Alevi Felsefesi ve ‘mitler’ üzerine.

Alevi Felsefesi ve ‘mitler’ üzerine.  aleviler ve mitler

(Feramuz-Şah Acar)

Geçen gün, bir Alevi derneğimizde, Alevilikle ilgili bir muhabbete, Pir (dede) olduğunu sonradan öğrendiğim bir can. Bazı felsefi konu ve filozoflara değindi. Ve ‘’’’ – Sayfanıza baktım Siz (Devrimci Aleviler Birliği DAB’ı kast ederek) Aleviliği tamamen materyalist felsefeye dayandırıyorsunuz. Peki Alevilikte,  mitolojik (efsane) anlatımları, Alevilerin kutsal sayıp gittiği mekânları, ziyaretleri nereye koyacaksınız’’’ diye sordu ?.  O arda başka bir toplantıya katılmak için hareket etmemiz gerektiği söylendi dolayısı ile muhabbetimizi yarıda kesmek zorunda kaldık. Dedemizin sorduğu soruyu önemsiyorum, konuyla ilgili birkaç cümle paylaşmak istiyorum.

Evet, Alevilik ”yoktan var olamya”, vahi- ilahiye, idealist felsefeye dayanmaz. Hava, ateş, su, toprak (4 kapıda) canı, İnsanı, doğayı kutsayan, VAR’lık, Vahdeti mevcut, vahdeti vücut, tüm varlığı ‘’tanrısal’’ yaratıcı kabul eden, bilerek inanmaya dayalı, anlayışı ile materyalist felsefeye dayanıyor. Her ne aldık, olduk ise doğadan aldık, ona geri döneceğiz..  Her şeyin bir ölçüsü var, uzunluğu metre, ağırlığı kg. la ölçüyoruz. Aleviliğinde bir ölçüsü var, bilim ve sevgi.. Hünkârın HBV’nin deyimi ile ’’Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’’. Materyalist felsefe gibi Alevilikte bilime bilimselliğe dayanıyor. Mitolojileri, doğaüstü görülüp kutsanan, mekânları olayları bilimle ölçüp biçtiğimizde gerçekler ortaya çıkıyor.  Geçtiğimiz yüzyıllarda belki bu olanak yoktu fakat arkeolojik kazılar, yeni karbon 14 tarihleme sistemi, DNA testi vs. yeni bilim ışığında, bu tür mitleri doğaüstü sanılan olguları çözmek mümkün. Ve bu mitlerin hiçte doğaüstü, İlahi dini olmadığı ortaya çıkıyor. Her şeyin bir doğal nedeni gerçekliği, ya da toplumsal kurgusu vardır. Mitler tek tanrılı dinler tarafından alınıp, onların ‘’Allahlarını BÜYÜK kılmak’’ için abartılmış çarptırılmış, fakat bugün bilimsel olarak kanıtlanmış, doğal veya toplumsal olgulardır.   Kısa birkaç örnek vereyim.

ÖRNEK:

1- NUH TUFANI; tüm canlık varlıklardan 2’şer eşin Nuh’un gemisine binip tufandan kurtulması, mitolojik dil ve dinlerin anlattığı gibi değildir. Nuh ve ailesi bira şarap üretip pazarlayan bir ailedir. O tarihler buzul çağının sonuna denk gelmekte, sıkça tropik yağılar sel su baskınları olmakta.. Nuh ailesine küçük gemi (Kayık EV) yapıp, hayvanları ailesi ile birlikte gemide yaşamakta ve bira, şarap satarak geçimini sağlamaktadır. Bir sel/su baskınında ‘’Kayık evleri’’ İran körfezine savruluyor, 40 gün denizde kalıyorlar. Kayık evlerinde var olanı yiyip, su yerine %80 su olan bira içip hayatta kalıyorlar. Gemileri 40 gün sonra Bahreyn kıyısına vuruyor. Çıkıp başlarına geleni anlatıyorlar. Bu olay Sümer çivi yazısı ile kil tabletlere yazılıyor.. Sözlü gelenekle anlatılıyor. Daha sonra Irak’ın UR şehrindedir, aynı hikâye Sümerlerce kil tablete yazılmış. Arkeolojik kazılarda ortaya çıkan 2 kil tabletlerdeki bu hikâyenin Londra müzesinde çözümü yapıldı, konuyla ilgili bilimsel makaleler yazıldı ve belgesel film yapıldı.  ((İnternette bu linkte bulabilirsiniz. Youtube  ‘’Noah’s Ark – The True Story 16’’  https://www.youtube.com/watch?v=mLYsXDq7BlU ))

2- MUSA’nın KIZIL DENİZİ YARMASI; Mitolojik dil ve dinlerin anlattığı gibi değildir. Bu olay 2 doğal afetin birbiriyle karıştırılmasından ibarettir.

a) Musa kabilesi ile Mısır’a çalışmaya gelen bir kabile reisidir. Yunanistan’ın Santorini adasında meydana gelen büyük bir volkanik patlama dolayısı ile su baskını volkanik küller,  Mısır’da dini kitaplarda anlatılan ‘’10 belaya’’ sebep olmuştur. Musa Firavundan yardım istemiş, oda biz kendi derdimizle uğraşıyoruz, en iyisi siz ülkenize (İsrail’e) geri dönün demiştir. 10 bela bütün bölgeyi sardığı için Sina yarımadasından güneye yönelip kendilerini çölde bulmuşlardır, yıllar sonra bazıları ülkesine dönmüştür.

b) Bu olaydan 180 yıl sonra Firavunun taş ocaklarında çalışıp, iş bitince evlerine gönderilen,, fakat Mısırda kalmak isteyen Kenan’lı ve Shasu’lu göçebe 700 işçinin ülke dışına çıkmalarını garantiye almak için Firavun peşlerinden asker gönderiyor. Askerler gece olunca deniz kenarına kamp kuruyorlar. İşçilerde karşı dağlık bölgede geceliyorlar. Sabaha işçiler, güneşli havada aniden beklenmedik büyük bir su dalgasının gelip askerleri alıp denize sürüklediğini görüyor.. İşçilerin olayı anlattığı kil tablet bulundu.  Bu su baskınının nedeni Yunanistan’ın ”Gyali” adası açıklarında Akdeniz’de meydana gelen deniz altı deprem/volkanik patlamasının yarattığı Tsunami. Volkan araştırmacısı prf. Barbara J. Siverstsen’ın, Gayli adası atattırması, bu kil tabletler ve Kahire yakınlarında yapılan kazılarda ortaya çıkan volkanik toz tabakası vs. bunları kanıtlıyor.  Yani Musa’nın Mısır’dan göçünden 180 yıl sonra olmuş başka bir doğal afet,, ikisi birbirine karıştırılıp, dini kitaplar kanalıyla tarihten günümüze abartılarak yanlış aktarılmış. Musa’nın Asası ile Kızıldenizi yarması gerçek değil.  Konuyla ilgili Danimarka’da çıkan  ”İllustreret videnskab” bilim ve teknik dergisinde uzunca bir resimli belgeli makale yayınlandı.

3- Anadolu’nun her köyünde, Alevilerinde kutsayıp gittiği, yatır, dergâh, adak vs. yerleri vardır. Bunların her birisinin bir derde derman olduğuna dair rivayet söylenceler vardır. Ve genelde orada ‘’yatan’’ şahsın kerameti olarak kabul edilir. Önceki yıl bir gazetede okumuştum, Ankara yakınlarında ki bir dergâhta su kuyusuna kafasını sokup bir süre beleyenler şok geçiriyor bazı psikolojik hastalıklara vs. iyi geldiği söyleniyor. Ankara üniversitesinin yaptığı bir araştırma, kuyudaki su ile beraber volkanik zehirli gaz çıktığı, gazın beyin hücrelerini etkilediği belirliyor. Tokat yöresinde bir tepede yatır mezarın yanından bir yol geçiyor. Yolda kontağı kapalı ve boş viteste duran araba kendiliğinden yatıra doğru hareket ediyor.  Yapılan bilimsel araştırma yatırın olduğu tepede demir madeni olduğu (mıknatıs)  manyetik ala oluştuğunu ve doğal olarak demir metal olan arabayı o yöne çektiğini belirliyor.  Bunlara yüzlerce örnek verilebilir. Görüldüğü gibi hepsinin arkasında doğal bir neden gerçeklilik var. Aynı şekilde bazı olaylarda, kişiler üzerinden abartılmıştır. Veya 40’lar cemi mitolojisinde olduğu gibi toplumsal sembolik bir kurgu oluşturulmuştur.

Herkesten öncede, Alevilik sorgu görgü yoludur, Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır, diyen PİR’lerimiz, her şeyi bilim ışığında sorgulayıp doğruları bulmamıza yardımcı olmalıdır..

Feramuz-Şah Acar    27.11.2015

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın