ALEVİLİK HEP BURADAYDI

10362931_1603120123254619_8408712998817650876_n

ALEVİLİK HEP BURADAYDI

Alevilik hiçbir yerden gelmedi, hep buradaydı.

Müstakil bir doğacı inanç sistemi olan Alevilik kâh Türk-İslam senteziyle yozlaştırılmaya, kâh Ehlibeyt söylemiyle, kâh Caferilik, kâh Nusayrilik, kâh Şiilikle birleştirilmeye çalışılıyor. “Suriye’de Alevi katliamı” söylemi de bunun bir parçası.

Alevilik hemen her dönem baskı ve katliamlarla yüz yüze kalan bir inanç olduğu için düzenli bir yazınsal tarihe sahip olamamış, var olan yazılı kaynakları da imha olmuş, yok denecek hale gelmiştir. Söz konusu baskılar ve katliamlar nedeniyle Alevilik ağırlıklı olarak kendisini deyişler yoluyla aktarmış ve anlatmıştır.

Yakın tarihte Alevilikle ilgili pek çok yazı ve kitap ortaya çıkmış olmakla birlikte bunların pek çoğu Aleviliği asimile etmeye dönük bir içerikle hazırlanmıştır. Kimisi de bilgisizlikten dolayı objektif olarak asimilasyona hizmet etmiştir.

> Asimilasyonun mekanizmaları

Aleviliğin asimilasyonu iki biçimde gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır.

– Biri, Türk-İslam modeli üzerinden,
– Diğeri, ehlibeyt üzerinden.

Türk-İslamcılar da sonuç olarak ehlibeyte bağlasalar da onlar ağırlıklı olarak oluşturulmuş Horasan edebiyatı üzerinden Şamanizm’e kadar gitmekteler.(1)

Yazılı kaynakların ve tarih bilgisinin yeterli olmadığı koşullarda bu demagojiler daha etkili olsa da özensiz ve uyduruk biçimde kurgulanan tarih artık tel tel dökülmektedir. Bu çerçevede en somut çarpıtma, Pir Bektaş-ı Veli‘yi bir Nakşibendi şeyhi olan Hoca Ahmet Yesevi‘nin öğrencisi yapma çabalarıdır. Biri öldüğünde diğeri henüz doğmamış olduğu halde, bu iki figürü birbiri ile ilintilendirmeye çalışmışlardır.

> Alevilik: Müstakil bir doğacı inanç sistemi

Alevilik hiç bir coğrafyadan gelmemiştir, aksine bu toprakların en kadim inançlarındandır. Kimi inançlarla benzerliklerinin olması, bir yerlere ekleme çabasını gerektirmez. Alevilik bir doğacı inanç sistemidir.

Bu noktada gelen itirazların başında, bilinen pek çok “Alevi deyişi”nin Allah-Muhammed-Ali üçlemesini içeriyor olmasıdır. Aleviliğin “İslam’ın özü” vs. olduğu da dillendirilmektedir.

Farklı inançlar arasında kimi biçimsel benzeşmeler olmasını bir yana bırakırsak; her inanç sisteminin kendisini karakterize eden temel disiplinleri vardır. Bu disiplinler bir inancı karakterize ederken diğer inançlarla farkını ortaya koyan bir sınır işlevi de görürler.

“İslam’ın şartı beş”, “imanın şartı altı” ile tüm İslam mezheplerinin kabul ettiği temel disiplinler anlatılmaktadır. Kendi aralarındaki tüm farklılıklara rağmen bu mezhepler bu temel disiplinlerde ayrışmazlar, “Kutsal Kitap”tan şüphe etmezler.

Bu çerçeveden baktığımızda Aleviliği İslam içinde konumlandırmak olanaksızdır. Çünkü İslam’ın temel disiplinlerinden hiçbiri Alevilikte yoktur. Olmadığı gibi, kendine ait disiplinleri vardır, ki bunlar da İslam’da kendine yer bulamaz. Kimi Alevi deyişlerinde yer alan İslam’la ilintili söylemler ise tarih yolculuğunda çok köklü bir geçmişe sahip değildir. 15’İnci yüzyıl öncesinde böyle bir söylem bulunmaz. Aleviliği asimile etmek amacıyla, belli bir zaman diliminde Aleviliğe sızdırılmıştır.

> Ehlibeyt montajı ve diğer yamama çabaları

Aleviliği İslam’a klasik yoldan monte etmek mümkün olmayacağı için uydurulmuş bir masal tarih ile ehlibeyt montajı gerçekleştirilmiştir. Buradan hareketle pek çok kişi Aleviliği (her nekadar ehlisünnet içinde görülmese de) yine de bir İslam mezhebi olan Şiiliğe yakın sanmaktadır. Oysa Şiilik de diğer mezhepler gibi İslam oluşuyla Alevilikten ayrılır.

Alevilikle karıştırılan iki kesim daha vardır:

– Bunlardan biri Caferiliktir. Caferilik İran Şiiliğinin bir kolundan öte değildir.

– Türkiye’de Arap Aleviliği diye adlandırılan Nusayrilik de Şiiliğe yakındır.

Caferilik ve Nusayrilik diğer mezheplerden her ne kadar farklılıklar içerse de, özü itibarı ile İslam’dır, İslam’ın temel disiplinlerini içerir. Dolayısıyla bağımsız bir inanç sistemi olan Alevilik içinde görülemezler.

> Suriye’de Aleviler mi katlediliyor?

Suriye’ye emperyalist müdahale ile birlikte, gerek Tayyip Erdoğan’ın Kemal Kılıçdaroğlu ile girdiği polemikler, gerekse Suriye’de yobaz katillerin Nusayrilere yönelik katliamlarının haberleştirilme biçimleri “Suriye’de Aleviler katlediliyor” sanısı oluşturmaktadır.

Etnik yapısı ve inancı ne olursa olsun mazlum halkların emperyalist nedenlerle katledilmesi lanetlenmeli, buna karşı durulmalıdır. Ancak hangi nedenle olursa olsun haber kirletilmemelidir. Bu nedenle “Suriye’de Alevi çocuklar kesildi”, “Aleviler öldürülüyor” gibi haberler gerçek dışıdır.

Suriye’de yalnızca Afrin (Efrîn) bölgesinde yaşayan Kürd Aleviler vardır. Onun dışında Arap nüfus içinde Alevi bulunmamaktadır. Suriye’de mazlum Nusayri halk katlediliyor, Aleviler değil.

Dipnot/lar: (1) Bu yazı bir Alevi tarihi yazısı olmadığı için tarihsel süreçler üzerine detaya girmiyorum. ↩

Kaynak: http://gezite.org/alevilik-hicbir-yerden-gelmedi-hep-burad…/ Devamını Gör

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın