. Mutlaka kendinle, Özünle Pir Darında arınmalısın ki Hak Kapısana varabilesin. Bu Hakkapısına Varan bir Can için. Bu Dünya ve ahiret sadece Bedenen olur. Bedenimizi yanı Hayatta Bedenimize aldığımız gıdalar bize enerjiler verdiler. Onların Hepsini Çar ana sır dediğimiz Hava, Ateş, Su ve Topraktan Hakkın Rızalığı ile aldık. Teni toprağa verince Rızalıkla aldıklarımız olan O Birleşim eriyerek tekrar toprağa enerji olarak geri verimiş olacağız. Böylece Hakın Rızalığı, Hükmü ve doğanın kanunu, dengeside yerine gelmiş olur. Bu anlamda Dünya ve Ahret te yaşamımız ayrışmış olur. ( Ayrıdır ayatımız.)
Bu Anlamda Muhabetlerle Deyişlerimizin bize anlattıklarını bilince çıkarılmalı.
Hakk Erenlerinin dokunamayacağı, tartışamayacağı hiçbir şey yoktur. Pirlerimiz herşeyi, her olayı, her olguyu Muhabbetlerinde dile getirmesi gerekir ki gerçekleri bula bilsinler. Alevilikte bu uygun olmaz diye hiç bir doğal olayı yoktur. Doğal olan, Doğayla içiçe olan her olay, her canlılık, her oluşumu mutlaka Alevi Pirleri muhabetlerinde sohbetlerinde dile getirmeliler. Ve bilince çıkarmalılar. Bilgiyi Ezbere değil Bilince çıkararak Aleviliğin içine Yoluna getirmeliler. Dünyada olan olaylar,saldırılar, savaşların hepsi Alevi Pirlerin, Yol Erenlerin , Ehil Canların ilgi alanlarında olmalı. Sohbetlerde Savaş ve benzeri insanlığa ters düşen ne varsa karşı görüş belirtilip bilince çıkarılmalı.
Bunlar deyişlerde, sohbetlerde, sır olurken bırakılan yazılarda, kitaplarda sır içinde görebiliyoruz.
Ancak bu, ilk adımda her şey har kesle konuşulur anlamında da değildir.Bilgiyi bilince çıkrabilecek düzeyde olan canlara verlilmeli.
Her insanın hem anlayış ve algı hemde bedenen yapısı farklıdır.
Pir Sulatan Abdal Aşağdaki Deyişi burdaki anlamları veriyor.
Erenler Pazar kurar.
Yol’un yolcuları götürebildiği kadarını alır.
Pir Sultan Abdal şöyle söylemektedir:

Önüme bir çığır geldi
İndim gittim şehr içinde
Arifler bir dükkân açmış
Ne ararsan var içinde

Var dükkâna pazar eyle
Hışmın çoktur hezar eyle
Aya güne nazar eyle
Ay Ali’dir nur içinde

Pir Sultan neden böye der.:
Önüme bir çığır geldi
İndim gittim şehr içinde
Arifler bir dükkân açmış
Ne ararsan var içinde
Çığır.: bir Yoldur, bizim oralrda yapılmış yol bulunmaz zani yok. Ancak İnsanlar aynı yere basarak gidip geldikleri izler çığır açarlar. Bu Kardada çokca yapılan Çığılara rastlamak mümkün. İşte bu Çığırda bu Doğal Yol için der. Önüme bir çığır geldi. Yani yol geldi. O yol biraz yükseklerde olduğu için yürürken inmesi gerekir. Şehir düzlükte olduğundan gelip görüyorki Arifler dükkanaçmış. Ne ararsan yani sen ne istersen onu alabilirsin.
Neden bu Arifler dükkanları Yükseklerde değilde aşağılarda.: Burda şuna vurgu yapıyor nekadar Arif isen o kadar alçak gönüllü olman gerekir. Bu manada Dükkanlar aşağıda değil Arifler Bilgilerini Bilince çıkarmış ve kendilerini bilgileri ile yüksek değiller aksine herkesin ayklarına turablar.
BU Arifler Bilginler sana bilince çıkarabileceğin her bilgizi vermeye hazırlar yalnız sen nekadarını kaldıra bilirsin orası şnemli. İşte bunun için Pireleimiz Sırrları anlayıp taşıya bilene verirler.
2. dörtlükte nedemiş bakalım.:
Var dükkâna pazar eyle
Hışmın çoktur hezar eyle
Aya güne nazar eyle
Ay Ali’dir nur içinde.
Açık dükkana gel satın al. Amma bu satın alma bakkalda ekmek vs almaya benzemiyor. O dükkan Muhabbet meydanıdır. Ariflerle muhabbet edip taşıya bileceğin kadarını alabilirsin. Yani manen paran yoksa burda bir şey alamazsın. Burdaki Para bilgiyi anlaıp özümsemek ve bilince çıkarmaktır.
Hışım. Sehirtmek , dalmak istemek anlamındadır. Bu kadar hışımla olmaz şsteklrini sınırlı tut nekadar anlıyabilirsen o kadar olsun Heyar ezle. Binden fazla olmasın. Fazlası ağır olabilir. Sınırlarını tanı der. Aya Güne nazar eyle. Aya Güneşe bak diyor fakat gene o çıplak gözle değil Gece güneşin var- ığını gör. Gündüz Ayın varlığını gör ve gözükmeyenin farkına var nazar eyle bak. Demek istiyor. Karınlık olmadan aydınlığı anlıyamazsın. Aydınlığa bilgiye varmak için bir yola ihtiyaç var bu yol karanlısa ne bilgiye ulaşabilirsin nede gerçeğe. Oyle ise azdınlığın olması için güneşe yani Delile, Karanlıkta kalan Sırolarak bilinen bilgiler ise Işıklıyani çok aydınlık Güneşli bir havada Gece gördüğün ayı görebilmektirki O sır olan yada üstü örtülmüş olan bilgilere ulaşabilesin. Bunların hepsini alabilmen ve anlıyabilmen için Ariflerin Muhabettinde süzerek anlayıp bilince çıkrtabilmenle olur.
Ay Ali dir Nur içinde.
Burası çok önemlidir neden Ali Nur içinde ve neden Geceyle öydeşleştiriliyor. Burda Aliyi iyi bilmek anlamak gerekir. Bu Ali hiç bir zaman islamın 4. Halifesi ve Şiilerin İmam Alisi değil. Burdaki Ali Alim anlamındadır. Alim demek bilgiyi bilince çıkarmış Kamil İnsan demek. Peki bu kamil ainsan neden geceyle özdeşleştirilerek bize sunuluyor ve bu Pir Dediğimiz bu Yola Serini vermiş. Dönen dönsün ben dönmezem yolumda diyen biri tarafında söylenmiştir. İşte burası sahiden çok önemli bir mesaj ve bilinç içermektedir. Pirlerimiz derlerki Sırlar Ali iledir İşte o Ali burda söylenen Bilge Ali Anadolu Aleviliğin Yoluna Damgasını vuran Ismen ve manada var olan. Cismen ve anlmda Sır olan Ali yani Alimdir. Bu Xızırda olabilir. Kemalete Ermiş herhangi bir Eren de olabilir. Onun için Ayla öreşleştirilmiş yanı Ay en aydınlıkta ( yani zevkle sefayle değil de Can gözüyle göre bilme marıfetıdır.= Marifet Bilgi ile bilnçle olur.) Gündüzün görebilen Kemalete erne demektir.
Hak Yolu günlük yaşamla pratikte insanı kıriterlere uygun olarak kin , kibir olmadan başka insanların haklarınıda kendi hakların gibi koruyup kollamakla . Ayrıca Hakk Yol’unun aslı Cemlerde örnekleri ile hizmetleri ile öğretilir. Bu Kurallar açık ve seçiktir. Pir‘e, Dede’ye peyik gönderilmesinden tutalım, Cem birlenmesi ve herkesin evine sağ salim varmasına kadar süreç herkesin anlayacağı bir şekildedir.
Ayrıca Ana dolu Alevileri Heterojen toplulukta yani köylü toplumda , hemojen topluma Şehir toplumuna göç mecburiyeti ile Yolun esası olan ve Sırlar öğretisini içeren 4 Kapı dan son iki kapı olan Marifetle Sırrı Kapısı Olan Hakikat kapılarını unutmuş ve Şeriat Yol Hukunda ve Tarıkat olan Yol kapısının aşamamışlar. Pirlerimizde Rıcamız yukarda azda olsa yaptığım gibi Hak Aşıklarının, Ozanlarımızın Deyişlerini, Şiirlerini açmaları ve içlerinde gizli olan manalarını anlatarak Canlarımızın Bilgilendirerek onlarda verilen bu Bilgileri bilnce çıkararak. Yolun gerekliliklerini yerine getirsinler. Aslında bu Yol’un yolcuları Şeriat’tan Sırrı Hakikat’a kadar kat edilmesi gereken uzun bir süreç vardır. Süreç bütün bir yaşamı kapsamaktadırki. Bu kuralları öğrenmek uygulamak bilgileri bilince çıkarıp hayat içinde kulanmakl a olur.
Yol Erenleri, Hakikat Ehilleri, Noktai vaitler, Hakk Ehli Erenleri, Ehli Hakklar, Sırrı Hakikat’tan sonra her şeyi aşikâre olanlar şöyle söylemektedir: Dört kapı vardır ikisi yalan,yani Şeridir bu dünyadan aşikar olan Çıplak gözle görülebilenleri görenler bu kapılar Şeriat ( Yol Hukuku, toplumun değer yargıları . Diğeri Tarık Kapısı. Yola girme kapısı buna bilerek veya bilmiyerek Tarikat diyenler vardır. Oysa bu Tarık Cemlerde Kulanılan Kutsal Darıktır Yada Pirin Elidir Pençesidir Talıbın sırtına vurduğu dur. ) Buraya kadar ki iki Kapıda mutlaka bir Öndere Ustada , Pire ihtiyaç vardır. Fakat diğer İkiside İlimle Bilimle yalnız gidilen kapılardır bunlardan biri. Marifettir. İsmindede beliki sen marifetli olman gerekir Bu Yolda Murşidinle arasıra sohbetler muhabetlere susasınca yanyana gelinir. Bu sohbetlere Arifler sohbeti denir, Bu sohbetlerde hiç bir Maddi konu konuşulmaz sadece manevi ve toplumsal konular konuşulurken
Herkes geldiği yerdeki sorunları, eksiklikleri muhabet dilinde anlatır ve Muhabet dilinde çözüm aranır ve bulunur işte buda sadece Marifetle olunur. Marıfette İlmler Konuşulur Muhabetlerde İlmi Leduna vurgular yapılır, Ozanların, Aşıkı sadıkların sözleri ile Bilimsel olarak sohbetler yapılarak bilince çıkarılır ve İlmi laedunu Farkeden Ehil Canlar kemalete yaklaşmış olurlar ve O anda itibaren Ben bitiyor Biz de yok oluyor. , Biri başka bir âlemdedir. Aslına varmak için sadece son kapı olan Sırrı Hakikatı arar duruma gelir. Evrende var olan her nesne ile eşit olnması ortaya çıkmış oluyor. Bu anlamda ikinci Olrak Hakikat kapısı açılır.: hakikat kapısında İlmi Hikmetin içindeki Doğal olayların Farkındalığına nasıl hüküm edebileceğinin yollarını görüp fark edip, kendi enerjinle kontrol edebilme becerisine sahib olabilme yeteneklerini bilince çıkarmaktırki. Bunu başarmak İlmi Cavidana ulaşmak demektır. İlmi Canvidanda Cansıza can verebilme üstünlüğüne varmış olunur.
Hakk Yol’un tek bir hattı vardır: Doğruluktur. Hak Yolu hayır ve şer üzerine, yalan üzerine değil, ikrar ve itikat üzerine kuruludur.
Alevilikte yunusun dediği gibi ‘‘Din,din adamı” gibi deyimler var olmayan varlıklar , görünmeyene inanmak bağlanmak , biat etmek gibi şeyler ypoktur olamaz. Alevilik Talip üzerine kurulu olan bir ve Tek Hak Yol’dur.
Aleviliğin kaynağı Ocaklardır. Kendini Hak Yoluna adamış Ailelerdir. Ocak sistemi kavranmadan Alevilik Yol’u anlaşılamaz. Ocak demek Murşid, Pir, Dede ve Taliplerin bütünü demektir. Ocak bir taş, bir yapı değildir. Bina arayan ocağı bulamaz. Ziyaret ya da Tekke gibi Mekanlar Ocak değiller fakat onlar kutsal mekanlerdır. Ziyaretlerimizle doğamızı kutasamışız. Havayı, Ateşi, Suyu ve Toprağı kutsamışız. Bu Kutsal mekanları ziyaret ederken etrafında en az üç sefer döner ve her seferinde başladığımız noktayı nızay ederiz. Buralarda Kurbanlarımızı tığlarız. Kurbanlarımızı Hak Yolu adına buralarda kurbanda Rızalık alarak kurban ederiz ve yine buralarda Rızalıkla Canlara mümkün olduğu ve yettiği kadar eşit olarak pay edip dağıtırız. İşte bu Anlamda Ocak kutsaldır. Çünkü Ocak, Pir,dede ve talip birlikteliğine dayanan sosyal bir yaşam şekli ve yapısıdır. Pir ve talip neredeyse ocak da oradadır. Göç edilmiş veya mecburi iskana tabitutulmuşsa Ocakta o Ocağa bağlı Talıbleri ve Yol önderleri ile birlikte gider ve orda hayat bulur.
Alevilik’te Talip Pir’e, Pir Ocağa taliptir. Talip’in Piri, Pirinde de Piri vardır. Pirin , Piri talibin Mürşididir. Mürşit ise Yol’un talibidir. Yol’a talip olmak turab olmaktır. Talipte itikat ve ikrar olmalıki. Pirler ve Mürşitlerde Yolu Yolcuya anlata bilsin. Talip Talip olmazsa ne Pir Olur, Ne Murşid olur. Nede Ocak olur. Onun için bu yol bir sosyal yaşam şeklidir ve öylede yürümeye devam edecektir.
Mürşit, Pir, Rehber, Talip, Yol’un talipleridir. Yol, Hakk’a giden Yol’dur. Hakikat, Yol’un sonundadır. Yol’un sonu Işığa açılmasıdır. Işık ki yer gök yok iken var olan nokta , nokta vahitti. Yanı Güruhu Naci idi.. Mürşit, Pir, Rehber, Talip bir bütündür. Yol’dan ayrılana, Yol’u yadsıyana, Yol’u küçümseyene Yolcu denmez. Hakk Yol’unu terk edenler serseri olur, zulmata düşer. Yol düşkünü olur. Düşkünlüğün ve yanlığın büyğüklüğüne göre Hak Yolunun Ehil ve Kamil Pirleri ve Murşidleri ona göre düşüklük derecesini toplumla birlikte Cem Erkanlerında karara bağlar ve toplum tarafında uygulamaya konulur. Burda ‘’Ceza ‘’ yı Pir veya Murşid vermez veremez Pirler, Murşidler ve Talibler yani Canların birlikte verdikleri kararlarla olur ki. Canlar bu İzoleyı ‘’ Cezayı’’ uygulayabilsinler. Ceyayı veren uygular.
Mürşidin, Pirin, Rehberin, Talibin Yol’da olması için Cem gerekir. Cemin aslı “Görgü”dür. Cem olmazsa Yol olmaz. Cem yoksa zulmet vardır. Cem için İkrar gerekir. İkrar için ise İtikat gerekir.
İtikat, “inanç” olarak açıklanamaz. İtikat sahiplerinin gözleri perdeli değildir. İtikat sorgu-görgü üzerinedir. İtikat arınmaktır. Hakikata varmak için aranmaktadır. Yalanla, dolanla, iftirayla, riyayla, kinle, kibirle Hakikat bulunmaz. Hakikata varabilmek için Hak Yolunda Rüzgarla savrulacaksın. Ateşte Pişeceksin, Suyunda Yunacaksın Arı, Duru Olacaksın. Torağı ile Sabırı bulacaksın. Herkasin ayağına Toprak, turab olacaksın ki Hakikate varabilesin. Öyle sözle ben biliyorum, başkasını yererek, başkasının arkasında konuşarak. Yanlışlar yaparak olmayanı varmış gibi göstererek Hak Yolunu kendi çıkraları için kullnarak bir yere varılmaz. Varılsa, varılsa Alevi Derneklerinde söz sahibi olmaya varılır. Bunlarında Hafızlarla bir farkı yoktur. Hafız Ama dır kördür. Kör olanlar göremezler. İşte bu Müslamanlığa bağlanan ‘’Dedelerde ‘’ hafızlar gibi körler Körde gerçeği göremez. Gerçeği görmeyenlerde Alevilikte Yol Önderliği yapamaz. Rant ve Çıkar için Aleviliğe hizmet olmaz. Alevilikte Rızalık lokması Çeralık olur. Bunuda yol talibleri kendi gönüllerinde geldiği gibi onlara Hizmeti sunan Pire, Dedeye, Ehil cana verirler. O Yola hizmet eden Can her kim ise kendisinde daha fakir ve ihtiyacı nolan birine bir kısmını rızalıkla vermelidir. İşte Aleviliğin Rızalık kurumuda böylece işlevlilik kazanmış olur.
“Hizmetleriniz” “Hakk Defteri’ne , Hak Dergahına yazıla!” deniliyor
Hakk defteri Ak Defter’dir. Ak Defterde kara yazı bulunmaz. Ak Defterdeki Ak yazıları kuduret kalemi ile yazılır. Bu yazılanları ancak Yol’u doğru süren, sorgu-görgüden geçip, soluğunu nefes yapan ve nefsini kırbaç edip pozitif bir aktivite olarak kulanan. Hakk ile Hakk ve Can Gözü açık olan okuyabilir. Oysa Dine , dindara inanan, inanç sahiplerinin gözleri perdelidir.Amadır, kördür. Onlar kadere, feleğin çarkına, Allah’a kayıtsız şartsız teslim olmuşlardır. Din inancı mecburi bir inançtır. Bunlarda söylenenin ezberi demektir. Ezberliyene Hafız derler. Hafızların gözleri kördür. Kendilerine söylenenlere tartışmasız inanırlar. Gözleri perdeli olanlar Ak Perdedeki ışığı Kara zulumat olarak görür. ( Hak Aydınlık Allah Karanlıktır boşuna dememiştir Baş Köylü Hasan Efendi ) Defterleri kara yapraklıdır. Kara yaprakta kara yazı vardır. Kara Yazı Alevilik Yolunda yoktur. Işığın aydınlattığı Delili Bilgi olan bir Yolda Karanlık olmaz. Din Olmaz, Dinayet olmaz. Peyhamber olmaz, İmam Olmaz, Hoca olmaz. Cemaat ve Cami Olmaz. Hac Olmaz. Selat Olmaz. Yani Alevilik islamla anılması dahi yanlıştır. Hak Yolu İlimle, bilimle gidilen Kamil İnsanların Yoludur. Razılık ve Rızalıla yaşanan bir Hayattır. Aşktır. Sevgidir.
Rızalıkla Sevgi dağıtmaya devam edeceğiz. Yolumuz budur bizimle birlikte bu yolda yürüyecek yoldaşlar arıyoruz. Aşk ile.
Bu Makaleyi Mıro Koçgirinin yazmış olduğu bir Yazı ile birlikte geliştirerek kaleme aldım. Mıroya Candan Teşekür ediyorum
Sevgilerimle
13 Haziran 2017 Seyid Oğlu Ali Koçak

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın