ALEVİLİĞİN GERÇEKLERİ KENDİ ÖZÜNDE SAKLIDIR (6)

ALEVİLİĞİN GERÇEKLERİ KENDİ ÖZÜNDE SAKLIDIR (6)

(Bekir Özgür. 29 Ekim 2015) Aleviligin gercekleri kendi icinde sirdir  bekir ozgur 6

Alevi terminolojisinde YOL kavramı kesintisiz insanlık tarihi sürecinin adıdır; bu bağlamda Alevilik kendisini, insanlık tarihiyle özdeş kabul eder. Bu kabul, “Yetmiş iki düşünceye aynı nazarla bakmayan bizden değildir” (düşkünüdür) ifadesiyle dile getirilir ve “Eline-Diline-Beline sahip ol” düsturuyla bu hoşgörü anlayışı, farklılıkların barış içinde birlikte yaşamasının duygusal dayanağıdır. Bu tarihsel sosyolojik gerçeklik bize Aleviliğin, din ve ırk kavramları veya olguları tarih sahnesine çıkmadan çok önce var olduğuna işaret etmektedir.

Bu tarihsel sosyolojik gerçeklik, yaşamsal ürün üretim aracının salt toprak olduğu, zaten ilkel koşullarda yapılan üretimin doğa afetleri etkisiyle düşük oluşu, toprağın ortak mülkiyetini zorunlu kılmış, gücü kadar üretme katılma ve ihtiyacı kadar pay alma ortamı toplumda dayanışma ve paylaşım kültürü oluşmasını sağlamıştır. Böyle bir yaşam biçimi toplumda karşılıklı saygı-sevgi duygularını geliştirmiş, bu koşullar barış içinde birlikte yaşamanın nesnel dayanağı olmuştur.

Mülkiyet biçimi, üretim tarzı ve sosyal yapısı uyum içinde olan toplumsal ilişkiler, bu ilişkileri meşrulaştıran adil bir hukuk anlayışını zorunlu ihtiyaç haline (Görgü-Sorgu cemi) getirmiştir. Bu hukukun normları ve hükümlerini uygulayacak ve sisteme işlerlik kazandıracak yaptırım gücü olan siyasal ERK, ilk siyasal yapılanma olarak tarih sahnesinde yerini aldı. Gerçek anlamda “Halk Demokrasisi” olan bu siyasal yapılanmaya, yaşam içinde bilgisi, becerisi ve dürüstlüğüyle o dönemin öne çıkan saygın kişileri, halk tarafından yönetime seçiliyordu. Bu siyasal erkin günümüzde ki adı “Kırklar Meclisi-Cemi”dir Söz konusu dönem Site Devletler çağıdır.

Bu devletlerin Alevi terminolojisinde ki adı Rızalık Şehridir. Toprakta ortak mülkiyet biçiminin badireli bir tarihsel süreçte özel mülkiyete dönüşüp bozulmasına rağmen, Rızalık Şehri yaşam biçiminin temel ilkelerinin aleni savunulması katliam korkusu ortamında, Alevi bilgelerince kodlanmış şifrelerle sır edilmiş, fakat arifçe bir dille Alevi Cem törenlerinde hala anlatılmakta, ritüellerle sembolik olarak yaşatılmaktadır. Dinsel değil yaşamsal gerçekleri içeren Kırklar Cemi ilkeleri, Osmanlının baskı ortamında Şii-İslam söylem ve figürlerle sulandırılıp efsanevi bir masal haline dönüştürülmüştür. Aleviliğin bu masal içinde ki sırları analiz etme bilgisinden yoksun ve yol yürüten ve kendisini İnsan-ı Kamil zanneden birçok dede, bu konuda devletin Aleviliği dinleştirerek İslam’a entegre politikasına hizmet vermektedir.

Günümüz Alevi bilgelerinin en önemli görevi, Aleviliğin kadim gerçeklerini açığa çıkarmak, Cem Evi yöneticilerinin de bu tür dedeleri işgal ettikleri makamlardan uzaklaştırmak olmalı. Saygı değer okurlarının aklına, “Bu ve benzer makalelerde anlatılan görüşlerin belgesi nedir veya nerededir” türünden soru gelebilir.

Şunu özellikle belirtmek isterim ki, belgeleri her dönemin despot yöneticileri tarafından imha edilmiş halkın tarihidir bu gerçekler. Bu tarihi okumanın yöntemi, sınıfsız ve sınıflı toplumun analitik yöntemi olan materyalist diyalektiğin mantığıdır. Burada bir daha şu gerçeği vurgulamak gerekiyor ki, tarih diye halka dayatılan metinler, krallar vb. siyasal zalimlerin halka karşı yaptıkları her namussuz uygulamayı haklı ve meşru göstermek üzere yazılmış veya yazdırılmıştır.

Bekir Özgür. 29 Ekim 2015.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın