ABİK, İSLAM’IN SANCAĞINI SALLAMAYI BIRAKMALIDIR.

ABİK, İSLAM’IN SANCAĞINI SALLAMAYI BIRAKMALIDIR.

Alevi Bektaşi İnanç Kurulu (ABiK başkanı Hüseyin Güzel) adına 4 Ağustosta, “4 temmuz Hacıbektaş Deklarasyonuna” karşı misilleme olarak yayınlanan sonuç bildirgesi, hem kendi kendisiyle, hem de Alevi yol erkanın ile çelişkilidir. Yıllardır söyleye söyleye dilimizde diken bitti, amacım yol erenlerini incitmek değil, yanlış gördüğüm irin zihniyete diken batırmaktır.

BİRLİK?
ABİK hem “ Alevi örgütlerindeki kırgınlıkların, dağınıklığın” giderilmesinden bahis ediyor, hem de, uzlaştırıcı kucaklayıcı birleştirici olmak yerine, illahi benim dediğim olacak mantığı ile hareket ediyor. “4 Temmuz Hacıbektaş Deklarasyon” çalışmaları 3 yıl önce ABİK yokken başladı, 300’e yakın Alevi Piri araştırmacı yazar yönetici katkı sundu ve ABİK’te yer alan dedelerin birçoğu da bu çalışmalara katıldı. Bu çalışmaya sahip çıkıp tüm kurumlar Aleviler birlikte geliştirmek yerine, hiçe saymak, yeni yol erkan hazırlanmasını sadece EY, ND, 2 dedenin inisiyatifine bırakmak, akla ayanımdır?
Bu yaklaşım sorunları “Alevi yol ve hal diliyle gidermek” değildir.
ABİK’ Hem Alevi yol, “erkânlarındaki farklılıkların, yozlaşma düzeyine ulaştığından, karartıldığından” “dedelerin inancının mahalle baskısını taşıyamamış ve (İslam’dan) oldukça etkilenmiş” asimle olmasından, söz edip, hem de “Yol bir, sürek bin bir” diyerek, ısrarla yayınladığı bildiride İslami asimilasyon unsurlarını savunarak bu yozlaşmayı sürdürmektir.

İSLAMCILIK
ABİK sonuç bildirgesinde “Halife babalardan” söz ediyor Alevilikte halifelik mi var? Kimimmiş bu halifeler çıksın ortaya da görelim bilelim.
ABİK sözde Alevilik tanımı yapılmasına karşı çıkıyor fakat kendisi; “”Alevilik; Hakk-Muhammed- Ali kutsallığını kalbinde taşıyan, Hz.Ali’nin adaletinden ayrılmayan”” diye Alevilik tanımı yapmaya kalkıyor. 21 garılı ganimetçi MuhammeDİN neyi neresi kutsal açıklarmısınız? İslam dini şeriatı, huri cenneti için kelle kesmiş, insan yakmış imam hz. Ali’nin adalet neresinde açıklar mısınız.?
Bir yandan bunları söyleyip, diğer yandan Vahdeti-vücut, Kamili insan, Enek-Hak diyerek büyük bir çelişki içinde odluğunuzu görmüyormusunuz?

KURBAN
ABİK diyor ki “Kurban Aleviler için Hakka yakınlaşmanın yoludur/gereğidir”. Alevilerin Ramazan orucunu tutmaması nasıl Aleviliğin İslam’la ilişkisini koparmıyorsa; Kurban Bayramı’nı kutlaması da Aleviliği salt İslam’la anlamamızı sağlamaz.”” Balık başkan koka diye buna derler. Cami imamına sorsak oda aynı cevabı verirdi.
Hakka yakın olmak için, doğru yolda gitmek yetmiyor da ilahi kan mı akıtmak, cana mı kıymak gerekiyor. Bu imam dedelere kestikleri Kurban karşılığında kaç huri mükafat alacaklarını da sormak gerek.

Alevİ yolu; Kendine reva görmediğini başkasına görme, yarın yanağından gayrı her şeyi “bir üzüm tanesini’ lokmayı paylaşmaksa, Alevilikte LOKMA vardır, Kurban da nerden çıktı, cana kıymanın bayramı mı olur. Alevi iseniz kendinize gelin özünüze dönün, deve kuşu gibi başınızı semavi dinlere, İslam’a Arap çöllerine gömmeyi bırakın artık. İslam’sanız Mekke’ye Arafat’ta gidin Kurbanınızı orada kesin, bayramınızda kutlayın, KANınızı Aleviliğe bulaştırmayın.

ORUÇ
ABİK sonuç bildirisinde; “12 imam orucu”, “On iki imamların şehadetlerinden” bu orucun “”imam Hüseyin Kerbela 10 Ekime sabitleştirilmesinden”” bahis ediyor. Deveye demişler boynun eğri demiş ki nerem doğru. Alevilikte 12 hizmet 12 post 12 burçla, insan toplumsal yaşam ve üretimi için yaşamsal önemi olan 12 ay 365 günlük takvimle ilgilidir. Kaynağı Anadolu’da toplumsal yerleşik yaşamın başladığı Urfa Göbeklitepedeki 12 dikili taşlara kadar gider. Cemde 12 hizmete hava ateş su toprak ve Can, doğal yaşam kutsanır, birlik paylaşım edep erkan bilim sevgi kamili insan olma yolu yordamı anlatılır, cem tapınma yeri değildir, kamili insan olmanın okuludur. Alevilikteki 12 kültü; İslam şeriatı huri cenneti, İslam halifeliği için birbirini, kıran, Sünni Şii cami imamları ile hiçbir ilgisi yoktur. Bahis ettiğiniz 12 imamların hiçbiri, sazlı sözlü semahlı, kadınlı erkekli, lokmalı demli, 12 hizmetli bir ceme girmemiştir. Girmişse ispatlayın.? Kerbela vakası İslam Halifelik kavgasıdır, halifelik iddianız varsa, imamsanız Camiye gidin. PİR’seniz Pirliğinizi yolunuzu yerinizi bilin, yolu yoldan saptırmayın.

Alevilikte ki orucun, aşurenin kaynağı 12 imam ve/ya Körbela vakası değildir. Direk doğal yaşamla ilgilidir. Çetin kış aylarının geçtiği (buzul çağlardan beri süregelen), kış sonu, bahar başı, “şubat” Hızır ayında, kışlık erzaklar tükenmeye başlayınca canların, günde bir öğün yiyerek (oruç tutarak) kışı atlatmaları, yine zor kıtlık günlerde ellerinde evlerinde olanı getirip karıştırıp AŞURE yaparak abı hayatı paylaşmalarıdır. Bu bugünde sadece Aleviler değil, tüm insanlık için sembolik olarak çok anlamlıdır. Alevilikte Oruç, Aşure, Hızır vs. hepsi şubat ayının 2 haftasına bağlanmalıdır. Bunu önerin ve bu yıldan itibaren uygulamaya koyun. İslam’ın şerrinden zorundan kurtulalım.

SİYASET
ABİK bir yandan Alevi dergahlarının geri verilmemesi, zorun din dersleri, Aleviliğin ve cemevlerinin tanınmaması, diyanet, Asimilasyon AKP’nin şeriat devleti kurmasından vs. bahis ediyor, diğer yandan Hacıbektaş deklarasyonunu ideolojik ve siyasal içerikli olmakla suçluyor. Bu sorunları hepsi siyasidir, Alevilerin siyasi bir duruşu mücadelesi olmalıdır yoksa aleviler hiçbir hak elde edemez. ABİK bunları gülbank okuyarak mı elde edeceğini sanıyor. Bugüne kadar Alevilerin hangi hak ve talebini gülbank okuyarak elde ettiniz. Okuyun bir hak kazanında kerametinizi görelim. ABİK esas bu tür yaklaşımlarla kendisi Aleviliğe/toplumuna “üstten (bir Türk İslam siyasi bir) yön verme yöntemini” seçiyor. Bildiride dile getirdiği “Eşit Yurttaşlığı” Alevilerin Türk-İslam’a tam asimile olma eşitliği olarak algılıyor herhalde?

Saygılarımla
Feramuz Acar 23.8.2017

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::

ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU 4. OLAĞAN TOPLANTISI
SONUÇ BİLDİRGESİ
04 Ağustos 2017 tarihinde Hacıbektaş ilçesi Bağcılar Cemevinde Hüseyin GÜZELGÜL başkanlığında toplanan ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU; yapılan çalışmalar, Türkiye’nin yaşadığı sürecin Alevilere etkileri; Bir grup Alevi aydının yayınladığı ve Alevi kamuoyunda tartışılan“Hacıbektaş Deklarasyonu”; Alevilerin inanç, ibadetlerini sürdürebilmeleri için İnanç kuruluna düşen görevler; erkânlarımızın düzenlenmesi ve cemevlerimizin sorunları ve dergâhlarımızla ilgili taleplerimiz hakkında değerlendirmeler yaparak, çeşitli kararlar aldı.
YAPILAN DEĞERLENDİRMELER VE ALINAN KARARLAR:
GÖNÜLLERİ BİRLEŞTİRMELİYİZ
Alevi ibadetinin en önemli bölümlerinden birinin “Birlik” olduğuna vurgu yapılarak, Aleviler ve
Alevi örgütlerindeki kırgınlıkların, dağınıklığın, Alevi hak mücadelesi için bir zaaf oluşturduğu
gibi; inancın yerine getirilmesi açısından da bir eksilik oluşturmaktadır.
Dargınlıklar, kırgınlıklar Alevi yol ve hal diliyle giderilmeli; gönüllerin razı olduğu bir birlik için
ABK ve hizmet eden pirler, dedeler, analar duyarlı olmalıdır.
HACIBEKTAŞ DEKLARASYONU “ HAKKINDA ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU’NUN
GÖRÜŞLERİ
Kamuoyunda tartışılan ve “HACIBEKTAŞ DEKLARASYONU” adı ile anılan deklarasyonla ilgili gelişmelere ABK İnanç kurulunda değerlendirilmiş ve daha önce yapılan basın açıklamamızda da
belirttiğimiz görüşler üzerinde anlayış birliği sağlanmıştır.
Bu çerçevede: Bu bildirge ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU’nun görüşlerini yansıtmamaktadır. ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU Aleviliğe dair “Yol bir, sürek binbir“ ilkesini benimser. Buradan yola çıkarak, adı geçen deklarasyonda, katıldığımız ve katılmadığımız görüşler bulunmaktadır.
Bizim Aleviliğe yaklaşımımız bildirgede yer alan esas ve sonuçlarla uygunluk göstermemektedir.
ABK, Aleviliğe bakış ve algısını kendi iç yönetmelik/tüzüğünde(*) ifade etmiştir. ALEVİ BEKTAŞİ
İNANÇ KURULU, Demokratik Alevi derneklerinin çabalarıyla; Pirlerin, Dedelerin, Anaların, Halife
Babaların içerisinde yer aldığı, özerk bir kurumdur. Hedefi; Aleviliğin cümle zenginliğini kucaklayan, birleyen ve kadim yolumuzu sürdürme gayreti içerisinde olmaktır. Bununla birlikte; sadece bu deklarasyonla sınırlandırmadan; Alevi inancının dokusuna, gerçeğine aykırı; özellikle ideolojik ve siyasal içerikli yapılan ve yapılmak istenen yaklaşımları ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU olarak asla kabul edemeyiz.
Esas itibari ile -hazırlayanların niyetinden bağımsız olarak- bu deklarasyonun asıl problemi; görüş açıklamaktan çok, Aleviler adına tanım yapma ve üstten bir yön verme yöntemi kullanılmış olmasıdır. Ayrıca bu deklarasyon ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU ve Alevi Örgütlerinin görüşü gibi algı yaratılmıştır.
***ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU’nun Aleviliğe dair bakış açısı kendi iç yönetmeliğinde aşağıdaki gibi yer almaktadır.
[……….]
[ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU iÇ YÖNETMELİK; İLGİLİ BÖLÜMLER]
BAŞLANGIÇ
(Genel Esalar)
Alevilik; Hakk-Muhammed- Ali kutsallığını kalbinde taşıyan, Hz.Ali’nin adaletinden ayrılmayan,
temelinde insan sevgisi bulunan, her dine, mezhebe, inanca saygı duyan ve hoşgörüyle bakan, dil,
din, ırk, renk farkı gözetmeyen, eline, beline, diline sahip olma ilkelerini şart koşan ve bunu muhasiplik kurumu ile gerçekleştiren, gelmek isteyen inançlı insanları çatısı altına alarak manevi
ihtiyaçlarını gideren, insanları yasadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, eşitlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, şeriatın bağnaz kurallarına bağlı olmayan ve onu reddeden, asıl doğruluk, kemali dostluk, cevheri merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvesi sevgi hamuruyla yoğrulmuş, insan-ı kamil yani erdemli insan yaratmayı öngören, korkuyu aşıp sevgiyle Tanrıya yönelen, En-el Hak ile insanın özünde tanrıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinden Vahdet-i Vücut’a (Varlık Birliği) varan, edep ve ahlaklılığı yaşamının temeline koyan, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hem de irfaniliğin mayası bulunan, kişinin ahlak ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, dini biçim ve şekil olarak değil, inanç olarak algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve Batıni özelliğiyle evrimleştiren, akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi’nden alınan ilhamla yürüten canların inanç sistemidir.
BÖLGE ÇALIŞMALARI DEĞERLENDİRMESİ: ERKANLARDAKİ FARKLILIK YOZLAŞMA
DÜZEYİNDE
Alevi Bektaşi İnanç Kurulu üyelerinin, çeşitli bölgelerde yaptığı; toplantı, cem, muhabbet ve kişisel görüşmeleri sonrası; kimi bölgelerde ki, cem ve hakka yürüme erkânlarındaki farklılıkların, yozlaşma düzeyine ulaştığı değerlendirilmiştir.
Bu konuda hazırlanacak erkânnamelerin, Alevi örgütlerinin de çabası ile hızla uygulamaya konulması gerekmektedir.
ABK olarak tüm bölgelerimizde erkânnamelerin uygulanmasını kolaylaştırmak için eğitim çalışmaları yapılacaktır.
ERKANLARDA YAPILAN DÜZENLEMELER TEK TİPLEŞTİRMEYİ HEDEFLEMİYOR
Alevi inancı, yolu, ibadet ve erkânları günümüze kadar “el ele el hakka” desturu ile gelmiştir. Gerek Alevi toplumunun yaşadığı göçler, gerekse sözlü ve yazılı kaynaklarında yaratılan karartmalar, Alevi toplumu arasındaki muhabbeti sekteye uğratmıştır. Bununla birlikte ocak ve dergâhlarda ibadetin yürütülmesindeki aksamalarda, yeni kuşaklara ritüellerin aktarılmasında sorunlar yaratmıştır.
Tüm bunlara rağmen; özellikle, köyden kente Alevi inancının temel değerlerini taşıyan yaş gruplarında; inanç bu değerlere uygun olarak yürütülmektedir. Burada Aleviliğin sözlü ve yaşayarak aktarılma geleneğinin önemi büyüktür.
Buradan yola çıkarak, gelecek kuşaklara erkânlarımızın ve ritüellerin sözlü aktarılmasında yaşanabilecek sorunları aşmak için; farklı ocak ve yörelerdeki erkânları yok saymadan, genel hatlarıyla ve yine ocakların kendine göre eklemeler ve düzenlemeler yapabileceği; ancak çatı ve temel değerler açısından örnek olabilecek erkânnamelerin hazırlanması; hazır olanların yayınlanması gerekmektedir.
Erkanların uygulanması konusunda dayatma tutum ve anlayışı yerine; örnek çalışmalar hazırlanarak ve eğitimleri verilerek; geliştirici, kılavuzluk edici bir yöntem kullanılacaktır.
İvedilikle üzerinde yoğunlaşılması gereken erkânnameler; HAKKA YÜRÜME erkânı ve CEM erkânı olmalıdır.
CEM’LERDE ALEVİ DİLİ, FORMU KORUNMALIDIR
Alevi ibadetinin temel unsuru CEM’dir. İnancının değerlerini yaşamının içinde ve her anında sürdüren Aleviler, yörelere göre en az yılda bir kez bir araya gelerek cem yaparlar. Günümüzde yaşadıkları mahallelerde ve köylerinde yaptıkları cemeveleri ile bu “BİRLEME”nin olanakları artmış, Aleviler daha çok cem yapabilir olmuşlardır.
Yöresel uygulama farklılıklarının yanı sıra; çerağ, dar, gülbank, deyiş, nefes, semah vb. unsurlar tüm ‘Süreklerde’ Cem’i oluşturan temel ritüellerdir. Aleviler yaşadıkları coğrafyalarda, farklı nefes ve deyişlerle; farklı enstrümanlarla; semahlar farklı dönerek ve farklı cem erkânları ile “Cem Birlemiş” olsalar bile; müziğinden sözlerine, erkanlarından, semahına; ortak bir formu kullanmışlardır. Belki de herkesin aradığı “öz” budur…
Elbette, Dersim Kızılbaşlarının cem ritüelleri ile Tahtacıların, Balkanlarda, Babagan Bektaşilerin Cem formları, semahından, deyişlerine, diline farklılık gösterir. Lakin yalın bir gözle dahi bakınca ikisinin de ortak bir ‘göze’den beslendiğini görebilirsiniz.
Günümüzde diğer erkânlarımız uğradığı, kentleşmeden ve göçlerden kaynaklanan hızlı deformasyon; Cem erkânına da yansımıştır. ‘El ele el hakka’ desturu ile yetişmeyen, Cem ve muhabbetlerle beslenmeden yetişen ve pişmeden hizmet yürütmeye kalkan; dede, pirler, analar; özellikle Sünni inancının mahalle baskısını taşıyamamış ve oldukça etkilenmişlerdir.
Bölge çalışmalarımızı yürüten dede, ana ve pirlerimizin gözlemi; bazı cemevlerinde adeta temel ritüellerimiz yok sayan, görmezden gelen bir cem erkân doğru uygulamaların evrilmesidir. Bu evrimle Aleviliğin, ‘Sürek bin bir, yol bir’ anlayışını aşan bir hale gelmiştir. Burada bizim temel yaklaşımımız; Farklılıklarımızı korumak, ancak temel formun bozulmasına da göz yummak olmalıdır.
Buradan yola çıkarak ortak değerlerimize uygun bir cem erkânı hazırlanması gerekmektedir. En azından, herhangi bir art niyet taşımadan, ama yeterince kaynağa bilgiye, muhabbete ulaşma olanağı bulamadan yola hizmet veren genç kuşak dedelerimizin bulundukları Cemevleri ve bölgeler açısından acil bir ihtiyaç haline gelmiştir. Cem erkanı hazırlanması için Eren YILDIRIM dede ve Nurettin GEDİKOĞLU dede’nin yer aldığı bir çalışma komisyonu kurulmuştur. Bu komisyonun bölgelerde ve ocaklarda yapacağı çalışmalar Alevi Bektaşi İnanç Kurulunda görüşülerek tamamlandıktan sonra, hazırlanacak olan Cem erkânnamesi hızla cemlerimize gönderilmelidir.
KURBAN, ALEVİ İNANÇ VE İBADETİNİN KUTSALLARINDAN BİRİDİR
Alevi ibadetlerini hemen hemen tümünde yerine getirilmesi gereken hizmetlerden birisi de Kurban hizmetidir.
Kurban hizmeti de Alevilik inancının kadim geleneklerinde biridir. Kişinin niyetine, ihtiyacına bağlı olarak birçok nedenle kurban kesilebilir. Birlik, görgü, dar vb. Cemler ile; asker, kavuşma, çeşitli dilekler için adak kurbanları inancımızın bir parçasıdır.
Kurban Aleviler için Hakka yakınlaşmanın yoludur/gereğidir. Hakka yakınlaşmak için ‘Cemal cemale’ gelmek ve lokmalarını paylaşmak gerekir. Tüm Alevi ibadetleri cemal cemale gelinerek yapılır. ‘Cemal cemale’ gelmek ve bir ‘engür tanesini’ paylaşabilecek inceliğe ermek inancımızın temellerindendir. Bu nedenle aslında her lokma bir kurbandır. Kimi zaman bir koç kurban edilebileceği gibi, kimden ne geldiği belli olmayan o hak kazanına bir elma da kurban olarak kabul edilir. Bu hizmet sadece bir canlı hayvan kurban etmek şeklinde algılanmamalı; bir hastaya, ihtiyacı olan bir cana veya bir yakınına, bir cemevimize maddi yardım etmek; bir öğrencinin eğitimine katkı sunmak ve bazen de bir lokmayı bir canla paylaşmak da kurbandır.
Alevilikte her ibadetinin bir zahiri (görünen) bir de batini (içsel- görünmeyen) yönü vardır. Pirlerimiz, rehberlerimiz ibadetimizi şekillerle sınırlandırmadan kadimden günümüze kadar getirmişlerdir. Bizlerde günümüzde Kurban hizmetini yerine getirirken bu şekilcilikten, israftan, doğaya ve canlılara zarar verici boyuta ulaşmasından kaçınarak, her canımızın kendi vicdanı ile bu hizmeti farklı biçimlerde de yerine getirilebileceğini ifade etmeliyiz.
Bu değerlere sahip çıkmak ve Aleviliğin kadim erkânlarından biri olan Kurban hizmetini, israftan
kaçınarak ve paylaşıma denk düşen bir şekilde yerine getirmek inancımıza uygun bir hizmettir olacaktır.
KURBAN BAYRAMI VE ALEVİLER
Alevilikte kurban geleneği, Kurban Bayramını içselleştirip, bütünleşerek günümüze gelmiştir. Kaynağını sadece Sünni İslam geleneğine bağlamak yersizdir. Alevilerin Ramazan orucunu tutmaması nasıl Aleviliğin İslam’la ilişkisini koparmıyorsa; Kurban Bayramını kutlaması da, Aleviliği salt İslam’la anlamamızı sağlamaz.
Diğer yandan Bayramların, birleştirici, yakılaştırıcı, barıştırıcı rolü Alevilik inancının rıza şehrine
uygun değerler taşımaktadır. Aleviler Kurban bayramını, başta ailesinin, yakınlarının ve tüm dünya halklarının barışına, esenliğine katkı sunacak dilek ve hizmetlerle yerine getirmelidir.
12 İMAM ORUCU ALEVİLER İÇİN ÖNEMLİ BİR İBADETTİR
12 imam orucu, Adem’den bu yana cümle Nebilerin yerine getirdiği bir hizmettir. İnsanın kendi iç benliğine yönelmesi, yanlışlarını-doğrularını görmesi, kısaca özünü dara çekmesi sonucu; doğruya, güzele, iyiye yönelmesine davet eder.
Bununla birlikte başta İmam Hüseyin olmak üzere; insanlık değerlerine bağlılığın, zalime karşı olmanın, mazlumun yanında olmanın timsali olarak gördüğümüz On iki imamların şehadetlerinden dolayı; aynı zamanda bir yastır.
Yas günleri ; oruç ve diğer ibadetlerin Aleviliğin özüne, değerlerine uygun olarak yerine getirilmesi; şekle düşülmemesi için ABK olarak çeşitli uygulama, muhabbet, yayın ve açıklamalar ile rehberlik yapılmalıdır.
Diğer yandan 12 imam orucunun hicri takvime göre her yıl değişen bir günde tutulması gerçeklikle örtüşmemektedir. İmam Hüseyin’in Kerbela’da şehadet tarihi olan 10 Ekim baz alınarak yeni ve değişmez bir tarih belirlemek için Avrupa Alevi İnanç kurulu ile de yan yana gelerek bir çalışma yapılmalıdır.
DERGÂHLARIMIZI GERİ İSTİYORUZ
Serçeşmemiz olan Hacı Bektaş Dergâhımız başta olmak üzere tüm dergâhlarımıza el konulmuş;
dergahların çoğu yıkılmış; ayakta olanlarında önemli bölümleri yok edilmiş ve zorla dergahlarımıza cami yapılmıştır.
Hacı Bektaş Veli Dergâhı, “müze” değil Alevi inancının kalbidir. Serçeşmesidir. Dergâhın ibadete kapalı olması Alevi inancına vurulmuş ağır bir darbedir. Alevi örgütleri ve diğer Alevi kesimlerinin de yıllardır dile getirdikleri talepler doğrultusunda Hünkar-ı Pir Hacı Bektaş Veli Dergahı ve yine el konulan Şahkulu, Karaağaç gibi tüm Alevi Dergahları ve kurumları; gerçek sahibi olan Alevilere devredilmelidir.
ÇOCUKLARIMIZIN ASİMİLASYONUNA RAZI OLMAYACAĞIZ, SESSİZ KALMAYACAĞIZ
12 Eylül faşizminin çocuklarımıza dayattığı zorunlu din dersinin kaldırılmasını talep ediyorken; şimdi Sünni İslam’ın öğretildiği onlarca dersle karşı karşıyayız. Üstelik bilimsel, akılcı bir eğitimden de vazgeçilerek, çocuklarımıza Cihat’ın öğretildiği, şeriatçı bir eğitim düzenine hızla geçildiğini görüyoruz.
AKP’nin temsilcileri Televizyonlarda açık açık; “biz yeni bir devlet kuruyoruz” diyorlar. Hepimiz bunun farkındayız! Söz ettikleri bu devlet, dine dayalı bir şeriat devletidir. Geçmişte bizleri niyet okumakla suçlayanlar, -ne acıdır ki- artık bu ülkede demokrasinin, adaletin kalmadığını yaşayarak öğreniyorlar.
Biz Alevi toplumu olarak; bu ülkeyi yönetenleri, bir an önce; Toplumsal huzuru bozmaya yönelik faaliyetlerden; ayrıştırıcı, kindar bir dilden ve çocuklarımızı okullarda asimile etmeye çalışmaktan vazgeçmeye davet ediyoruz.
Bu ülkede toplumsal huzur; siz herkesi susturduğunuzda değil, aksine; ifade özgürlüğü olduğunda; tüm özgürlükler sizin yasaklarınızdan kurtulduğunda; savaş değil barış olduğunda; sizin gibi düşünmeyenleri, sizin gibi inanmayanları da kabullenebildiğinizde gelecektir.
Çağdaş bilimsel bir eğitim; vicdanı terk etmemiş bir adalet; ülkede ve bölgede barış ve bir arada
yaşamın temellerini kuracak özgür toplum, hepimizin geleceğidir.
ALEVİLERİN TALEPLERİ: EŞİT YURTTAŞLIK; ÜLKEDE VE DÜNYADA BARIŞTIR
Toplumsal barış, adalet ve kardeşlik; Eşit yurttaşlık; inanç ve ibadet özgürlüğü, yasakların olmadığı demokratik bir düzen Alevilerin tüm insanlık için talepleridir.
Öte yandan Bizim inancımıza, ibadethanemize karışmaktan ve bize Aleviliği öğretmeye çalışmaktan vazgeçilmelidir. Alevilerin ibadeti Cem’dir; İbadethanesi Cemevidir. Artık bunların tartışılması yersizdir.
BU GÖRÜŞLER ÇERÇEVESİNDE; Alınan kararların yerine getirilmesi için Alevi örgütleri ile birlikte çalışmaların yürütülmesine; erkânnamelerin ivedilikle hazırlanmasına, ilgili komisyonların oluşturulması ve çalışmalara başlanmasına; eğitim çalışmalarının tüm bölgelere yayılarak devam edilmesine ve yaygınlaştırılmasına; PSAKD’nin Gümüldür’de yapacağı Gençlik kampına ABK yönetiminin katılarak hizmet yürütmesine ve bir sonraki inanç kurulu toplantısının İSTANBUL ‘da yapılmasına karar verildi.

Hüseyin GÜZELGÜL
Alevi Bektaşi
İnanç Kurulu Başkanı

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın