Alevi – Bektaşî yazınında bir de “Devir” kuramı vardır

1558421_1603398563226775_3307225397782079163_n

Alevi – Bektaşî yazınında bir de “Devir” kuramı vardır. Bu kurama göre, Gayb Âlemine, yani madde âlemine düşen varlık, önce cemat (cansızlar), sonra bitki, daha sonra hayvan, en sonra da insan biçiminde görülür. Bu aşama ve evrelerden geçer. Toprak – Ateş – Hava – Su ana dörtlüdür.

Anasırdan bir libasa büründüm
Nar ü bad ü ab ü haktan göründüm
Hayr ül beşer ile dünyaya geldim
Adem ile bile bir yaş idim ben /
—Şiri—

Anasır: Dört element, hava, su, toprak, ateş
Nar: ateş; Bad: hava; Ab: su; Hak: toprak
Libas: kılık, elbise
Hayr ül beşer: insanoğlu, insan.

Bu dört öğeden geçen insan, asıl gerçeğinden haberli olmak ve aslına kavuşmak isteğinde bulunur. Ondan sonra derece derece yükselerek, çeşitli aşamalardan geçerek Hakk’a yani Tanrı’ya kavuşur. Bu bir çeşit “iniş ve çıkış” tır
(Kaynak: Alevi-Bektaşi Şiiri Antolojisi)

Devir kuramı aleviliğe hastır ve hiçbir din devir inancını kabul etmez.Çünkü bu inanç cennet ve cehennem kabulüne terstir. Hiçbir dinde de yoktur. zorlama fikirlerle var densede bizzat Alevi pirleri tarafından reddedilmiş ve dillendirilmiştir. nereden anlıyoruz?

Dört kitapta yoktur bu ilim inan
İlm-i Devriyedir bu bir sırrı kan
Bulup bir mürşid-i kamil ü irfan
Okuyup bu dersi âyanâ geldim
—Hüsnî (16.yy)—

Açıklama: Pir devriye inancının dört kitapta (zebur, tevrat, incil kuran yani diğer adlarla pa, ça, ka, za)da yoktur; kanla sonuçlanan, gizli ve belkide dillendirilmemesi gereken bir sır ve ilim olduğunu, bir kamilden, mürşitten bu sırrı aldığını, dersi ondan okuduğunu ve açıkladığını, ayan olduğunu yani açık, belli ettiğini söylüyor.

Örnek:

Aleviler Hakka yürüdükten sonra kamil insansa eğer (4 kapıdan geçmişse) DEVRİ DAİM OLSUN derler; Eğer hakka yürüyen Kamil değilse hala Ham Ervah (yani olgunlaşmamış ruhsa-ervah: ruh kelimesinin çoğuludur) arkasından Mekanı cennet olsun gibi uyduruk ve utanç verici tabir değil DEVRİ ASAN OLSUN (yani asan: Kürtçe, Farsça-Kolay demek) Yani devri kolay olsun denir. Bu sözler Devir inancının gereği olarak kullanılır.

Devir kuramını anlatan şiirlere ise DEVRİYE denir ve Aleviler tarafından yazılmışlardır.
Devriye Örneği:

Katre idim Ummanlara karıştım
Kaç bulandım kaç duruldum kimbilir
Devre edip alemleri dolaştım
Bir sanata kaç sarıldım kimbilir

Bulut olup ağdığımı bilirim
Boran ile yağdığımı bilirim
Alt anadan doğduğumu bilirim
Kaç ebeden kaç soruldum kimbilir.

Kaç kez gani oldum kaç kere fakir
Kaç kez altın oldum kaç kere bakir
Bilmem ki kaç katip ismimi okur
Kaç defterde kaç dürüldüm kimbilir

Kaç kez alet oldum elde bakıldım
Semadan kaç kere indim çekildim
Balcık olup kerpiç kerpiç döküldüm
Kaç bozuldum kaç kuruldum kimbilir

Dünyayı dolaştım hep kara batak
Görmedim bir karar bilmedim durak
Üstümü kaç örtü bu kara toprak
Kaç serildim kaç dirildim kimbilir
—Gûfranî—

Bu cihan mülkünü devr edip geldim
Kırklar Meydanı´nda erkâna girdim
Şah-i Velayet´ten Kemerbest oldum
Selman-i Pak ile yoldaş idim ben

Şu fena mülküne çok gedim gittim
Yağmur olup yağdim ot olup bittim
Urum diyarini ben irşat ettim
Horasan’dan gelen Bektaş idim ben
—Şiri—

Göklerden süzüldüm tertemiz indim
Yere indim yedi renge boyandım
Boz bulanık bir sel oldum yürüdüm
Çeşit çeşit türlü renge boyandım
—Aşık Veysel ŞATIROĞLU—

“Kemteriyem yeryüzünde bittikçe
Çok kalıp eskittim gelip gittikçe.”
—Kemter Baba—

kısacası alevilikte ölüm ve cennet, cehennemin olmaması devir inancının gereğidir.

Ölürse tenler ölür
Canlar ölesi değil
—Yunus Emre—

derken ulularımız bunu anlatmak istemişlerdir.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.