AKP ve Türban Davası

AKP ve Türban Davası!   11.02.2008  / Feramuz Acar

 

Bugün Türkiye’de ’AKP’ ile sistem krizine neden olan, Danimarka’da Denizkızı heykelinin bile başına bağlanan, kimine göre inanç özgürlüğü, kimine göre kadına baskı,  kimine göre siyasi İslam’ın sembolü, toplumun dini (şeriat) kuralları ile yönetilmesi olarak algılanan, hakkında dünyada inanç  özgürlüğü veya laiklik kavgaları yürütülen, üzerine yasaklar konan, Allah Kuran Peygamber ‘AKP’ adına, Ademle Havayı bugün tüm dünyayı, gerçekleri sarıp gizleyen, esrar perdesi nedir bu ‘Türban davası’?

 

İnancım gereği diye, Danimarka’da, hem de sol sosyalist Maxsist ‘Enhedsliste’ partisinden Asmaa A.H. başında türbanı ile son seçimlerde milletvekili adayı oldu, ortalığı ve partiyi iyice karıştırdı fakat  Danimarka meclisine giremedi.. Fakat TÜRBAN, zorunlu din derleri vs. ile artık laikliğinden geriye hiç bir şey kalmayan TC’de üniversitelere de dalıp, hakim güçlerin toplumu uyutup sömürülerini devam ettirmek için kullandığı esrar (şeriat) perdesi,  olarak Türkiye’de Anayasanın ve tüm toplumun başına bağlamak üzere…

 

Nedir bu Danimarka’dan Türkiye, Malezya’ya  dünyanın başını saran bu ‘esrar perdesi’, TÜRBAN davası ?? Alevi inancı, kişi ve kuruluşlarının türban/başörtüsü konusunda tutumu nedir ?  Ne olmalıdır.. ??

 

 

 

Hakikat ehli, Alevi Bektaşi  Yol erenlerinin başörtüsü konusunda tutumu açık ve net..

Bir meclise, Bektaşi erenlerinin girdiğini gören HOCA efendi; – Ey comaatı müslimin, bizim başımız Kurana, hadislere bağlı demiş…. Bizim Beştaş erenleri; Yoook efendi sizi bilmem, fakat bizim başımız gövdemize bağlı demiş… 

 

Kıssadan hisse.. Konu baş bağlamayla ilgili.. Alevilerin başı, vahdeti vücuda, insanın kendine, hakikate bağlı.. Alevilik Aleviler, başörtüsüne türbana, taca dış görünüşe, inançsal bir değer vermiyor ve hiç bir şart koşmuyor.. Pir Hünkar Beştaş Veli yol erenleri ne  diyor?.

 

Keramet baştadır taçta değildir.
Hararet nardadır sacda değildir.
Her ne arar isen kendinde ara
Kudüste Mekke’de hacda değildir.

Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde
Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde
Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok
Noksanlık, eksiklik senin görüşlerinde

 

Bazı Alevi canlar ister istemez sokak baskısına bağlansa da..,  Alevi Beştaş YOL erenleri, aklını Kuran’a, hadise, türbana bağlamıyor.. Aklını başına alıyor.. Kadın erkek ayırmıyor, kırklar ceminde, yarı kadın yarı erkek, Muhammed’in bile başından tacı alıp, 40 parça edip bağlanması gereken yere (beline) bağlıyor.. Kadın erkek başı açık kalkıp yürür semaya… Eyvallah Pirim…  

 

Aslında işin özü Pirin sözüdür, Alevilik açısından bundan başka bir şey söylemeye gerek yok..  Fakat insanların kimi şeriat, kimi hakikat kapısında.. Ne söylesem yanlış anlaşılacak, söylemeyip sussam yarın sıra bize gelecek, şeriat AKP ye bürünüp kapımızı çalacak.. Konu çok boyutlu derin, yinede orta yollu olsun, bir iki söz söyleyelim.. Dinlemezsen neyleyeyim..

 

 

Doğal olarak başörtüsü

Kadın, erkek herkes çıplak doğar. Doğal tanrı ‘Allah’ deri ve saçtan gayrı, insana (canlıya) başka bir başörtüsü (türban) vermiştir. Bunun dışında, zamanla  toplayıcı avcı göçebe yaşamdan yerleşik yaşama geçen insanlar, doğal ortam, soğuk sıcak iklim şartları, zararlı hayvan, bitki, bulaşıcı hastalıklardan korunmak, vücut sağlığı, temizlik için,, iş, çalışma koşulları vs.  açısında, zorunlu olarak baş veya vücutlarını başka bir şeylerle de örtme zorunluluğu duymuştur.

İnsan kuzey kutbunda soğuğa karşı baştan aşağı kalın sıcak elbise giymiş.. Sıcak tropik bölgelerde anadan üryan dolaşmış. Susuz sıcak tozlu çöllerde, dışarı çıktığında gözlerine kadar baştan aşağı ÇARŞAFA bürünmek zorunda kalmıştır. Ve büyük bir oranla doğal şartlar gereği halen bugünde öyledir.  Bunların hepsi doğal, normal insani yaşam şartlarının, kadın erkek herkese getirdiği doğal (giysi) başörtüsüdür.. Doğal ihtiyaç, her şeyin anası, yaratıcısıdır.. Yoksa gökten ‘Allah’tan’ türban, çarşaf inmemiştir..

Sosyal kültürel yaşamda, tarihte başörtüsü..

Yerleşik yaşamla başlayan, güçlünün zayıfı ezdiği sınıflı topluma geçişle birlikte, fiziksel güçlü olan ERKEK, toplumsal olarak hakim güçler, giyim kuşam örtü konusunda, en iyilerini alarak mevkilerini öne çıkarmış, zamanla, sosyal, siyasi, dini liderlik, cinsel, evli bekar,  gösteriş, statü sembolü ‘taç’ olarak, birazda kadının fiziksel güzelliği, erkeğin kendi nefsine hakim olamadığı, kıskançlığı dan vs. dolayı, toplum içinde,  özelikle kadınların nasıl giyineceği, örtüneceği konusunda yasalar, kurallar çıkarılmıştır. Bu kurallar zamanla, erkek egemenliğine dayalı toplumlarda ‘’inanç gereği’’ diye dini kitaplara sokulup putlaştırılmıştır.. Hakim erkek erki kadını çarşafa sokmuştur.. Bunlara rağmen gariban fakir fukaralar her zaman, ancak bulabildiğini giymiştir..

 

Araştırmacılara göre kadınlara başörtüsü türbanla ilgili, ilk toplumsal yasa/kurallar kadın tanrıçalardan, erkek tanrıya geçiş dönemlerine, eski Asur taş tabelalarında evli bekar vs. kadın erkek ayrımında görülmekte..   Bu başörtüsü takma geleneğinin, oradan Tevrat Yahudiliğe, Hıristiyanlık ve İslam/Kuran’a geçtiği görülmekte. Bugünde giyim kuşam konusunda, kişinin özel hayatı dışında, ve özelikle resmi/kamu hizmeti sunulan mesleklerde şu veya bu şekilde yazılı veya yazısız yasalar kurallar normlar vardır.   

 

Doğa şartlarına karşı korunmamın alabildiğince geliştiği (hava tahminleri, sıcak, soğuk sulu, klimalı konut, işyerleri vs) günümüzün yerleşik şehir ortamında  insanların örtünmeye olan ihtiyacı daha az, dolayısıyla ihtiyaca göre örtünüyor. Ve dolayısıyla giyinmede sosyal, kültürel (dini veya politik), kimlik belirtisi, mevki, gösteriş, moda ve ticari türban satma, siyasi aldatma uyutma yanı, bilinçli bilinçsiz bir TERCİH olarak daha fazla öne çıkıyor.  Kısaca baş örtmenin doğal, sosyal, siyasi, ekonomik, dini  boyutları var… Psikolojik, pedolojik, eğitim açısından, türban konusu, hem evde, hem yuva okullarda, dünde bugünde büyük oranda, kız erkek çocuk eğitimi yetişimi kadına anaya kalıyor.. Analardır adam eder adamı.. Madem baş örtüsü kadınlara,, analar konuşsun, onlar oy kullansın.. Kız erkek bütün gençlere üniversitede hem de bedava okusun..

Okuyacak olan baş mı örtü mü? Başörtüsü kadının aklını fikrini, bilimini ufkunu, açıyorsa, Anayasaya madde olarak konulsun..  Yoksa konulsun diyen kadar, konulmasına gerek yok diyeninde hakkı var..  Başına türbanı bağlamış, sokakta şeriat isterim diye bağırıyor, oradan gelip üniversiteye kayıt olmak istiyor.. Senin başın alacağın dersi ilk okulda zorunlu din dersiyle, imam hatip lisesinde camide mescitte  almışsın.. Sen oraya örtünü okutmaya geliyorsun, demektir bu.. Bilim daha örtüye beze ders verecek seviyeye gelmedi. Sen onu götür cami hocasına okut..  Bugün özelikle bazı İslam’i çevreler açık net bir biçimde başörtüsünü kadınlara inançsal bir zorunluluk ’Allah’ın Kuran’ın Peygamber’in emri olarak gösteriyor ve siyasilerde bunu oy olarak kullanıyor…

 

 

Siyasi İslam’da türban (Anayasa mı Babayasa mı ?)

İslam’i Tayip Erdoğan,, bir konuşmasında ‘’’Camiler kışlamız, müminler askerimiz, kuran anayasamız, türban sancağımız vs.  demişti. Al sana ‘AKP’, Tayip bu sözlerinden 9 ay kodeste yattı fakat, Peçede oy var ki, bugün başbakanlığa kadar yükseldi.. Önceleri türbanı dini siyasi sembol olarak kullanmıyoruz, kişisel bir tercihtir diyen Erdoğan’ın, sonunda ampulü patladı,, ‘’Kullansam ne olur’’ diye sancağı çekti. Fakat kurnaz kurdun dini duyguları ondan önce kabardı, Diyanetli Devlet Baba bahçeye çıktı, Anasını ‘ATA’sının dar ağacına çekip, başına türban ipini bağladı…

 

Ondan önce, Türkiye’deki mahkemeleri kaybedip hukuk yolları, umutları kesilen, türbancılar.. Başta Cumhur Abullah Gül-en’in eşi üniversiteden türbanlı diploma alabilmek

 için AIH Mahkemesine kadar gitti fakat, başka (AKP milletvekili eşleri vs.) türban-daşları AIH Mahkemesini  kaybedince, cumhur hanım davasını geri çekti..  AIHM gerekçeli kararında; ‘’’Okullarda türban yasağının, din ve vicdan özgürlüğünü kısıtlamadığını, kamu alanında türban yasağı koymak  insan haklarına  din ve vicdan özgürlüğünü aykırı olmadığını, laikliğin, demokrasinin ve yasalar önünde eşitliğin korunması için,  devletin ‘’kişinin kamu alanında dinini göstermesine kısıtlama getirebileceği’’,,, Ayrıca TC anayasasında ki kadın erkek eşitliği ve kadın haklarının korunmasına da atıfta bulunup,, kimsenin kendi dini sembollerine ve kendi dini kurallarına dayalı bir toplum dayatamayacağı vurgulamıştı.. AKP’nin MHP’nin, TC’nin anayasasında, insan hakkı, kadın hakkı, başka inançların, inanmayanların hakkı, demokrasi, eşitlik, laiklik diye bir şey yok ki…Niye uysun…

 

Türban aslında bir bez parçasından başka bir şey değildir, kuranda bile yeri yok.. Fakat politik İslam ve arkasındaki yeşil sermaye TÜRBNA bir Allah Kuran Peygamber  ‘’AKP’’ esrarı yükleyip, halkın gözünü ve sosyal, kültürel, ekonomik politik toplumsal yaşamı, insanların başını dini kurallara bağlayıp, ‘Allah adına’ hükmetmek, maddi manevi sömürülerini devam ettirmek için, türbanı ‘esrar perdesi’ laikliğe karşı bir başkaldırı sembolü olarak kullandı, kullanıyor..

 

Türkiye’de inançlı inançsız, tüm halkın vergilerinden zındıklanan, sözde laik devletin Diyanet işleri, ve başkanı Bardakoğlu AKP’nin türban saçılımına destek amacıyla yaptığı: ‘’Türban Allah’ın emri’’ Kuranın, Muhammed’in buyruğu, Müslüman kadının kimliği, şeklindeki açıklamaları, TC laik olmadığını ve diyanetin şeriatın bekçisi olduğunu açıkça ortaya koyuyor..

Konu özet olarak: Türkiye laik demokratik eşitlikçi bir ANAYASA ile mi, yoksa tersi laik demokratik eşitlikçi olmayan, kadını insan yerine koymayan, ‘’AKP nin’’ BABA-YASASYI ile mi yönetilecek..??

 

 

 

Besle kargayı oysun gözünü:

Dün sosyalist düşüncelere karşı,  düşmanımın düşmanı, dostumdur anlayışı ile, dini, İslam’i esrar olarak kullanıp Ortadoğu ve Asya’da Mücahit diye Osama Bin Ladinleri besleyip büyüten ABD ve bazı batılı ülkeler, hakim güçler, şimdi ılımlı İslam projeleri peşinde koşuyor.. 1980 de ABD’nin ‘’bizim çocuklar başardı’’ dediği, sözde Türkiye’de laikliğin cumhuriyetin bekçisi, darbeci generaller  Türkiye’de Anayasaya ve okullara zorunlu İslam/ din dersini koyarak siyasi İslam’ın iktidara yürüyüşünü başlattı. O günden bugüne cami ve din görevlisi, imam hatip, türbanlı sayısı, devletü diyanetin bütçesi bilmem % kaç yüz arttı… TSK’den sonra en büyük bütçelere ulaştı.. Sözde ılımlı İslam’ın konuşulduğu Türkiye’de 1993 Sivas’ta ‘’Allahu ekber’ Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu Sivas’ta yıkılacak sesleri ile ve diyanetli devletin koruyucusu,,,, istediği yere yarım saate çıkarma yapan TSK denetimi altında,, 12 saat diri diri 35 insan yakıldı..  Anayasa gibi en öneli, bir yasada  değişikliğinde hiç bir Alevi kurumunun başka inanç veya inançsızların görüşü aldındı mı ? Hayır… TBMM aldığı anayasa değişikliği usulen bile yanlıştır..  Anaysa mahkemesinden dönmezse insan hakları mahkemesinden döner..

Erdoğan ve Gül’ün hocası, Fet-ullah Gülen’in: ‘’sinsi sinsi çalışacağız, gerekirse göstermelik başımızı açacağız, içki içeceğiz, sonunda Allah’ın izini ile, Türkiye’ye geri dönmeyecek şekilde şeriatı getireceğiz, devleti FET edeceğiz‘’’ dediği video kaseti ortaya çıkınca Amerika’ya kaçmıştı.. Edoğan’da onun yanına gidip ondan sonra AKP yi kurmuştu.. Fet-ullah Gülen 9 yıldır Türkiye’ye  giremiyor/gelmiyor.. Merak etmeyin, zorunlu din dersi ile iktidar olan AKP yakında hocaları Fetullah Gülen’i de kışlasına getirir..

 

 

AKP, MHP, Sünni, Sii bilinen siyasi İslam’ın aşırısı, ılımlısı, hepsi piyon,, Türkiye’de ‘’Türban Allah’ın emri’’diyen devletlü diyanetten, başka daha büyük güç yoktur.. ‘Türban Kuran’ın emri’ Kuran değişmez, Allah kelamı denildiği sürece İslam’ın gideceği yer dünyanın neresinde olursa olsun şeriat düzenidir. Buna ‘’Allah’ın emrine’’ uymayan kadın erkek, katledilmesi gereken‘’kafirlerdir’’. Devletli diyanetin başkanı, Bardakoğlu’nun Kuran ayeti çok sadece bir tek ayet örnek verelim.. Maide / 44. Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.  (kafirin katli vaciptir.)

 

 

 

İslam da Kuranda Türban..

Aşırı veya ılımlı, Sünni veya Siia bilinen İslam’ın, böyük alimleriAllahı Kuranı Peygamberi (AKP’ yi) kaynak gösterip,  Ey Muhammed veya Ey inanç edenler, 3’er 5’er 10’ alabileceğiniz kadınlarınıza söyleyin dediği, 2-3 sınıf gördüğü kadına 2 çeşit örtünme TÜRBAN sunuyor.;  

 

Birincisi Nur suresi 31. ayeti özet: ‘’ baş-örtüsünüz göğüs açığınızı (memelerinizi) kapatacak şekilde örtün’’ ayetine dayandırıyor..  Saç telleri ve çenesinden göğüslerinin üzerini  örten ‘hijab’ yani Türkiye’de sözde ılımlı İslam’ın gündemdeki türban.

İkincisi: Ahzâb 59 ayetini kaynak gösteriyor özet: dışarı çıkarken tanınmayacak şekilde üstünüze bir örtü alın,, buna dayanarak bu görüş, baştan tırnağa kadının tanınmayacak şekilde bir ‘burka’ çarşafla örtünmesini öngörüyor..

 

İslam alimlerinin anladığına göre,, bu ayetteler de aslında BAŞ Arapça ‘res’ kelimesi geçmiyormuş ‘hımar’ örtü kelimesi geçiyormuş ve aslında bu ayetler sadece Muhammed’in hanımları . (maazallah nikahlı 13 tane gerisini Allah bilir ) içinmiş, fakat Kuran’a kalem oynatanlar çok olmuş.  Ayrıca o zamanlar, Arap ve başka mümin kadınlar, Kabe’ye, namaza yarı çıplak duruyormuş, kadınlara özgürlük getirmek için ‘AKP’ kadınların türban/çarşafa bürünmelerini uygun görmüş..

 

Ayetlerini detaylarına, yorumlarına burada daha fazla girip kimseyi rencide etmek istemiyorum.. Şu ana kadar söylediklerim, benim değil, İslam alimlerinin yorumu..  İsteyen kendi araştırsın..  İslam alemleri ve ilahiyatçıları vs. bir defa bu 2 ayettin yorumunda hem fikir değil.. Biri bunların bilinen türban başörtüsü ile hiç ilsisi yok memelerinizi yabancı erkelere göstermeyin, dışarı toplum içine çıktığınızda üzerinize bir dış örtü/giysi alın, şallak dolaşmayın diyor. Diğeri kadın/kızlar (9 yaşından itibaren) aile içinde türban, dışarı çıkınca, kim olduğu belli olmayacak şekilde burka/çarşaf giyecek diyor.. Hangi yorum doğru… ??

Kuranda kadın ve türbanla ilgili ayetleri çıkarıp okuması için eşime verdim.. Bu ayetlerde türbanla ilgili bir şey yok ki, sadece kadını aşağılıyor dedi..  Fazla yorum yapmak haddimize değil.. Umarım İslam alimleri bir karar kıramadığına göre Anayasa mahkemesi doğru bir karar kılar..

Anlayacağınız Kuran’da kadın ve örtünme konusu çok karışık.. Bu nedenle bazıları şeytanın ayet okuduğu gibi tersinden okuyor…

 

Fakat Kuran’da, Adem oğulları (erkeler) için ayetler açık ve net örnek: A’râf 26 ayeti  “Ey Âdem oğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık…. Şeyinizi sallayıp gezmeyin diyor.. Kim yazmışsa eksik yanlış yazmış, yine kadını insan yerine koymamış, kul hata eder, HAK bağışlar.. Oynamadı değil ya, bir kalem oynadın Ey Âdem oğulları  yerine Ey insanlar yazın, Ademe tanınan hakkı, Hava’ya da tanıyın.. Bırakın siz AKP’yi, başörtüsü türbanı..  Dünyada genel herkesin kabul gördüğü bir edep kuralı oluşmuş, Kura’na,: Ey insanlar toplum içinde ayıp yerlerinizi  örtün.. yazın,, gerisini kimse kimseye dayatmasın…

 

Yine İslam alimlerine göre, başörtüsü/türban İslamiyet’te bulunan 32 farz vb. zorunlu şartlar arasında yoktur deniliyor.. O zaman türbanı inancım gereği diye şart koşmak, dayatmak, bunu Anayasaya yazmak İslam’a aykırıdır…. Namaz İslam’da olmazsa olmaz farz, şart olarak bilinir. Kuran namazı bile, kazaya bırakıp, sonra kılınabilir diyor.. Ayrıca Kuranda  Nahl (16) 115.

 ayette: domuz eti  ile ilgili ve başka ayetlerde ‘’..İstemeyerek yaptığınız davranışlar için Allah affedicidir..’’ diyor. Yani herhangi bir sebepten dolayı inananın ibadete mani olunuyorsa bunun günahı, inananın değil, mani olanındır, deniyor…

Kısaca türban takıp takmamanın Kuran’a göre günahı, sevabı, vebalı, cezası yoktur. Buna rağmen inancım gereği diye, inat edip dayatmanın hiç bir mantıklı gerekçesi YOK.. Kurana göre çağdaş yasalar nedeniyle, istemeyerek birkaç saat başörtüsüz kalmanın günahı da yoktur.. Varsa bütün günahları yükleyin ben götürürü yakarım..   Bu nedenle kimlik kartı için başörtüsüz resmi çektirmem, okul askeriye veya kamu sektöründe çalışanların ilahi başörtüsü istiyorum dayatması, okullarda zorunlu din dersi vs. başka inançlara ve inanmayanlara karşı bir dayatma, onları zorla asimle etmek ve saygısızlıktan başka bir şey değildir.. Özgürlüğün sınırı başkasının özgürlüğünün sınırına kadardır..

 

‘Öbür dünya’’ için tüm inanç ve bu inançlara inanlar istediği kuralı getirebilir, özel hayatlarında kişisel buna uygun bu dünyada inançlarının gereğini yapabilir..  Aynı toplum içinde bir kişi dahi olsa kendi inancını başkasına dayatamaz.. Devlet bir inancın sembolünü ibadetini vs. inanç özgürlük hakkı olarak anayasaya yazıyorsa,, başka inanç,  ve inanmayanların da hakkını yazmalıdır… Dini siyasi, sosyal ekonomik haklar birbiri ile çeliştiğinde, çelişiyor.. Akıl mantık herkesin OK diyeceği ortak yol aranır.. Kimse 1400 yıl önce geçerli olan kuralları, inancımın gereği diye tüm topluma dayatamaz, bunu anayasaya şart olarak koyamaz.

 

Bugün inancı gereği diye:

  1. Başörtüsü isteyen  yarın çarşaf isteyecek..
  2. Nikah düşer diye erkeğe selam, vermem elini sıkmam diyecek.
  3. 9 yaşındaki ile nikah isteyecek….
  4. Kadınlar yarı hisse alsın diyecek
  5. Kimlik pasaport diploma  vs. için çarşafsız fotoğraf çektirmem diyecek.
  6. Kitaplarda yarı çıplak resim, sokaklarda,  iç elbisesi mayo resmi/reklamı istemeyecek
  7. 2 kadın ancak bir tanık yerine geçer diyecek
  8. Hırsızın eli, yalan söyleyenin dilini, dinsizin kellesi kesilsin diyecek
  9. Kadın bilmem ne düşkünü deyip, kız çocuklarını da sünnet etmek isteyecek..
  10. Yahudi, Hıristiyanlar başka inançta olanlar Müslüman’a dost olamaz diyecek
  11. Muhammed son peygamber Kuran son kitap Allah’ın emri gerisi kafir diyecek
  12. Erkek veya kadınla aynı sınıfta, otobüste tirende uçakta, mekanda olmam diyecek
  13. Doktor olup inancım gereği erkek veya kadın hastalara bakmam diyecek
  14. Kadına türban verdin, eşitlik özgürlük bende sarık marık isteyecek..
  15. Muhammed’in 13 tane vardı, çok ‘avrat’ nikah isteyecek, 3 defa boşsun deyip atacak..
  16. İnancım gereği kadın tersi erkek öğretmen, doktor, hemşire, memur, vs. istemem diyecek..
  17. Her yerde haremlik selamlık isteyecek..
  18. İnancı gereği kendi kitabını Kuran’ı, İncili vs. anayasa yapmak, isteyecek..

Örnek inançları gereği Hindistan’da cinsel organlarına taş bağlayıp çıplak gezen erkeler var. Okulda resmi işyerlerinde mecliste, inancı gereği böyle gezmek çalışmak isteyenlere izin verilecek mi?     Hak için olsun. Atam Bacım…Alevi Beş Kızıl Taşız,, Bizim gözümüz kusur görmez..Gördüğünü de gözüyle örter.. Fakat sen kusur görmeden örtebilecek misin??..

 

 

TC laik değil, Aleviler laiklik istiyor..

Türkiye’de milyonlarca Alevinin de verdiği vergi ile yapılan camide, ve o vergiden maaş alan imamın arkasında namaz kılıp, sonra kadınının başına çarşaf geçirip, ben namuslu dindarım, sen namusuz dinsizsin mesajı verip, başkasının rızkıyla Müslümanlık taslamak en büyük ayıptır.. Ayıp diye bir şey biliyorsan, sen önce bu ayıbını ört.. Kadının saçında başında ayıp bir yan yok..

Türkiye’de Aleviler inançlarının resmen tanınmasını, cemevi yapmalarına yasal izin verilmesi,   zorunlu din derslerinin kaldırılmasını, diyanetin kapatılmasını, inançların eğitim, ibadet tüm faaliyetlerini kendi finanse etmesini, kamu alanının inançlardan tamamen arındırılmasını istiyor..

İktidar Alevilerin bu istemlerini hiç dikkate almıyor, fakat benim inancım gereği diye türbanı anayasaya koyuyor..  Şu anki haliyle TC zaten laik değildir, Aleviler laiklik istiyor..AKP ve MHP ise, böyle alıştıra alıştıra ‘Türk İslam Cumhuriyeti’ kurma yolunda ilerliyor..

 

Dünyada ne kadar insan varsa o kadar inanç vardır.. İnancın sınırı yoktur.. Her inancımın gereği diyene, her istediğini yapma izini verecek misiniz?

 

EVET’se: İnanan inanmayan herkese eşit demokratik hakları verilmeli,, ve anayasal güvence altına alınmalıdır… Seninki anayasal hakta, başkasının ki Hak değil mi’?  TC hükümetleri ve AKP iktidarı bugüne kadar inanç bazında Alevilere, yasal/anayasal hangi hakkı verdi.. ? Hiç..

 

HAYIR’sa: herkese eşit adaletli, demokratik, davranılmalı, bana verilmeyen hak sana da verilmemeli.. Veya en azından genel insan haklarına, uyan  bir SINIR konulmalı.. AKP MHP bu sınırı koymak,, için hangi Alevi veya başka inanç, inanmayan kişi kuruma sorup görüşlerini dikkate aldı.? Almadı.. 6 günde oldu bitti işi,, AKP’nin kitabına uyabilir fakat insan hakkına, hakikate uymaz…. Bu vurdum duymaz tavrıyla AKP iktidarı Türkiye’de toplumsal barışı tehlikeye atıyor..

Aleviler güncel türban konusunda şöyle bir  formülü kabul edebilir: Kamu hizmeti veren  veya zorunlu kamu hizmetinden yararlanan vatandaşlar, hizmet esnasında açıkça ve sürekli belirli bir din inanç veya siyasi görüşün giysi, sembolünü, vs. taşıyamaz, bunun dışında ki alan ve zamanlarda, taşımakta yasalar çerçevesinde herkes reyine hürdür.. (Yani vergiden maaş alan kamu hizmeti veren memurlar ve zorunlu kamu hizmeti verilen devlet okulları, askeriye vs. kamu hizmetinden yararlanan öğrenciler vs., mesai saatlerinde, türban siyasi sembol vs. taşıyamaz..)

 

TBMM türbanla ilgili aldığı son anayasa değişikliği kararı, hiç kimseyi, kararı alanları dahi tatmin etmiyor… Bu karar birçok gereksiz hukuksal, toplumsal sorun yaratır… Umarız anayasa mahkemesi tüm bu kaygıları, hakları haksızlıkları dikkate alarak, meclisin aldığı bu kanunu geri çevirir..

 

Türkiye’nin en önemli sorunu türban değildir.. başta demokrasi, emekçilerin hak ve özgürlükleri Alevi sorunu, Kürt sorununa barışıl demokratik bir çözüm getirecek,  Türkiye’de  tüm katmanların sorun ve istemlerini görüşleri dikkate alan en geniş toplumsal mutabakat, uzlaşma ile yeni demokratik bir Anayasa reformu yapılarak Türkiye’nin önü açılır…Türbanda tartışma konusu olmaktan çıkar.

Türkiye’de Alevi Sünni, dinli dinsiz, Kürt Türk, kadın erkek, yaşlı genç tüm canların böylesi çağdaş yeni bir anayasa istemi etrafında birleşmelidir.

 

 

11.02.2008

Feramuz Acar / Danimarka

fa@alevi.dk

 

‘’İşte KURAN, İşte KADIN, İşte TÜRBAN’’

Mümin kadın kapanmalıdır.  

 

Kur’an’ın bir çok ayeti ‘’”Ey iman edenler, Kadınlarınıza, veya  Ey Muhammed kadınlarına söyle,,’’  diye başlar. Kuranda Allah kadılara erkekler aracılığı ile 2-3 şahıs sınıf insan olarakseslenir..  (Altta birkaç ayetten örnek)

İnancım gereği başımı örtüyorum, türbana özgürlük diyenler,  işte kuran, işte ‘kadın’, işte türban,

Anayasanın neresine isterseniz orasına bağlayın…

  

 

Nisa 43:

Ey iman edenler! Siz sarhoş iken -ne söylediğinizi bilinceye kadar- cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya bir yolculuk üzerinde bulunursanız, yahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse, yahut kadınlara dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır

(Kurana göre kadın pis.)

 

 

MÜMTEHİNE 10:

Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları, imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kâfirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helâl değildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar.

 

 

Nur 31:
“Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. (Baş) örtülerini, yakalarının üzerine 
vursunlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları,kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz”

 

 

Ahzâb 59:

Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınmaması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
 

 

Ahzâb 49:

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp da, henüz zifafa girmeden onları boşarsanız, onları sayacağınız bir iddet süresince bekletme hakkınız yoktur. O halde onları (bir bağışla) memnun edin ve onları güzel bir şekilde serbest bırakın.

 

 

Ahzâb 32:

Ey Peygamber hanımları(maazallah nikahlı 13 tane) Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah’tan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Güzel söz söyleyin.

 

 

Talâk 4:

Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Gebe olanların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları (doğum yapmaları)dır. Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.  (Kadın sadece erkeğin dölünü taşıyan hamal mı ??) 

 

Nisa 34:

“Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah’ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür”

 

Nisa 34: (Diyanet çevirisi):

“Allah’ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarf etmelerinden dolayı, erkekler, kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah’ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinde endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa onların aleyhine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce’dir, Büyük’tür.”

(Çevirideki “serkeşlik”, ayetteki “nuşuz”un karşılığıdır. “Serkeşlik”, Türkçe sözlükte şu anlamdadır:”kafa tutma, baş

 

Nisa 128:

” Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında onlara günah yoktur. Sulh (daima) hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve Allah’tan korkarsanız şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. “

(Not: Erkegin hakkı ile kadınınkiler arasındaki farka dikkat! Erkek dövebilir, ama, kadın sulh yapmaya mecbur!)

 

Bakara 228:

“Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde belli hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler.”

 

Nisa 3:

“Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.”

A’râf  26:

Ey Âdem oğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takvâ elbisesi… İşte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın âyetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi). Bazılarının zihniyet bozuk, ayıp yeri başında herhalde) 

Nûr 60:
Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların, zinetleri (yabancı erkeklere) teşhir etmeksizin (bazı) elbiselerini çıkarmalarında kendilerine bir vebal yoktur. İffetli davranmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir.

Bakara 230:

Eğer erkek kadını (üçüncü defa) boşarsa, ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helâl olmaz. Eğer bu kişi de onu boşarsa, (her iki taraf da) Allah’ın sınırlarını muhafaza edeceklerine inandıkları takdirde, yeniden evlenmelerinde beis yoktur. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Allah bunları bilmek, öğrenmek isteyenler için açıklar. (Bu ayet 3-9 şart Hülleyi anlatıyor.. Parentes içinde olan 3 defa sözü sonradan eklenen yorum)

 

 ……………………….

 

Ahzab 36:

Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

 

Maide 45:

Tevrat’ta onlara şöyle yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş (karşılık ve cezadır). Yaralar da kısastır (Her yaralama misli ile cezalandırılır). Kim bunu (kısası) bağışlarsa kendisi için o keffâret olur. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir.

 

Maide  8:

Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab’ı (Kur’an’ı) gönderdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet… (Kuran önceki kitap Yahudiliği korumak için gönderilmiş ?)

 

Maide  44:

Kim Allah’ın indirdiği (hükümler kuran) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.

 

Gökten zembille indi

(Kurandan alıntı).

 

AKP ve Türban Davası.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın