Alevilik, Aleviler ve Asimilasyon (4)

10806375_1602994403267191_1816204286292211726_n

 

Alevilik, Aleviler ve Asimilasyon (4)

Bir insan veya toplum, kabullenilmesi mümkün olmayan ve aşılması gereken sorunlar yumağı içindeyse, içinde bulunduğu bu sorunların oluşmasında kendi payını araması, kendini sorgulaması, sorunu/sorunları aşabilmenin ilk adımı ve en sağlıklı yöntemidir. İçinde bulunulan olumsuz ortamın yaratıcısı veya suçlusu başkaları olduğu anlayışını esas alan yaklaşım, sorunu çözümsüzlüğe götüren ilk adım olur.

İnsansal yaşama olumsuz etki yapan her olguyu ve olayı kendi ortamı, mantığı ve diyalektiği sarmalında irdeleyip, etken etmenler arasında insanın kendi payını araması, etkilendiği olayla ilgili kendisini sorgulamasıdır. Bu yöntem, sorunun çözümüne ilişkin ipuçlarını vereceği gibi, gereğini yapabilmek için belli bir düşünce oluşmasını sağlar. Oluşan bu düşünce, çözüme dair strateji geliştirmeye ve bu stratejiye uygun plan yapmaya, bu planı zamana ve zemine göre uyarlayarak eyleme geçmeye yöneltir.

Alevilik, sorgulamaya, kişinin kendinden başlamasını öngören bir ‘İkrar’ kültürüdür. Dedeler yürütülecek görgü-sorgu ceminden önce, her yıl bir mürşit huzurunda kendi beyanlarıyla (yalan beyanda bulunamaz) sorgulanıp aklandıktan (görülmek) sonra cem yürütürler. Alevi Erkânı’na göre suçlu sayılan veya bir mürşit huzurunda sorgulanmamış dede cem yürütemez. Cemde ‘Dar-ı Mansur’ denilen halk huzurunda görgüye çıkan kadın-erkek tüm canlara, önce, aile bütünlüğü içinde birbirlerinden razı olup olmadıkları, takiben, toplumun Darda ki canlardan razı olup olmadıkları sorulur.

Musahip (yol kardeşi) olacak aileler yapılacak İkrar ceminden önce, musahip adayı aileler birkaç yıl gibi bir zaman içinde birbirlerini gözlemler, değerlendirir, huy ve mizaçları birbirlerine uygun düşüyorsa, karar verip, pir ve toplum huzurunda ‘Eline Diline Beline’ sahip olunacağına dair bir ‘İkrar Cemi’nde (yemin töreninde) musahip olurlar. Geri dönüşü olmayan bu İkrar gereği taraflar, birbirlerinin davranışlarını gözlemlemeyi ve sorgulamayı ömür boyu saygı-sevgi sarmalında sürdürürler. Bu bağlamda dede talibi, talip dedeyi Yol Erkan hükümlerine göre sorgulamayla kabul eder. Alevi yaşamı içinde bu sorgulama geleneği sonucu verilen karara ‘İkrar’ denir.

Alevilik, din inancı benzeri bir “Biat” kültürü değil, sorgulayıp karar veren ‘İkrar’ kültürüdür. Biat; araştırmadan, mahiyetini öğrenmeden nedenini sorgulamadan kabullenme, yani teslimiyet kültürüdür. Biat kültüründe Tanrı, Peygamber ve kutsal sayılan metinler sorgulanamaz; bunların bir tek noktasını sorgulayan kişi Kuran hükmüne göre dinden çıkmış sayılır. Aleviliğin temeli ‘İkrar’, yani Alevi ideolojisi olan Bâtıni felsefe hemen her konuya, olaya ve olguya sorgulamayla başlar. İkrar kültürü, elle tutulan-tutulmayan, gözle görülen görülmeyen tüm nesnel varlığın, özellikle görünmeyen yönünün nasıl olduğu, nedenlerini araştırmayı, ne olduğunu öğrenmeyi ve ona göre karar verip duruş almayı öngörür.

Doğruyu yanlıştan, faydalıyı zararlıdan ayrıştırma yöntemi olan sorgulama kültürü, ‘İkrar’ adıyla ve Alevi yaşam tarzının temeli olarak binlerce yıldan günümüze taşınmış bir insanlık değeridir. Duyduğu veya gördüğünün nedenini sorgulamadan kabullenme Yol-Erkan’dan sapmanın ilk adımıdır. Alevi Yol Erkânı’nın Dört Kapı prensibinin asli işlevli olan cehaleti bilgiyle aşmak yani, İnsan-ı Kamil yetiştirmek (toplumu eğitmek), Bâtıni felsefenin sorgulama yöntemi ile gerçekleşir. Devletin Aleviliği asimile politikası ve çok yönlü uygulaması karşısında, ancak kendimizi ciddi bir sorgulamaya tabi tutmakla, hata ve zaaflarımızı aşma gayretimize bağlıdır.

Bu günlere “Elhamdülillah Müslümanız” diyerek geldik. Aleviliği ve Alevileri Şii ve Sünni İslami yaklaşımla tanımlayan devlet, Diyanet ve ilahiyat yetkililerine net bir dille ‘Haddinizi aşıyorsunuz, Aleviliği ancak Aleviler tanımlar, gölge etmeyin başka ihsan istemiyoruz’ denmeli. Örgüt yöneticileri ‘Müslüman değiliz, Aleviyiz’ diye her platformda, Aleviliği tanımlamak haddi olmayanların yüzlerine haykırmalıdır. Örgüt yöneticileri bu tür söylemleri haykırabilmesi için, güçlü kitle desteği zorunludur. Örgüt yöneticileri de, toplumun yöneticisi değil, sözcüsü olduklarının bilincinde olmalıdır.

Kendi gerçeklerine saygılı Alevice düşünce ve duruşa sahip olmak, bu düşünceyi içeriği dolu ve anlamlı söyleme dönüştürmek, özellikle emek eksenli örgütlere yakın durmak, toplumun diğer ezilen kesimleri nezdinde ve devrimci çevrelerde Alevilere sempati ve saygıyı geliştireceği kuşku götürmez. Devletin asimile politikasını boşa çıkarabilmek için, bir Hıristiyan’a veya Yahudi’ye “Neden namaz kılmıyorsun, ramazan orucu tutmuyorsun, hacca gitmiyorsun” türünden sorusu yöneltilemiyorsa, Aleviler de bu tür sorulara muhatap olmayacakları bir konuma gelmelidir. Bu zamana kadar Müslüman görünmeye çalıştığımız halde başımızdan belayı eksiltmediler; Müslüman değiliz demekle, ne kaybedeceğimizi sorgulamalıyız.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.