ALEVİLİĞİN KADER BİRLİĞİ YA DA YOK SAYILMAK(2)

 

 

2.Önsöz yerine: “benim Kebem insandır, 72 millete bir nazarla bakarız, bütün evren semah döner”

 

Müslüman Camiye, Hıristiyan kiliseye, Musevilerin Sinagoga gider. Aleviler Cem evleri ya da inançlarını yerine getire bildiği dört duvar yeterlidir. 4 büyük kitap olarak kabul gören Zebur Tevrat İncil ve kurandır. İnançları yere göğe sığmayan, görülmemiş bilinmemiş bir “Tanrı, Allah tır.” Aleviler ise “benim kebem insan, canlı kuran, telli kuran” der. Yani insan ve saz der. Doğanın ahengi ile semaha durur. Semahı hayatın, evrenin ve dünyanın dönüşümüne, dönüşüne simgeler. Halkının günlük sorunları ile ilgilenir. Rızalık alır. Hırsız, yalancı, cana kıyanı vs meclisinde yargılar, ahret gibi somut olmayan şeylere havale etmez. Bu ve buna benzer pratik sergilediğinden 4 kitap da yeri yoktur. Tarihin derinliklerinden geldiği doğrudur. İnsanlık tarihinin güzel olanını biriktirip gerici ve yanlış olanının attığı gerçektir. 40’lar meclisinde “peygamberliğini git ümmetine eyle, burada yerin yoktur” diyerek “son peygamberi” bu yüzden içeri almaz. Yeniye, bilimsel olana ve ileri olana açıktır. “yoksulun hizmetçisi” olmayı seçer.

Bu kısa özet bile sosyalist sınırsız bir dünyanın “ortak sofrasına” duyduğu özlemdir. Bu özlem “yarın yanağından gayrı her şeyi paylaşa bilmek” içindir. Köleci, feodal ve kapitalist sistemlerde bu yüzden hep potansiyel “tehdit” olmayı sürdürmüş ve yoksulluğu ile “yoksulun hizmetçisi” olmayı tercih etmiştir. Hedef tahtasında ilk yeri alması ezen sistemlerden zulüm görmesi ve asimilasyona uğraması şaşırtıcı olmamıştır.

T.C kurulurken Osmanlının sonunu hazırlayan isyancı geleneği koçgiri ile bitirilmeye, Dersim katliamı ile sindirilmeye çalışılmasında bu gerekçe yatmıştır. İşbirlikçi (izettin doğanın babası ve kendisi gibi) dede “soyundan” olanlar asimilasyon için elinden geleni yapmış ve “asli unsur” yalanına inandırmaya çalışmıştır. Pratik ise Alevilerin ne kadar “asli unsur” olduğunu devlet katliamları ile göstermiştir. İnançsal yeri olan Cem evleri T.C kurulduğundan beri “tekke ve zaviyeler yasası” ile yasaklanmıştır. Dedeleri yok sayılmıştır. %99 Müslüman söyleminde Alevilerde yer alması için her tedbir alınmaya çalışılmıştır. Çalışılsa da akan kan damarda durmamıştır.

Dünyada sosyalist devletlerin ve ülkemizde 68 kuşağının etkileri Alevilerin özüne dönüş korkusu yaratmış ve 12 Eylül ile 3K katliamında (Kızılbaş, Kürt ve komünist) payına düşeni almasına sebebi olmuştur. Müslüman şiddete karşı kendini “gerçek Müslüman”, ırkçı saldırılar karşısında da kendini “Türk ırkçı asli unsur” yalanına inandırmaya çalışmıştır. Zulüm karşısında giriştiği takiyye, işbirlikçi dede soylular ve yalancı “aydınlar” ile iyice pekiştirilmiştir.

Çünkü bu ülkede sadece kendileri katliama maruz kalmamış, katliama soyunan devlet her yerde Müslüman ve Türk ırkçılığını kullanmıştır. “Tekbir ve ırkçılık” ile ülkenin her yanında ölüm naraları ile gezinmiştir. Resmi rakamla 1.5 milyon Ermenin halkının yok edilmesi, Kürtlere verilen sözlerin hiç edilip yerine katliam yapılması, Alevilerinde aynı kaderi paylaşması bu iki “asli unsur” kavramında (Müslüman ve Türk) takiyyesine itmiştir. Küçük bir parantez: buradaki Türklük vurgusu Türk halkından olmak değil, devletin kullandığı TÜRK IRKÇILIĞIDIR!

Takiyye : Katliam, işkence ve zorlayıcı her sebep karşında inancını inkar edilmesi ve gizlenmesidir.

Ermeni Ermeni oluşunu, Alevi Alevi inançlarını, Kürt ise kimliğini ispat etme noktasında, T.C Müslüman faşist devlet karşısında kader birliğinin tarihsel izlerini yaşamıştır.

 

Devam edecek

Börklüce Mustafa

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın